BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Genç bir basketbolsevere kulak verelim

Genç bir basketbolsevere kulak verelim

Yaz sıcağının iyice bastırdığı şu günlerde her konuda olduğu gibi basketbolda da genel bir durgunluk yaşanıyor.



Yaz sıcağının iyice bastırdığı şu günlerde her konuda olduğu gibi basketbolda da genel bir durgunluk yaşanıyor. Milli Takımımız ağır bir hazırlık kampında ter dökerken, diğer oyuncularımızın birçoğu tatilde enerji depolayarak gelecek sezona hazırlanmaktalar. Üst yapıda yaprak kıpırdamazken altyapıda durum nasıl? Amerikalılar’ın “grassroots” dedikleri, direkt tercümesi çimen kökleri olan, ancak ‘taban’ anlamına gelen kategoride neler oluyor? Tabandaki basketbol sevgisi mevsimsel duraksamalar yaşamıyor; sıcağa rağmen bütün hızıyla sürüyor. Büyük ve küçük şehirlerde, tatil yörelerinde, medyanın odaklarından uzakta büyük bir potansiyel var. Basketbola gönül vermiş çok sayıda kişi sıcakların izin verdiği ölçüde ve daha önemlisi oynayacak saha bulabildikleri sürece gönül verdikleri bu spora zaman ayırıyorlar, kendilerini geliştirmeye çalışıyorlar. Belki çok azı ileride oyuncu olarak sivrilebilecek; önemli bir kısmı ortalama yetenekleri doğrultusunda basketbol uğraşılarını amatör seviyede sürdürecekler. Onlar için önemli değil, çünkü basketbolu seviyorlar, basketbol oynayarak iyi vakit geçiriyorlar. Hepimizin bildiği gibi bu potansiyeli karşılayacak yeterince sahamız yok; pota yok, üstelik az sayıdaki semt sahasında basketbol oynamak için potanın iki demir ayağını kale direği yapıp futbol oynayan gruplara karşı mücadele vermek de gerekebiliyor. “İmkanların kısıtlılığı ülkemizin genel bir sorunu, üstelik en önemlisi üst yapı organizasyonu 2001 Avrupa Şampiyonası için dahi yeterli sahamız yokken semt sahalarının eksikliğinden bahsetmenin sırası mı?” diye de düşünülebilir. Elbette diğer alanlarda olduğu gibi zaman içinde basketbol tesisleri konusunda da gelişeceğiz. Olumlu düşünelim, sonuç olumlu olsun. Peki ya sahip olduğumuz basketbol sahasını yeterince kullanabiliyor muyuz? Adı bizde saklı genç bir basketbolsevere kulak verelim: “Ben bir üniversite son sınıf öğrencisiyim ve geçenlerde eski evimden taşınarak Acıbadem’e yerleştim. Ben aynı zamanda üniversitemin basketbol takımında da oynamaktayım. İşte bu nedenle günün belirli saatlerinde birçok genç gibi basketbol oynamayı alışkanlık haline getirmişimdir. Evimin hemen yanında bir lise mevcut. Ben de spor kıyafetlerimle birlikte bir akşam üzeri basketbol oynayayım dedim ancak lise bahçesine girdiğimde bir de baktım ki, basket potaları yerlerinden sökülmüş. Bunun nedenini merak ettim ve lisedeki bir görevliye nedenini sordum. O da bana tatil nedeniyle potaları söktüklerini söyledi. Doğrusu çok garibime gitmişti, tatilde gençler basketbol oynasın diye teşvik edileceğine tam tersi bir durum söz konusuydu. Bunun üzerine ben de yıl boyunca müsabakalara çıkmış olduğum Acıbadem İstek Vakfı’nın bahçesine gitmeye karar verdim. Ancak burada da durum aynıydı. 10’a yakın potanın çemberleri alınmıştı. Bu duruma hem çok üzüldüm hem de çok sinirlendim. Bu tür uygulamaların daha sonra çoğu lise tarafından yapıldığını öğrendim. Bence bu Türk basketboluna karşı yapılmış büyük bir darbedir. Bir bakıma gençliğin boş zamanına da konan bir ambargodur. En merak ettiğim şey ise bu uygulamanın nedenidir. Acaba basketbol çemberleri çok mu pahalı bir şeydir ki okullar kapınır kapanmaz sökülmektedir?” Amerika’da ve Avrupa’nın birçok ülkesinde okul tesislerinin tatillerde toplum yararına nasıl kullanıldığını yıllarca izlemiş birisi olarak yukarıdaki içten tepki bizi çok etkiledi. Özel okulların kendi mülkiyetindeki sahalarını kimseye açma zorunluluğu tabii ki yok. Ama topluma hizmet vermek amacını güden - eğitim en değerli hizmettir - kurumların sıkıntılı olduğumuz bir konuda, yurtdışındaki binlerce örnek gibi gençlerimize kucak açması mümkün olamaz mı? Bunu yaptıkları takdirde sahaları zarar görmeyecektir, en kötü ihtimalle yakındaki bir iki cam kırılabilir; ancak kurumsal saygınlık açısında önemli ölçüde yüceleceklerdir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT