BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Hakkını helâl et abla!..”

“Hakkını helâl et abla!..”

Canım kardeşimi 28 yaşında kara toprağın bağrına koyduk. Geride gözü yaşlı bir anne baba ve kardeşleri, sevgili karısı, biri 7 diğeri ise 3 aylıkken yetim kalan iki çocuk. Şimdi soruyorum anne ve babalara. Benim kardeşimin görev aşkından başka ne suçu vardı?..



İstanbul’dan Menşure Özay’ın hatırasını yayınlamaya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hatıra, geçen yıl meydana gelmişti. Bir genç, sevdiği kız uğruna sınıf basmış ve hem kızı hem de dersin öğretmenini kurşun yağmuruna tutmuştu... Olaydan bir gün önce, öğretmen ablası Menşure Özay’ı arar. Annesinin evine gelmesini söyler. Tüm aile fertlerini çağırmıştır. Onları yemeğe götüreceğini söylemektedir. Çünkü daha başlayalı üç ay olan öğretmenliğini kutlamak istemiştir. Bu davete diğer kardeşleri gibi Menşure de icabet eder. Ertesi gün herkes eve gelir ama bir Hüseyin gelmez. Ailede bir endişe varken, evin telefonları çalmaya başlar. Her arayan akraba Hüseyin’in durumunu, okulunu sormaktadır. Nihayet Hüseyin’in çalıştığı okulda olay çıktığı haberi ulaşır. Ailenin ortasına yıldırım ateşi düşmüştür... “Şok yaşıyorduk. Annem dövünmeye ağlamaya başladı. Büyük kardeşim, yattığı yerden fırladı. Ortalığı sakinleştirmek istiyordu: -Anne burası terör bölgesi değil. Korkulacak bir şey yoktur. Bak işte cep telefonunu arıyorum. Şimdi konuşurum kendisiyle. Telefonun tuşlarına bastı ama cevap veren olmadı. Her meçhul bizi biraz daha gerçeğe götürüyordu. İçimizi daha bir telaş kapladı. Koşar adımlarla merdivenlerden aşağıya indik. Baktık ki kapının önünde eniştem bizi bekliyordu. Halinden herşey anlaşılabilirdi. Meğerse olayı çoktan duymuş. Hepimizi arabaya bindirdi. Arabanın içinde bir ağlama, bir telaş sarmıştı hepimizi... Hafif hafif yağmur çiseliyor. Yollar bitmek bilmiyordu... En sonunda Kartal Devlet Hastanesi’ne vardık. Kapının önü ana baba günüydü. Olayı duyan oraya koşmuştu. O arada tanıdık bir yüze rastladık. Bu, amcamın oğluydu. Ağlıyordu: “Ne oldu abi söyler misin neden ağlıyorsun?” “Hüseyin bacağından yaralanmış ama şu anda burada yok. Umut Hastanesi’ndeymiş” Neye uğradığımızı şaşırdık. Artık yüreğimize söz dinletmemiz mümkün değildi. Feryat etmeye başlamıştık. Yanımızdakiler bizi sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Bizi adeta sürüklercesine tekrar arabaya bindirdiler. Şimdi son bir umut, Umut Hastanesi’ne doğru yol alıyorduk. Hastanenin önüne vardığımızda her taraf ana baba günüydü. Bütün tanıdıklar oradaydı ve herkes ağlıyordu. Öğrenciler bir taraftan “Hocamızı isteriz” diye bağırıyorlardı. Beynim durmuştu sanki. Yaşadıklarımın hiç birine bir anlam veremiyordum. O anda babamı gördüm. Ah canım babam ah... Ak sakalına doğru yaşlar süzülüyordu. Koşarak boynuna sarıldım: -Ne oldu baba? Boynuma sarılırken hıçkırıklarını koyverdi: -Gitti Hüseyinim gitti!.. O anda dünya zindan oldu. Dünden beri başımda dönüp duran gök kubbe, ters döndü üzerime kapaklandı... Sanki gökler yarıldı yıldızlar yere döküldü. Bir anda neye uğradığımı şaşırdım. Hastaneye doğru koşmaya başladım. Bağırıyor, feryatlar ediyordum: -Hüseyiiin!.. Nerdesin kardeşim benim... Coşmuştu içimdeki duygular. Yırtıyordum kendimi. Parçalıyordum yeri göğü... İnanamıyordum olanlara... Bir ara hemşirenin elindeki iğneyi gördüm. Daha gerisini hatırlamıyorum. Ertesi güne kadar beni uyutmuşlardı. Cuma günü sabah kendime geldim. Kollarımdan tutarak beni apartmanın kapısına indirdiler. O anda yaşadığım acının tarifi mümkün değil. Hüseyin’imi albayrağa sarmışlar. “Abla hakkını helal et!” der gibi beni bekliyordu. Helâllik aldıktan sonra, hızla alıp götürdüler. Olduğum yere yığılıp kalmıştım. Tekrar bir cesaret iğnesi daha yapmışlardı. Ailece çok acılar çektik. Hâlâ da kendimizi toparlayamadık. Annem üzüntüden yataklara düştü. Bense psikolojik tedavi görüyorum. Canım kardeşimi 28 yaşında kara toprağın bağrına koyduk. Geride gözü yaşlı bir anne baba ve kardeşleri, sevgili karısı, biri 7 diğeri ise 3 aylıkken yetim kalan iki çocuk. Şimdi soruyorum anne ve babalara. Benim kardeşimin görev aşkından başka ne suçu vardı? Efendi dürüst ağır başlı bir insandı. Karıncayı bile incitmekten çekinirdi. Çevresinde sevilen sayılan bir insandı. Geride tarifi mümkün olmayan acılar bıraktı. Olaydan bir sene geçmesine rağmen sanki olay bugün olmuş gibi içimiz yanıyor. Ne olur, çocuklarımızla biraz daha ilgilensek. Biraz daha duyarlı olsak belki bugün bu acılar yaşanmazdı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT