BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir özge insan

Bir özge insan

Prof. Dr. Abdülkadir Karahan dün ebedî mekânına ailesi, yakınları, öğrencileri ve sevenleri tarafından uğurlandı. 1980’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okumaya başlarken Klasik Türk Edebiyatı Kürsüsü Başkanı olan hoca, bizim de derslerimize giriyordu.



Prof. Dr. Abdülkadir Karahan dün ebedî mekânına ailesi, yakınları, öğrencileri ve sevenleri tarafından uğurlandı. 1980’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okumaya başlarken Klasik Türk Edebiyatı Kürsüsü Başkanı olan hoca, bizim de derslerimize giriyordu. O, Fuat Köprülü’nün talebeliğini yapmıştı. İlmî titizliği buradan geliyordu. Kendisini üç yıl önce ağır bir rahatsızlık geçirdiği zaman yattığı Cerrahpaşa Hastanesi’nde Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın’la birlikte ziyaret etmiştik. Bu rahatsızlığın ardından Etiler’deki evinde istirahat eden hoca iki defa daha hastaneye kaldırılmış, bu yılın Nisan ayında da bacağından ameliyat edilmişti. Mülakat yapma istediğimizi kırmayan hoca rahatsızlığına rağmen sorularımıza cevap vermişti. Eskideki yenilik Klasik Türk edebiyatının tanıtılmasında ve yaygınlaşmasında büyük emekleri olan hoca, bu konuşma esnasında eski Türk edebiyatı deyiminin yanlış olduğunu, asıl doğru telaffuzun “Klasik Türk Edebiyatı” olması gerektiğini söylüyordu. Hiç kimsenin Fuzuli, Nedim, Baki, Nabi ve Şeyh Galip gibi sanatkârlarımızı küçümseyemeyeceğini belirten Karahan, bu şairlerin eserlerinin üzerinde iyice durulması gerektiğini ısrarla vurgulamıştı. Ona göre Klasik edebiyatımız dünya çapındaydı ama biz bunu gösteremiyorduk. Hoca, edebiyat metni incelemelerinde yaptığı yeniliği şöyle anlatmıştı: “Ben ilk defa kitabımda ‘Fuzuli’nin Psikolojisi’ adlı uzun bir bölüm yayınladım. O zamana kadar şairlerin psikolojisi tetkik edilmiyordu. Köprülü ve Ziya Gökalp gibi değerli bilim adamlarımız bize tarih ve sosyal hayat bakımından edebiyatımızı ve sosyal varlığımızı daha iyi anlamamız için büyük yardımlarda bulunmuşlardır. Fakat psikoloji ve estetik bakımından bir şey yapılmamıştır. Önemli olan bir eseri tam anlatabilmek için sahibinin psikolojisini, estetik ölçüsünü, güzellik anlayışını anlayıp anlatabilmektir. Eserin içindeki hayal alemini, muhtevayı ve fikri vermektir.” Hastane ziyaretleri Karahan hocayı hem Cerrahpaşa da hem de Çapa hastanelerinde defalarca ziyaret ettik. Bu ziyaretlerde Karahan hocanın oldukça dinç ve zinde bir beyinle Türkiye’deki ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip ettiğini görüyor, şaşırıyorduk. “Nev-i şahsına münhasır” bir derya olan Karahan, bir âlimdi, bir alemdi. Azmi, gayreti, çalışkanlığı ve hassasiyeti ile farklı bir dünyadan sesleniyordu adeta. Bir yayınevi hocanın sağlığında makalelerini kitaplaştırmayı düşündü ancak geçekleştiremedi. Şimdi bu proje geliştirilebilir. Muhtelif ansiklopedilerde, basın ve yayın organlarında Karahan Hoca’nın 4 binden fazla makalesi yayınlandı. Bunların toparlanıp iyi bir şekilde konularına göre tasnif edilmesi ve kitaplaştırılması, kültür hayatımıza ve edebiyat dünyamıza büyük bir katkı olacaktır. Yayıncılardan bekliyoruz. Bir devrin sembol hocalarından olan Abdülkadir Karahan Hakk’a yürüdü. Onu rahmetle anacak, sevgiyle hatırlayacağız. Nur içinde yatsın.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT