BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevgiyle baktı arkadaşına...

Sevgiyle baktı arkadaşına...

Kahvaltı masasında karnını doyuran Suna oldu. Esin birkaç lokma alabildi hazırlanan şeylerden o kadar.



Kahvaltı masasında karnını doyuran Suna oldu. Esin birkaç lokma alabildi hazırlanan şeylerden o kadar. Korku dolu, huzursuz ve titrek bir sesle sıkıntılarını anlatıyordu usul usul. Selim’in son günlerdeki tuhaf halini, kendisine karşı takındığı umursamaz tavırları, gece geç gelişlerini ve artık hiçbir şekilde kendisiyle ilgilenmeyişini. Suna bütün bunları şaşkınlık içinde dinliyor, şaşırdıkça adeti olduğu üzere daha çok yiyordu. Bir francala ekmeğini bitirmişti. İkincisinden de bir lokma kopartmaya kakışmıştı ki kendine geldi: - Ay, patlayacağım şimdi.. Dur desene bana ayol! Sen anlatıyorsun, ben yiyorum... Hafifçe gülümsedi Esin. - Afiyet olsun... diye mırıldandı. - İyi de anam babam, afiyet falan olmaz bu gidişle... mide fesadından küt!.. Haydi dört kolluya... İster istemez güldü genç kadın. Sevgiyle baktı arkadaşına. En mutsuz anlarında bile kendisini güldürmeyi başaran bu kızı çok sevdiğini düşündü. İşte bu sırada söylemişti Suna o cümleyi: - Kim bilir, belki bir üzüntüsü vardır... Esin de bir üzüntü bile olsa bunun paylaşılması gerektiğini eklemiş, bir türlü anlayamadığını belirtmişti. Suna genç kadının hastalığını bildiği için Selim’in bu garip tavırlarını hep hastalığın verdiği sıkıntıya bağlıyor, ama bu konuda arkadaşına makul bir açıklama yapamadığı için şaşırıp kalıyordu. Kafasını kaldırdı: - Yok canım, ne olacak ki başka... İşi sıkıntılıdır. Bir şeyler vardır. Hem bir düşün, az şey geçirmedin, çok korktu çocuk. Bir de hamilesin, iki boğazken üç olacaksınız, bütün bunları yaşadı bu adam. Bundan sonrasını düşünüyordur, yaşadıklarının gerginliğidir. İstersen ben bir konuşurum kendisiyle... Başını “olmaz!” anlamında salladı Esin. Bu kendisinin problemiydi. Canı kadar sevdiği arkadaşı bile olsa Suna, bu meseleye karışmasını, aktif olarak bir rol almasını istemezdi. Mırıldandı: - İnşallah dediğin gibidir... Ya geç gelmeleri... Hiç yapmazdı. Nereye gittiğini de bilmiyorum.. Suna gözlerini kıstı: - İçkili mi geliyor? Kaşlarını kaldırdı genç kadın: - Hayır, hiç içkili geldiğini görmedim. Hiç konuşmuyor. Neredeydin diye soruyorum, cevap bile vermiyor. Sanki ben yokum bu evde.. Hiçbir şey değilmişim, sanki bu odada bir eşyaymışım gibi davranıyor. Suna endişelenmişti ama belli etmemeye gayret ederek işi şakaya vurdu her zamanki gibi: - Amaaan, o zaman bırak kendi derdini kendi halletsin.. İyileş iyice de bir gün okula gidelim seninle. Çocuklar sorup duruyorlar. Aslında gelmek istiyorlar tebrik için ama.... Yan gözle küçücük, eski birkaç parça eşya ile dolu odaya baktı. Esin bu bakışları fark etmişti: - Haklısın, buraya nasıl misafir kabul edebilirim ki... Ama burası benim evim Suna. Bunu ben kabullendiysem başkaları da kabullenmek zorunda. İstemeyen gelmez. Kimsenin hayatı değil bu, benim hayatım... Durdu. Sonra gözleri parladı bir anda: - Biliyor musun geçen gün kim geldi? Suna’nın bir şey demesini beklemeden ekledi mutlu, gülümseyen bir yüzle: - Güler ablam... - Haydi be! Sahi mi? Sanki hiç haberi yokmuş gibi şaşırmış bir halde arkadaşının sevincine ortak oldu. Esin’in gözleri dolmuştu sevinçten... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT