BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Madagaskar demokrasisi

Madagaskar demokrasisi

Cumhurbaşkanı Sezer’in, 9 Eylül Üniversitesi’nde en çok oy alanın lehinde koyduğu tavrı diğer Üniversitelerde koymaması ve çifte standarda gitmesi, sokağa dökülen öğretim üyelerince Madagaskar demokrasisi olarak yorumlandı..



Rektör atamaları öğretim üyelerini sokağa döktü. Samsun’da 150 kadar öğretim üyesi 19 Mayıs Üniversitesi rektörlüğüne en çok oyu alan Prof. Dr. Osman Çakır’ın atanmaması üzerine gösteri yaptı. Gösteri yapan cüppeli öğretim üyelerinin açtıkları pankartlar ilginç: “9 Eylül’de demokrasi, 19 Mayıs’ta antidemokrasi.” “Yaşasın Madagaskar demokrasisi.” YÖK ile kavga Şimdi üniversite çevrelerinden büyük tepki alan son rektörler kararnamesini hep beraber aralayalım. Hatırlanacaktır; İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde en çok oy alan Prof. Emin Alıcı, YÖK tarafından liste dışı bırakılmış ve onay makamına yani Cumhurbaşkanı’na sunulmamıştı. Bunun üzerine yine hatırlanacağı üzere büyük tepkiler oluştu. Öyle ki bu tepkiciler kervanına Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de dahil oldu. Cumhurbaşkanı, görevi yasalarda belli olan YÖK’ü hırpalayarak Prof. Alıcı’nın dışlanmasına karşı çıktı. Dahası, YÖK’ü iki kere refüze etti. Kamuoyunda geniş yankı bulan Cumhurbaşkanı’nın bu tasarrufu onun “hukuk adamı” kimliğiyle örtüştürüldü ve en çok oy alınması ölçü olarak gösterildi. YÖK’ün listesinde olmayan Prof. Alıcı, Cumhurbaşkanı’nın girişimleri ile listeye alındı ve dahası, rektörlüğe getirildi. Buraya kadar iyi, ancak bundan sonrası tam bir çelişki yumağı!.. Gerçekleşen rektör atamalarında listeye bakıp bazı ayrıntılar vermek istiyoruz: Birinci örnek, öğretim üyelerini sokağa döken 19 Mayıs Üniversitesi’nden: Rektörlük görevini sürdüren Prof. Osman Çakır 297 oy alıyor. Ve en önemlisi YÖK, Çakır’ı Cumhurbaşkanı’na birinci sıradan öneriyor. Ama heyhat Çakır yok. Peki ya kim var? 71 oy alan Prof. Ferit Bernay. Haberi Anadolu Ajansı’ndan okumasaydım tereddüt edecektim. Sahi 297 mi büyük, 71 mi? Özel bir tercih mi? İzmir 9 Eylül Üniversitesi’nde Prof. Emin Alıcı için direnen ve Türkiye’yi günlerce meşgul eden Cumhurbaşkanı Sezer böyle bir tercihi neden yaptı acaba? Devletin özel bir bilgisi ya da raporu mu var? Öyle olsa Prof. Çakır rektörlük görevinde kalamazdı ve de en önemlisi bu gibi işlerde titizliği bilinen YÖK asla Osman Çakır’ı liste başı olarak ikinci kez rektörlük için Cumhurbaşkanı’na önermezdi. Evet Sayın Cumhurbaşkanım, İzmir 9 Eylül olayında direnirken Samsun’da böyle bir tercihi niçin yaptınız lütfen kamuoyuna açıklar mısınız? Söyler misiniz birileri bu çifte standarttır derse biz ona hangi cevabı vereceğiz ve bir Cumhurbaşkanı vatandaşları arasında bu tür bir ayırıma ya da tercihe gerekçesiz gidebilir mi? Başka örnekler Efendim bu gözden kaçtı, maddi bir hata oldu denilebilir. Dün MHP Genel Sekreteri Ankara Milletvekili Prof. Abdurrahman Küçük aradı ve bunun “gözden kaçma” değil bilinçli bir tercih olduğunu söyledi. Prof. Küçük, benzer tercihlerin başka başka üniversitelerde de olduğunu ifade etti. Nerede mi? Mesela Dicle Üniversitesi’nde... 214 oy alan Mehmet Özaydın yok. Özaydın’ın yerine 186 oy alan Fikri Canoruç rektör yapıldı. Efendim Özaydın’ı YÖK listeye almadı. İyi de 9 Eylül’de Emin Alıcı listede miydi? Ölçü en çok oy ise Prof. Özaydın birinci. Bir başka örnek İnönü Üniversitesi’nden. Eşref Yüksel 161 oy, Fatih Himoğlu 104 oy aldı. Rektör kim mi? 104 oy alan Fatih Hoca. Galiba doğudan batıya gittikçe bazılarının oyları ikiye çarpılarak sayılıyor, ya da bazılarının oyları o oranda eksiliyor. Bitmedi bir başka örnek Erzurum’dan. Cevat Gerni 157 oy, Şevki Özdemir 129 oy, Yaşar Sütbeyaz 103 oy alıyor. Rektör yine 103 oy yani en az alan oluyor. Görüldüğü gibi ortada hiç abartısız bir çifte standart ve hatta yanlış var. Türkiye gibi çağdaş olduğunu iddia eden demokrasilerde her şey kurallara bağlanmıştır. Ancak son rektör atamalarında bariz bir biçimde kural çelişkileri mevcuttur. Hangi ölçü Gerçekten merak ediyorum Sayın Cumhurbaşkanımız rektör atamalarını hangi ölçü ya da kriterlere göre yapmıştır? Prof. Alıcı tasarrufuna popülist tavır diyenler var. Değilse mevcut tablo nedir izah edemiyoruz. Eğer 9 Eylül’de Prof. Alıcı olayına müdahale edilmeyip YÖK’ün tercihine uyulsaydı “sistem bu” deyip üstünde durmazdık. Ama birine müdahale edilip diğerine pas geçilirse ortaya çifte standartlı bir tablo çıkıyor. Lafı dolandırmayalım, bu çelişkiyi hukuk adamı olan yeni Cumhurbaşkanımızla bağdaştıramadık.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT