BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Herkesi herkese denetlettirmek

Herkesi herkese denetlettirmek

Geçen haftaki yazımızda, Maliye Bakanlığı kaynaklı olarak açıklanan ve mükelleflerin meslekler veya faaliyet alanları itibariyle ortalama gelir beyanlarını gösteren listeye değinmiştik



Geçen haftaki yazımızda, Maliye Bakanlığı kaynaklı olarak açıklanan ve mükelleflerin meslekler veya faaliyet alanları itibariyle ortalama gelir beyanlarını gösteren listeye değinmiştik. Liste hemen hemen bütün meslekleri, gelirleri gizlemekle ve düşük beyan etmekle suçluyordu. Bu listede avukatlardan tutun, yeminli mali müşavirlere, doktordan tutun dişçilere, tamirciden tutun pazarlamacılara kadar hemen herkes yer alıyordu. Maliye Bakanlığı bir traftan bu şekilde listelerle hemen herkesin -ortalama olarak- gelirini düşük beyan ettiğini açıklıyor, diğer taraftan da vergi gelirlerinde hedefin tutturulduğunu ve hatta hedeflenen rakamın aşıldığını açıklıyordu. Bunu pek anlayamadık. Düşük beyan veya geliri gizleme yoluna mükellefleri iten sebeplerin bazılarına da geçen hafta değinmiştik. Vergi Kanunlarının, vergi kayıp ve kaçaklarını ortadan kaldıracak, boşluklarını ve çelişkilerini yok edecek şekilde, yama tutmaz halden kurtarılıp, bir bütün olarak yeniden yazılması gereği açıktır. Sağlıklı bir vergi rejiminin kurulabilmesi için, aynı zamanda vergi idaresinin de, mükellefini izleyebilecek ve sağlıklı bir denetim yapabilecek şekilde yeniden yapılandırılması ve vergi idaresinde çalışanların personel rejiminin de yeniden düzenlenmesi gereği de açıktır. Ancak bunlar uzun vadeli çalışmaları gerektirmektedir. Peki kısa vadede ne yapılabilir. Kısa vadede, sağlıklı gelir beyanlarının elde edilebilmesi için tek çözüm, mükellefi mükellefe denetlettirmektir. Ve bu denetimin bedelini de mükellefe ödemektir. Bu nasıl olacaktır? Bunun tek yolu, mükelleflere tüm harcamalarını gider yazdırtmaktır. Bugün kiracısı ile davası olan Ayla Hanım, elde ettiği kira gelirinden Avukata ödediği tutarı indiremezse, niçin % 17 daha fazla KDV ödeyerek belge alsın. Çocuğunu doktora götüren bakkal Mehmet Bey, bu doktorun makbuzunu gider yazamazsa, niçin belge alacaktır. Terzi Hasan, çocuğuna aldığı okul kitaplarını ve kırtasiyeyi gider yazamıyorsa, % 17 daha fazla vergi ödeyerek niçin belge alsın. Tüccar, serbest meslek erbabı, çiftçi birçok harcamasını gider yazamazken, emeği ile elde ettiği kazancından % 20-50 vergi öderken, bu vergilerle ödenen kamu borçlanma senedi faiz gelirini elde edenlerin, hatta bankalardan repo, mevduat faizi gibi gelir elde edenlerin, % 5-12 arasında vergi ödediğinin, bunun dışında beyanname dahi vermediğinin bilincindedir. Burada, vatandaşlık görevi gibi manevi pekçok şeyden söz edilebilir. Ancak günümüz insanı, giderek artan hayat pahalılığını da nazara alarak, bu gibi değerlerle bakkaldan ekmek alamayacağını bilmektedir. Zira vergi bir anlamda cepten çıkan paradır. Bu nedenle konomik olaylara, ekonomik gerçeklerle yaklaşmak gerekir. Üstelik mükellefler, vergi ödevi uyarınca ödeyeceği verginin, kendisine yol su elektrik olarak dönme şansının azlığının da bilincinde ise. Vergi gelirlerinin off-shorezedeleri kurtarmaya, batan bankalara, özel havayolu şirketlerine, Galatasaray’a, bazı kamu kurum ve kuruluşlarının görev zararları adı altında yönetimin hatalarının kapatılmasına gidebileceği endişesini taşıyorsa. Mükelleflere herşeyi gider yazma imkanı tanırsak, bu giderleştirme dolayısıyla belki bir vergi kaybı olacaktır. Bu bir denetim bedeli veya maliyetidir. Ancak öte yandan, madalyonun diğer yüzüne bakılırsa, bu gider yazılan belgeleri düzenleyenlerin de, vergi ödeyeceği ortaya çıkacaktır. Bu sebeple, sadece vergi gelirinin artışı değil, aynı zamanda ekonomik hareketlerin kayda alınması sağlanacaktır. Burada ücretlilerin durumu da dikkate alınmalıdır. Bunun için, ücretlilere vergi iadesinin yeniden aylık duruma dönüştürülmesi gerekir. Kimse, bir sene sonra enflasyona uğrayarak alacağı ve Kanuni düzenlemedeki kısıtlamalar dolayısıyla komik hale gelen bir yıllık vergi iadesi (kanundaki adı ile özel gider indirimi) için belge toplamamaktadır. Toplanan belgeler ise, gözlemlerimize göre, hep yıl sonu tarihli olmakta ve hatta bu konuda pek çok usulsüz belge temini yoluna gidilmektedir. Nasıl olsa, zarfların idare tarafından kontrolü hemen hemen yok gibidir. Üstelik ücretlilerin, bugünkü sistemde, vergi iadesini tam olarak alabilmeleri için % 105 oranında belge toplamaları gerekmektedir. Bir başka deyişle, 100 lira ücretli çalışan Salih Efendi’nin, yıllık vergi iadesini tam olarak alabilmesi için, 105 liralık belge toplaması gerekmektedir. Kanuni imkandan yararlanma bunu gerektirmekte, ancak sistem, Salih Efendi’ye 5 lirayı nereden buldun diye sormamaktadır. Üstelik Salih Efendinin topladığı belgelerin sadece kira, eğitim, sağlık giyim ve gıda konularında olması gerekir. Demek ki, kanuna göre, 100 lira ücret alan Salih Efendi’nin yasal hakkından yararlanabilmesi için 105 lira harcaması gerekmektedir. Salih Efendi bir de ayrıca, zorunlu olarak temizlik malzemesine de para harcayacaktır. Ulaşım gideri de olacaktır. Bu adam, hiç mi ellerini sabunlamayacaktır, hiç mi dolmuşa, otobüse binmeyecektir. O halde ücretli Salih Efendi, kanuni hakları için, kayıt dışı yaşamak zorundadır. Bu sistemin veya vergilendirme rejiminin, bahsettiğimiz uzun vadeli düzenlemelerin dışında, bazı kısa vadeli acil çözümlere de ihtiyacı vardır. Bence en kısa yol, -kumar, yasa dışı işlere ilişkin harcamalar, yurt dışı seyahat giderleri gibi bazı mantıksal sınırlarla birlikte- her şeyi herkesi gider yazdırarak, herkesi herkese denetlettirelim. Bu arada Salih Efendi’yi de kayıt dışılıktan kurtaralım.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96384
    % 1.04
  • 5.7414
    % -0.36
  • 6.3618
    % -0.39
  • 7.0428
    % -0.39
  • 279.903
    % 0.73
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT