BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Meclis’i by-pass

Meclis’i by-pass

Günlerdir, basında Hükümet’in kullanmak istediği kanun hükmünde bir kararname tartışılıyor.



Günlerdir, basında Hükümet’in kullanmak istediği kanun hükmünde bir kararname tartışılıyor. Bu kararname ile idare, kendisi için tehlikeli gördüğü memurları, mahkeme kararı olmaksızın, mesela müfettiş raporuyla işten el çektirebilecek. Hükümet’i böyle bir davranışa iten esas amil ise, malum 28 Şubat Kararları... O 28 Şubat Kararları ki, onların altında, mevcut siyasi liderlerimizin (Necmettin Erbakan dahil) hepsinin imzası ve oluru var. Ancak, MGK’nın almış olduğu bu denli kararların kuvveden fiile çıkacak yeri TBMM’dir. Anlaşıldığı kadarıyla, bu kararlara imza atan partiler Meclis’te yan çizmektedirler. Meclis’in çoğunluğunu elinde bulunduran iktidar partileri de, bu konuda yan çiziyor ki, Meclis by pass edilip, Kanun Hükmünde Kararname ile iş, bitirilmek isteniyor. Bu durum, hukuk devleti için bir zaaftır. Hele AB’ye aday bir devlet için, hukukun ayaklar altına alınması manasına gelir. Efendim; memurlar için mahkeme yolu açık, kimse bu yolu tıkamıyor ki, demenin manası yoktur. Bu işgüzarlığa ‘ba’de harabül-Basra!’ denir. Bir hukuk devletinde hukuk nasıl çalıştırılamaz? Devleti bu zaafiyet içinde göstermeye, başta hükümetler olmak üzere kimsenin hakkı olmasa gerektir. Yine, efendim; Başbakanlığa kadar Hizbullahçı memurlar sızmış, bir sürü dairede bölücü militanlar devleti yıkmak için eylem üstüne eylem yapıyor. Bütün bunlara seyirci mi kalalım? Bu tipleri memuriyetten ayıklamamız gerekmez mi? Devlet, nasıl bindiği dalı keser? Demenin mantığı varsa da, bu işin yolu yordamı elbette vardır ama, asla hukuksuzluk değildir. Bizde idare malum. Bu keşmekeşlik içinde sağlıklı karar verebilmenin mümkünü var mıdır? Çeşitli siyasi görüşlere sahip müfettişlerin indi kararlar vermeyeceğini kim temin edebilir? Kanun Hükmünde Kararname yetkisini merhum Özal sıkça kullandı ama, yalnızca ekonomik kararlarda idi bu yetkiler. Onu da zamandan tasarruf için yapmıştı. Şimdiki Hükümet’in istediği bu yetki ise tamamen farklı ve üstelik Anayasa’ya da aykırı... Hukuk devletinde zaafiyet olmamalı; varsa, yine hukuk kuralları içerisinde giderilmeli. İdare, kendi kabahatini örtbas edebilmek için hukuksuzluğa ve hatta keyfiliğe asla bel bağlayamaz. Kimse, Hükümet’e ve idareye devlet düşmanlarını besleyip barındırın demiyor. Ama, her şeyin bir usulü vardır; tabii hukuk devleti isek! Millete, bir yandan hukuktan, AB’ye giriş sürecinden, idamın kaldırılmasından ve tabii bölücü başı Öcalan’ın yan gelip semirtilmesinden dem vuracaksınız; öbür yandan da, memurların işten atılmalarını keyfi bir tasarrufa bağlayacaksınız! Bunun adına da demokrasi ve hukuk diyeceksiniz! Biz yutsak bile, Anayasa Mahkemesi bu kanunsuzluğa dur diyecektir. Bu yolla işten atılan yüzlerce memurun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaatını düşünün! Bu tablo, Türkiye için bir yüzkarası olmaz mı? Sahi, maşa varken, neden ateşi elimizle tutuyoruz? Bu kadar mı beceriksiziz?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT