BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Prof. Gürüz’ü ülke için atadım

Prof. Gürüz’ü ülke için atadım

Sayın Gürüz’ü 5 artı 5 olayına rağmen atadım. Kimler karşıydı ve 5 artı 5’te kimlerin oyu gerekliydi elbette biliyordum, ama atamayı yaptım. Neden mi? Ülkem, insanım, üniversitelerim için...



9. Cumhurbaşkanı Demirel’e ziyaretçi akını sürüyor. Yurdun muhtelif yerlerinden kopup gelenler gruplar halinde Baba’nın huzuruna çıkıyor. Lakin bu ziyaret ya da akın bir türbe ziyareti hüviyetinde ya da görüntüsünde değil. İnsanlar Güniz Sokağa, sadece bugüne kadar yapılanlara teşekkür etmeye değil, aynı zamanda talep etmeye geliyor. Süleyman Bey 40 küsur yıldır yaptığı gibi imkanları ölçüsünde herkesi dinliyor ve mesajlarını almaya çalışıyor. Toplu amin sesleri Dün biz de Güniz Sokak’taydık ve bu ziyaretçi grupların birkaçını gözledik. Adı: Yener Atlı. Kahramanmaraş’tan gelmiş. DP ve AP misyonundan gelen bir ailenin çocuğu. Uzun uzadıya DYP ve ANAP’ın Maraş’ta düştüğü durumu anlatıyor ve ardından gönlündekini dışa vuruyor: “Cenab-ı Hak size, sokağa çıkamayacak duruma gelen biz kaynağı DP ve AP olanları birleştirmeyi ve bütünleştirmeyi nasip etsin.” Saydım, salonda bulunan 14 kişilik ayrı ayrı yerlerden gelen grubun tamamı gayri ihtiyari bir refleksle bu temenniye aynen şu karşılığı veriyor: “Amin, amin, amin.” Hayır bu tablo Baba’yı gaza getirme ya da hizmetlerine farklı bir metotla teşekkür değil. Abartısız bir talep ya da çağrı var ortada. Medya’ya “Öteki Türkiye” olarak yansıyan “Bunalanlar” güruhunun bir bölümü ciddi ciddi çıkış yolu arıyor ve gönül bağını da hesaba katarak Baba’ya koşup sığınıyor. Çare var Peki Maraş’lı Yener Atlı’nın yakarışına ve salonun aminine Baba hangi tepkiyi mi verdi? İşte söyledikleri: “Siyasette dağılmışlığın olduğu ortadadır. Üç partinin oyu ancak istikrar modelini getirebiliyor yani hükümet olmayı sağlayabiliyor. Sıkıntılar var ama ümitsiz olmak doğru değil. Kur’an-ı Kerim’deki İsra suresinde zorluklardan sonra kolaylıkların geleceği müjdeleniyor. Bu ülke çaresiz değil, herşeyin çaresi vardır. Bu ülke hepimizin olduğuna ve yaşayacağımıza göre ümidimizi kesmemeliyiz. Zerre tereddüt göstermeksizin devletimizi de, demokrasimizi de yaşatmalıyız.” Ziyaretçi grup tarih diyor, metot diyor, adres diyor ama Baba’dan bu noktada henüz net bir işaret yok. Ancak tavırları böyle bir işaretin hiç verilmeyeceği yönünde de değil. Baba dinliyor yani nabız tutuyor. İkinci, üçüncü gruplar içeri alınıyor, şikayet ve dileklerin genel istikameti aynı. Tabii bu arada telefonlar da susmuyor. Mesela 9. Cumhurbaşkanı “Bir Yiğit Adam” dediği Birecik Belediye Başkanı Mahmut Bey’le yörenin bir sorununu uzun uzadıya konuşuyor. Benzer telefonlar ardı ardına devam ediyor. Ve rektörler olayı Dördüncü, beşinci grup derken sokağa düşen Üniversite Öğretim Üyelerinin konusu dillendiriliyor. Dahası, 10. Cumhurbaşkanı Sezer alenen şikayet ediliyor. Demirel, Sezer’e şikayet noktasında suskun. Şikayetçileri tasdik etmiyor ve yeni Cumhurbaşkanımız için olumsuz bir söz etmiyor. Ancak “yaptığı doğrudur” gibi bir ifadede de bulunmuyor. Sadece dinlemekle yetiniyor. Aralarında biri eski olmak üzere üç milletvekili (ki bunların ikisi de eski bakandır) ve de bir üniversitemizin rektörü ile çok sayıda önemli ismin bulunduğu grup, 9. Cumhurbaşkanı Demirel’i ısrarlı suskunluğuna rağmen sıkıştırıyor ve tabir yerinde ise açık tavır almaya zorluyor. Demirel, bu sıkıştırmayı bir fıkra ile cevaplıyor: Askerde olan Temel’i komutanı çağırır: “Oğlum sağ cenahtaki tepeden düşman gelirse ne yaparsın?” Temel: “Maçinali tufekle tararum” Komutan: Peki ya sol cenahtaki tepeden düşman gelirse? Temel: “Cebumdaki el bombasini atarum.” Komutan: Aferin oğlum. Ya düşman arkadan gelirse? Temel: “Orayı da süngü ile idare ederum.” Komutan: Ya düşman tepeden inerse? Temel hiddetlenir: “Komutanum, komutanum bu devleti askeriyenin benden başka Temel’i yok midur?” Fıkrayı anlatan Demirel devam ediyor: “Her şeyi bana söyletmeyin. Benim konumum her şeyi söylemeye müsait değil. Yanlış anlaşılır, yanlış yorumlanır. Yahu benden başka yorumlayacak biri yok mu” YÖK ve Gürüz Bu kez biz araya girip YÖK ve Gürüz diyoruz. Demirel. “Sabahattin ben Sayın Gürüz’ü 5 artı 5 olayına rağmen atadım. Sayın Gürüz’e kimler karşıydı ve 5 artı 5’te kimlerin oyu gerekliydi elbette biliyordum ama atamayı yaptım. Neden mi, ülkem, insanım, üniversitelerim için.” Devam ediyor 9. Cumhurbaşkanı: “YÖK’ün eksiklikleri olabilir, eleştirilecek tarafları da olabilir ama ben işin özüne bakarım. Yüzbinlerce öğrenciyi barındıran üniversiteleri kavgasız kargaşasız götürmek kolay mıdır sanıyorsunuz? Birine karşı çıkmak kolay. Önemli olan sistemin ve düzenin barış ve başarı içinde yürümesidir. YÖK ufak tefek eksiklikle bunu yapmıştır. Esastır önemli olan ayrıntı değil.” Demirel’e Samsun 19 Mayıs Rektörü Prof. Çakır’ı soruyorum. 9. Cumhurbaşkanı: “Beni o tartışmaya sokma, yanlış olur. Sayın Çakır’ı evet bilirim. Vatanperver ve de başarılıdır. Ancak son atama konusuna ben girmem.” Peki Cumhurbaşkanları YÖK’ün önerdiği adayları geri çevirmeye hukuksal açıdan hak sahibi midir? Demirel: “Onu sen bilmiyor musun?” Sonuç: Sayın Demirel kalitesiyle paralel halef-selef bağlamında yanlış yorumlanır diye Sayın Sezer’le ilgili en küçük bir imada bulunmuyor. Güniz Sokak gözlemimle ilgili başka başka notlarım da var ama yerim bitti, onları bir başka yazıda sunalım...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT