BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > YÖK, elzem mi?

YÖK, elzem mi?

Gündemin fırtınaları ve çalkantıları içinde her şeye fazla güncel ve duygusal yaklaşıp feryad u figan içinde meseleleri çözmeğe (!) çalışıyoruz.



Gündemin fırtınaları ve çalkantıları içinde her şeye fazla güncel ve duygusal yaklaşıp feryad u figan içinde meseleleri çözmeğe (!) çalışıyoruz. Araya siyaset giriyor, öfke ve kin giriyor, çıkar hesapları giriyor, zıtlaşmalar giriyor. Bir kavga, bir gürültüdür gidiyor. Bilen de, bilmeyen de ahkam kesiyor. Oysa, her bakımdan “yeniden yapılanma”ya zorlandığımız ikibinlerin başlangıcında her şeyi ama her şeyi, gerekli bilgilerle donanmış olarak serinkanlılık ve ciddiyetle yeniden düşünmemiz gerekiyor. Herkes fikrini söylesin, herkes tekliflerini sunsun; yeniden yapılanmanın temeline katılımcılığın harcı karışsın; yeter ki sağduyuyla en doğru olan yol bulunsun, en gerçekçi çözümler üretilsin. Böyle bir olgunluğa eriştiğimiz takdirde inanın her şey kolaylaşacak... Önce İstanbul Üniversitesi’nin iç bünyesinde cereyan eden olaylar, daha sonra YÖK’te rektör seçimleri yüzünden yaşananlar sebebiyle son günlerde üniversiteler sık sık gündemi işgal etmeye başladı. Dikkat ederseniz, tartışma konuları yüksek öğretim kurumunda seviye ve kalitenin yükseltilmesinden çok idari tasarruflarla ilgili. Dediğim gibi bilen de konuşuyor, bilmeyen de... Neticede üniversiteler yıpratılıyor, yara alıyor. Üstelik, hiçbir kazanç da elde edilmiyor. Şimdi YÖK meselesine liste ve Kemal Gürüz olayı olarak bakmamak, işe siyasi kaygılar karıştırmamak gerekiyor. Ya ne yapmalı? Yukarda da dediğim gibi etrafında bu kadar gürültü koparılan YÖK üzerinde ciddiyet ve serinkanlılıkla düşünmek gerekiyor. YÖK, elzem midir? Bu ciddi bir platformda tartışılmalı. Böylesi bir kurum belki kuruluş yıllarında ülkenin içinde bulunduğu şartlar sebebiyle gerekliydi. Ama şimdi gerekli mi? Yüksek öğretim kurumlarının iç bünyesinde çoğunluk YÖK’e taraftar değil. Bilimsel gelişmeyi engelleyici bir kurum olarak değerlendiriliyor. Bireyselliğin ön plana çıktığı, demokratik ihtiyaçların arttığı bu yeni süreçte YÖK, öğretim elemanlarının kendilerini geliştirmelerini, dolayısıyla bilimsel ilerleyişi engelleyici bir unsur olarak mütalaa ediliyorsa bir an önce böyle bir kurumdan vazgeçmek daha doğru değil mi? Sağduyu, uzağı görüş, akıl ve mantık bunu gerektirmiyor mu? Ama kişileri ve kurumu aşağılayarak değil; iyi veya kötü şimdiye kadar yapılan bütün çalışmalar için teşekkür ederek. Bu, bu kadar zor mu? 2000’li yıllarda bilim ve teknoloji hayatımıza damgasını vuruyor. Üniversiteler artık toplumların geleceğini belirleyici en önemli kurumlar. Bütün gayretimiz ve hedefimiz üniversitelerin en rahat ve özgür biçimde çalışmalarını sağlamak, yüzakı bilim adamları yetiştirmek yolunda olmalı. Bilgi çağını yakalamakta geç kaldığımızın farkında değil misiniz?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96384
    % 1.04
  • 5.7414
    % -0.36
  • 6.3618
    % -0.39
  • 7.0428
    % -0.39
  • 279.903
    % 0.73
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT