BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şovenistlere darbe!

Şovenistlere darbe!

Bulgar basını maç öncesinde garip bir tutum içindeydi. Gereksiz bir şekilde... Ayıp bir şekilde...



Bulgar basını maç öncesinde garip bir tutum içindeydi. Gereksiz bir şekilde... Ayıp bir şekilde... Şovenist bir şekilde... Çirkin yayınlar yaptı. Rövanş maçını Plevne Savaşı ile özdeşleştirdi. Toplum, bu yayınlar yüzünden; durup dururken gerildi. Türk düşmanlığını kaşıyanlar; taraftarı inanılmaz bir şekilde öfkeli yapmıştı. Basın mensuplarını stada getiren otobüs; seyircilerin arasından geçerken çok çirkin el-kol hareketlerine muhatap oldu. Hepsi Türkler’e karşı çok büyük bir hınç yüklüydü... İnanın İstanbul’da iki ölü veren İngilizler bile; rövanşta bize bu denli öfkeli değildi. Bu olumsuz atmosfer, stadın içinde de kendini yoğun bir şekilde hissettirdi. Bu yüzden Beşiktaş tutuk, ürkek, hatta panik havasıyla başladı. Bir tek Halilagiç ayakta kalıyor, Khlestov dahil; herkes hata üstüne hata yapıyordu. * * * Arka arkaya patlak veren Levski atakları; defansı hem ürkütüyor, hem bunaltıyordu. Akıllı ve soğukkanlı toplar çıkaracağımıza, dan-dunu andıran savrukluk içindeydik. Topu sürekli rakibe kaptırıyorduk. Anlayacağınız, durum kötüye gidiyordu. Zaman zaman fırsat bulduğumuz ataklarda da, Nouma ağır kalıyordu. Ancak ilk 20 dakikalık şok kazasız atlatılınca, Beşiktaş topu yere indirdi, hem kendini, hem oyunu sakinleştirdi, oyuna ağırlığını koymaya başladı. Topu bilerek ve istediği gibi çeviren Beşiktaş, Levski’nin hızını sıfırladı. Zaman zaman rakip kaleyi de sıkıştırıyordu. Tayfur’un kafasından gelen golle de indirici darbesini atarak; işini daha ilk yarıda bitirdi. Bu ana kadar şizofrenik görüntüler sergileyen çılgın Bulgar seyircisi de; iğne batırılmış balon gibi “Pufff” diye söndü. * * * İkinci yarı, ilkiyle hiç ilgisi olmayan atmosferde geçti. İstediğini elde eden takımla, umudunu kaybeden takım arasında; gerilimsiz dakikalar yaşandı. Seyirci zaten ilk yarıda sus pus olmuştu. Levski, kendisini atması gereken üç golü becerebilecek evsafta görmeyince maçı oluruna bıraktı. Rakibin teslim bayrağı çektiği ikinci yarıda, Ahmet Dursun’un büyük bir sorumsuzluğuna tanık olduk. Bir atakta rakibi üçe bir yakalayan Ahmet; bomboş pozisyonda bekleyen Nouma’ya pas vermedi. Kendi yapmak istediğini yapamadığı gibi tuhaf bir şekilde topu da kaybetti. Bu bir laubaliliktir... Egoistliktir... Bu sorumsuz ve savurgan tavır pozisyonun devamında bize gol getirdi. Durgun, yitik, bitik, moralsiz Levski uykudan uyandı. Ama Üsküdar’da sabah olmuştu. Ve Beşiktaş çoktan atı alıp gitmişti.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT