BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rektörler haklı değil...

Rektörler haklı değil...

Anayasanın 130. Maddesi, üniversite rektörlerinin Cumhurbaşkanı tarafından seçilip, tayin edileceğini hükme bağlamış.



Anayasanın 130. Maddesi, üniversite rektörlerinin Cumhurbaşkanı tarafından seçilip, tayin edileceğini hükme bağlamış. Buna göre cumhurbaşkanı adaylardan birini tensip eder. Tercih hakkı, kanun gereği Cumhurbaşkanına ait. Şu husus kimseyi yanıltmasın. Geçen haftalarda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in YÖK listesini iade etmesi farklıdır. Onda Cumhurbaşkanının önünü kesme sinsiliği saklıydı. Nitekim ilk defa yaşanan iade meselesinden sonra Kemal Gürüz geri adım atarak teklifini tashih etti. Dediğimiz, zihni hiç de zorlamadan bulunacak basit bir gerçek. Buna rağmen... Evet, buna rağmen; rektörlerin sergilediği manzara hiç de tasvip edilecek cinsten değil. Ne 9 Eylül Üniversitesi rektörünün isminin adaylar arasına dahil edilerek seçilmesi üzerine Cumhurbaşkanını ölçüsüz şekilde methetmesi. Ve ne de Samsun ve Dicle Üniversitesi rektörlerinin hissî tepkileri. Hele hele öğretim üyelerinin cübbeleri ile sokaklara dökülüp polisle göğüs göğüse itişip-kakışmaları, rektör eşlerinin kendilerini yakma tehdidinde bulunmaları. Bunlar ne ayıp davranışlar, ne yakışıksız sözler!.. Cumhurbaşkanının bu kadarcık takdir hakkı yoksa o makamın ne mânâsı kalır? Hale bakınız ki bir koca rektör tekrar tayin edilmiyor diye göz yaşlarına boğuluyor. Ailece yaptıkları savunmalar da bulundukları mevkinin itibarı ile mütenasip değil. Her iki rektör de ağız birliği etmişcesine aynı lafları tekrarlıyorlar. -Biz dürüstüz, biz çok çalıştık, biz çalmadık, çaldırmadık, ailemize ve kendimize bile az zaman ayırdık, tatil yapmadık. Teşekkür ederiz. Fakat bunlar mecburiyetlerinizdir. Vazifeleriniz. Çalmak anormalliktir. Çalmayanın ayrıca övünmeye ne hakkı var? Dürüstlük borçtur. Ya tatil meselesi? Siz üniversitede hademe değilsiniz ki. Tatil kelimesini ağzınıza almanız dahi fazladan. Onun için lütfen göz yaşlarınızı silerek... Önce hanımlarınızı susturunuz. Sonra tahrik olup sokağa dökülen arkadaşlarınızı yerlerine döndürünüz. Rektörlük bir geçici sıfattır. Kimseye tapulanmıyor. Akademik unvanlarınız yerli yerinde. Hizmetinizi öylece devam ettirirsiniz. Üstelik!.. Fena mı? Bundan böyle biraz tatil yapma, ailenize vakit ayırma fırsatınız da olur. Kimsenin size şüpheyle baktığı yok, evhama kapılmayınız. Gün olur daha iyi bir şekilde değerlendirilme imkânı da zuhur eder. Ama böyle yaparsanız tebessümle karşılaşırsınız. Hakkınızdaki manşetleri görmüyor musunuz? Doğrusu endişelerimiz korkuya kalb oldu... Takdir ve üzüntülerini ifadede bile ölçü-endaze bilmeyen seçkinlerle nereye varılır?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT