BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seyfeddin-i Faruki “rahmetullahi aleyh” -1-

Seyfeddin-i Faruki “rahmetullahi aleyh” -1-

İmâm-ı Rabbani’nin torunu olan bu zât, Serhend şehrinde doğup, orada etti vefat.



Sultan hürmet ederdi İmâm-ı Rabbani’nin torunu olan bu zât, Serhend şehrinde doğup, orada etti vefat. Mübarek babasından tahsil görüp, sonunda, Çıktı çok yükseklere O tasavvuf yolunda. Zamanın sultanını, “Dini yönden” terbiye, Etmek için, emirle gitti sonra Delhi’ye. Lâkin şehre girmeden yanlarında kapının, “Put’a benzer” heykeller görüp durdu ansızın. Buyurdu ki; (Sultana gidip haber veriniz, Bu heykeller kalkmadan, bu şehre girmeyiz biz) “Âlemgir Han”da bunu, “Emir” telakki edip, Kaldırttı o putları, aynı gün emir verip. Talebesi oldu ve gösterdi saygı, hürmet, Verdi dini sahada, yetki ve selahiyyet. Hindistan’da yayılmış her bid’at ve kötü hâl, Onun bereketiyle, ortadan kalktı derhal. Unutulmuş sünnetler, çıkarıldı ortaya, İslamiyet bu yerde, yeniden oldu ihya. Çok devlet adamları, kumandanlar, vezirler, Onun sohbetleriyle hidayete erdiler. Ona öyle saygılı olurlardı ki hattâ, O “Otur” demedikçe, beklerdi ayakta. Sohbetinde, binlerce fasık, facir ve kâfir, Hidayete ererek, kalpleri oldu tenvir. Öyle çok “Kalabalık” idi ki sohbetleri, İzdihamdan kolayca girilmezdi içeri. Hatta bir gün sultanın oğlu şehzade “A’zam”, Geldiğinde gördü ki, kapıda bir izdiham. Kalabalık içinden, “Zor geçerek” o bile, “Güçlükle” şereflendi, Onun sohbeti ile. Hatta öyle oldu ki, sarık düştü başından, Çıkacak gibi oldu, kaftanı arkasından. Akşam avdet edince, babasının yanına, Gördüğü izdihamı, anlattı aynen ona. Sultan bunu duyunca, çok sevinip dedi ki (Allahü tealaya şükürler ederim ki, Öyle büyük bir veli, nasib etti ki bana, Zor girebiliyoruz, bizler bile yanına.) Ve lakin o devirde, biri vardı maalesef, Hiç onun sohbetiyle, olmamıştı müşerref. Kendini bir şey sanan o cahil ve bi-edeb, Bu büyük evliyayı, inkâr ediyordu hep. Bir gece rüyasında, bekçilerden bir grup, Sopalarla bu zatı dövdüler hayli vurup. Dediler ki; (Allah’ın bir sevgili kulunu, Nasıl inkâr edip de sevmezsin hem de onu?) Bu korkuyla uyanıp, nazar etti kalbine, Gördü ki sevgi dolmuş, o düşmanlık yerine.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT