BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pâdişah ne demiş?

Pâdişah ne demiş?

MEMLEKETİN birinde pâdişah, “Çağırın” diye gürlemiş. “En ünlü falcıları sarayıma istiyorum!”



MEMLEKETİN birinde pâdişah, “Çağırın” diye gürlemiş. “En ünlü falcıları sarayıma istiyorum!” Öyle de yapmışlar. Ünlü iki falcı tez zamanda tahtırevanlarla saraya getirilip, ayrı mekânlarda dinlendirilmiş, kuş sütü sofralarda yedirilip içirilmiş. Ertesi sabah ilk falcı huzûra çıkarılıp da pâdişahın avuç içlerine uzunca baktıktan sonra ve kapkara bir suratla ne dese beğenirsiniz? “Sultânım, üç aya kadar öleceksin...” Bu haberle binecek küpler arayan pâdişah, “Defedin şu münâsebetsizi. Bu adam fazla çirkin!” feryâdıyle koca sarayı inletirken, görevliler, iz’ansız falcıyı tekme tokat saray dışına kovalamışlar. *** Sonra öteki dâvetli, edeplice sokulup, pâdişahın ellerini bir kuşu okşar gibi tuttuktan, çizgilere de uzun uzun baktıktan sonra, tebessümler içinde: “Aman sultânım” diye müjdelemiş. “Siz ne tâlihli bir kulsunuz. Yüce Yaradan size sevdiklerinizin acısını kat’iyyen göstermeyecek. Ne şehzâdelerin, ne hanım sultânın hastalıklarına, vefatlarına şahit bile olmayacaksınız. Ne sevimli bir kaderiniz var.” Bunun üzerine pâdişah yanındakilere dönüp: “Deminki de, bu falcı da aslında aynı gerçeği söylüyor. Ama önceki, patavatsızın biriydi. Şimdiki ise doğruları kalb kırmadan, yıkıp dökmeden aktarıyor. Güzel olanı işte budur” demiş. *** Düşünelim... Pâdişahın falcılara, fala ihtiyacı mı var? Hayır. Peki, bu hâdise niye? Niçin yalnızken değil de, onca vezir vüzerâ arasında bir üslûp öğretisine giriyor? İşte burada duralım. Sultan, en yakınındakilere bu vesîleyle yaman dersler sunuyor. *** “Gerçekleri pat diye; küfreder gibi, gönül yaralıyarak değil; temiz, olgun, üzmesiz kırmasız söyleyiniz” diyor. “Halka ve birbirinize karşı kibar davranın, en öfkeli zamanınızda bile nezâketi, seviyeyi elden bırakmayın. İlle de yumuşak huylu olun” diyor. *** Bizde, bilhassa sol aydınlar bildik bileli ilk falcı gibi paldır küldürlüğe meraklıdır. Tenkîd ve tasiyeleri daima grayderle ev yıkar gibi patırtılı ve üzücüdür. O yüzdendir ki, halkımızca sevimli karşılanmazlar. Hatta onlardan ürkülür. Parti liderleri bile zaman zaman çata çat kavgalar içinde yıllar devirmiş ve ziyâdesiyle erimemişler midir? *** Kıssadan hisse: Demek ki insanoğlu; kibarlık, iz’an ve güzel üslûp ile süslenecek. Sert leblebiler bile şekerlenince ne oluyor?... Leblebişeker. Bağırıp çağırıcılara duyurulur. Patavatsız falcılara da. ........ İLYAS Yılmaz/Belçika Şiir yazmak isteyenlere derim ki: Türk Halk Edebiyatını, tekke şiirini, Tanzimat ve Cumhuriyet şairlerini tanımadan bu işe girişmeyin. Selâmlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT