BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Otomobiller Van’dan geçecek

Otomobiller Van’dan geçecek

Hükümetin enflasyonu düşürme amacıyla izlediği ekonomi politikalarının sonucu olarak, döviz kurlarındaki değişim hızı da düşmüş.



Hükümetin enflasyonu düşürme amacıyla izlediği ekonomi politikalarının sonucu olarak, döviz kurlarındaki değişim hızı da düşmüş. Türk Lirasının diğer paralar karşısındaki değer kaybı hızı azaltılmıştır. Ancak bu uygulamaların sonucu olarak, bir başka deyişle dövizin değerindeki artış hızının yavaşlamasının sonucu olarak ithalat artmış, ihracatta ise aynı oranda artış olamamıştır. İhracattaki artışın, ithalattaki artış hızının gerisinde kalması, doğal olarak dış ödemeler dengesi üzerinde olumsuz etkiler yapmaktadır. Yıl sonuna doğru bu farkın artacağı endişesi, hükümeti doğal olarak bazı tedbirler almaya itmektedir. Bu tedbirlerin başında, lüks tüketim ürünleri ithalatını kısmak, bürokrasinin ilk aklına gelen tedbirler arasında olmaktadır. Lüks tüketim denince de ilk akla geleni, ithal arabalardır. Araba düşmanlığı Sanki araba düşmanlığı varmışcasına bizim mali mevzuatımız arabalarla uğraşır. Vergi mevzuatında da, arabaların amortismanları ve benzin giderleri ile vergi matrahları aşındırılıyor gerekçesi ile önce taşıtları binek otomobili ve diğer taşıtlar diye ikiye ayırdık, sonra binek taşıtlarının gider ve amortismanlarının yarısı gider yazılır dedik. Bir sürü hukuksal sorun çıktı. Yıllarca, bu sorunlarla hem idare hem yargı uğraştı. Sonra, işin içinden çıkılamayınca tamamı gider yazılır denilerek başa döndük. Oysa bu arada, arabaların gider ve amortismanları ile vergi matrahlarının ne kadar aşındırıldığına, bu masraflardan dolayı gelir elde edenlerin ne kadar vergi ödediklerine dair hiç bir bilimsel veya rakkamsal çalışma yoktu. Lüks otomobil olarak nitelendirilen ithal otomobil sayısının azaltılması için düşünülen ilk tedbir, bu araçların yurda sadece Van gümrük idaresinden ithal edilebilmesi. Ben bu tedbirin, yeterince araştırılan ve üzerinde düşünülen bir tedbir olduğuna inanmıyorum. Zira, eğer araştırılsa idi, bu tedbirin akılcı olup olmadığı ortaya çıkardı. 30 bin TIR seferi Yıl sonuna kadar yurda yaklaşık 250.000 araç ithal edileceği tahmin edilmektedir. Araç taşıyan tırların her biri 8 araç taşıyabildiğine ve araçların çoğu Haydarpaşa gümrüğüne geldiğine göre, buradan Van’a nakledilip işlemlerinin tamamlanmasından sonra İstanbul’a veya diğer illere tekrar gelmesi için yaklaşık 30.000 TIR seferine ihtiyaç var demektir. Önce bu kadar TIR var mı. Sonra bu kadar TIR’ın trafik güvenliğini tehlikeye düşürmeden seyahat edebileceği kadar yol var mı? Hadi yolu bulduk, yolun kalitesi uygun mu? Havalar biraz ısındı mı, asfaltlar eriyecek yol bozulacak diyerek, bayram oldu mu, kazalar artacak diyerek yolları kamyonlara kapatan bir ülke olarak, bu kadar tırı karayollarına nasıl salacağız. Yollarımızda, kalite yok. Daha bir yılı doldurmayan ve gururla bahsettiğimiz Atatürk Hava Limanının önündeki yola isteyen gidip baksın. Bu kadar TIR’ın yollara vereceği zarar ile harcayacakları akaryakıtı nazara alırsak, bu uygulamanın ülkeye vereceği zararın, getireceği yarardan fazla olacağı açıkça görülür. AB hukukuna uygun mu? Öte yandan Avrupa Birliğine aday bir ülkenin, anlaşmalara dayalı olarak kısmen de olsa tabi olduğumuz Avrupa Birliği Hukukunun böyle bir tedbire uygun olup olmadığını tartışan da yok. Bu araçların çoğu Avrupa’dan geliyor. Avrupa Birliğinin de bize karşı uygulama yapıp yapamayacağını, örneğin Türkiye’den ithal olunacak tekstil ve gıda ürünlerinin sadece bir dağın tepesinde adı bile bilinmeyen bir gümrük kapısından Avrupa Birliğine sokulabileceğine ilişkin bir tedbiri yürürlüğe koyup koyamayacağını açıklayan da yok. Tüketici, niçin ithal arabayı tercih ediyor. Biz niçin bu talebe cevap veremiyoruz ve ürettiğimiz arabaların ihracatında istenilen yere niçin gelemiyoruz diye soran da yok. Siz istediğiniz arabayı, tüketicilerin beklentilerini de nazara almaksızın, maliyetleri düşünerek istediğiniz kalitede üreteceksiniz, sonra kâra ve talebe göre istediğiniz fiyata satacaksınız, tüketiciyi de bunu almaya zorlayacaksınız. Bunu kimse kabul etmez. Ekonomik gerçekler Gümrük duvarları ile yerli üreticiyi görünüşte korumanın, uzun vadede kaliteyi yakalayamamak ve maliyetlerin düşürülmesine çabalanmaması, araştırma ve geliştirme yapılmasını ortadan kaldırması, ihracat yapamayarak içe kapanma gibi sakıncalar ortaya çıkardığını geçmişteki tecrübelerimiz açıkça göstermiştir. Globalleşen ve hızla kabuk değiştiren ekonomide artık, “en kaliteli malı en ucuza üreten” kalacaktır. Dünyanın kabul ettiği bu gerçeği, kimse değiştiremez. Kamu ekonomisi, kişi ekonomisi gibi tasarruf yapıp, kumbarasında para veya döviz biriktirmeyi düşünmez. Ekonominin düzgün ve istikrarlı işlemesini, planlı ve düzenli bir kalkınmayı ve gelişmeyi amaçlar. Bu sebeple, alınacak tedbirlerin, lüks tüketim malları olarak nitelenen ithalatı kısmaktan ziyade, ithalatı yatırım mallarına yöneltici nitelikte olması, üretimin ve istihdamın arttırılmasına yönelmesi gerekir. Kimsenin bu tip yeterince üzerinde düşünülmemiş kişisel düşüncelerini devletin tedbiri veya görüşü diye ortaya atıp, bu şekilde oluşturulan gündemlerle ülkeye zaman kaybettirmeye hakkı yok.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT