BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kararname!

Kararname!

Devlet memurları ve memuriyeti böyle ayağa düşürülmemeliydi. Hele “maaş alan katiller!” sözünün arkasına saklanmak, sadece iktidarı oluşturan koalisyon partilerini değil ...



Devlet memurları ve memuriyeti böyle ayağa düşürülmemeliydi. Hele “maaş alan katiller!” sözünün arkasına saklanmak, sadece iktidarı oluşturan koalisyon partilerini değil; muhalefeti de veya bütünüyle “yasama ve yürütme”yi töhmet altında bırakacaktır. Memuriyet (İşçi ve/veya memur) devlet teminatı altına alınmış bir sözleşmedir. Personel kanunları memurların seçimi, ataması, sosyal ve insani hakları, yetiştirilmesi ve işten el çektirilme de dahil her hususu açık ve seçik bir şekilde kayda almıştır. “İrticai ve bölücü memurların işine son vermeyi” kolaylaştırıcı da olsa, bu tür bir “KHK” insan haklarına ve içinde bulunduğumuz çağın gereklerine aykırıdır. Hükümetin ve hatta muhalefetin bu “KHK”yı bilmezlikten gelmesi, kendilerini “töhmet”ten kurtaramaz!.. Önce “Eğri oturup, doğru konuşalım.” Bu devlet kimin? Bu millet ne için var? Şayet mesele insanları tornadan geçirmekse, bunun çok daha teknik usul ve yöntemleri vardır. Bu tür “Kör gözüm, parmağına” dercesine acemilikler; devlet-millet kaynaşmasını, birlikteliğini ve dayanışmasını önler. 1950 dönemi öncesinde, İsmet Paşa’nın iktidarında bu tür uygulamalar denendi. Neticede hem ekonomi, hem de sosyal hayat çöktü. “Demokrat Parti”yi iktidar yapan o dönemin denenmemiş kadroları değil; “CHP”nin nâehil yönetimi olmuştur. “CHP” belli bir zihniyetin ve belli mahfellerin hükümeti olmak yerine “millet”e hizmet etmeyi tercih etseydi; “DP”ye ihtiyaç kalmazdı. Dahası yine “CHP”nin amacı “üzüm yemek” olsa ve “bağcıyı dövme”ye tevessül etmeseydi, değil şimdi; kıyamete kadar iktidarda kalırdı... Bugün Cumhuriyetin en köklü partisi siyasetten silinmişse; bunda milletin suçu, günahı yoktur. “Dahli” yoktur demiyoruz. Çünkü “Bıçak kemiğe dayanmış”sa karşı tarafın da meşru müdafaa hakları doğacaktır. Bu mesele iyi düşünülmeli ve iyi araştırılmalıdır. 1980 öncesi faşist-komünist diye kırdırılan vatan evlatları; şimdi de mürteci, milliyetçi ve bölücü diye tasnife tabi tutulmaktadır. İyi de bunca düzenbaz, bunca bölücü ve bunca mürteci nasıl oluşmaktadır? Bunlar yağmur sonrası rutubetli yerlerde çıkan “Hüda-i Nabit” mantarlar değil ki... Bir sistem ve düzen düşünün ki; suçlularını cezaevleri alamıyor... Bir eğitim düşünün ki; sürekli düşman üretiyor... Bir toplum düşünün ki; sürekli cemiyet düşmanı fertler doğuruyor... Buna can mı dayanır? “Cumhurbaşkanı”mız daha fazla demokrasi ve daha fazla hürriyet istiyor... “Yargı” kişi hak ve özgürlükleri, kısaca insan hakları için çırpınıyor... “Yasama” kendisini yeminle millete hizmete adamış, kalkınma istiyor... “Yürütme” yamalı bohça gibi de olsa, milletin refah ve huzuru için çırpınıyor... “Genelkurmay” deseniz gece gündüz huduttan hududa koşuyor... Nöbet, tatbikat, eğitimin yanısıra sürekli milletimizin hizmetinde bulunuyor... “MGK” desek, isterse yüz sivil üye olsun. “Biz millete hizmet”e varız!.. Diyor. Peki bu kadar müsbet kurum, kuruluş ve kişilere rağmen; “Bunca bölücü, mürteci, tabansız ve izansız insanı kim üretiyor” kim? Lütfen biraz akılcı, dengeli, hoşgörülü ve anlayışlı olalım!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT