BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir gün doğdu çığlık çığlığa veya sen vardın

Bir gün doğdu çığlık çığlığa veya sen vardın

Her şey... Her şey tersineydi. Ve her şey... Her şey durmuştu o an. Hiçbir şey... Hiçbir şey kıpırdamıyordu o sıra; inanılmaz hızla çarpan kalbi ve ebeden başka...



Her şey... Her şey tersineydi. Ve her şey... Her şey durmuştu o an. Hiçbir şey... Hiçbir şey kıpırdamıyordu o sıra; inanılmaz hızla çarpan kalbi ve ebeden başka... Her şey... Her şey duruyorken kıpırtısız ve her şey, her şey tersineyken; tersine bir şaplak yapıştı... Çığlık çığlığa bir gün doğdu! Çırılçıplak, bakakaldım... *** İçimde acılar dinince... Çarçabuk temizlenince ve anneme verilince, sustu çığlıklar... Bazı şeyler kıpırdıyordu artık, takip edemesem de. Ve artık her şey tersine de değildi. Ama ben, bir gün doğumunda yoruldum; İlk günümün doğumunda... Uykuya daldım. *** Seni gördüm, dersem yalan olur... Ama; “görülecek rüyam bile yoktu” dersem de... Yalan olur olmasına da belki... Yalan olabilirse bir şeyler, yalan olmayan pek çok şeyler de olabiliyor! Öğrendim ki; bir “dünüm” bile yokken henüz... Tecrübem, hatıram yokken... Görülecek bir rüyam bile yokken, “görülecek rüyalarım” vardı... Bir dünüm yoktu ama, yarınlarım vardı. Yaşanmış dünüm yoktu ama, yaşanacak yarınlarım vardı. Görülecek rüyalarım bile yokken henüz görülecek rüyalarım vardı. *** Ve yarınlarımda bir rüyam vardı; benim rüyamı gören... Sen vardın! *** Gün doğarken bana çığlık çığlığa... Yahut ben güne doğarken; çığlığın bile ne olduğunu bilmeden. Solumayı, bakmayı ve görmeyi bilmeden... Her şey ters olduğu halde, neden her şeyin ters olduğunu bilmeden... Görülecek bir rüyam bile yokken, hatta rüyaların bile ne olduğunu bilmeden... Biliyordum! *** Biliyordum ki; bilmediğim bir şeyler vardı... Yarınlar vardı... Rüyalar vardı... Sen vardın. Öğrendim ki; Nelere sahip olduğun değil, kiminle olduğun önemli... İlahi Şol cennetin ırmakları Akar Allah deyu deyu, Çıkmış İslâm bülbülleri Öter Allah deyu deyu Salınır Tûba dalları, Kur’an okur hem dilleri, Cennet bağının gülleri Kokar Allah deyu deyu Altundandır direkleri Gümüştendir yaprakları Uzadıkça budakları Biter Allah deyu deyu Aydan arıdır yüzleri Misk ü amberdir sözleri Cennette huri kızları Gezer Allah deyu deyu Hakk’a âşık olan kişi, Akar gözlerinin yaşı Pür-nûr olur içi dışı Söyler Allah deyu deyu Miskin Yunus var yarına Koma bu günü yarına Yârın Hakk’ın divanına Varam Allah deyu deyu Yunus Emre Nasıl isen öyle gel! Nasıl isen öyle gel; süslerinle oyalanma. Eğer örülü saçların çözüldüyse, eğer saçlarını ayıran çizgi düz değilse ve eğer yeleğinin ipek püsküllü kordelaları henüz bağlı değilse, aldırma. Nasıl isen öyle gel, süslerinle oyalanma. Çimenlerin üstünden, çabuk adımlarla gel. Eğer çiğden ayaklarının kınası giderse, ayak bileklerindeki çıngırak sesleri azalırsa ve eğer gerdanlığından inciler düşerse, aldırma. Çimenlikten, çabuk adımlarla gel. Gökkubbeyi saran bulutları görüyor musun? Nehrin öbür kıyısından turna sürüleri havalanır ve ani rüzgârlar fundalıkta oraya buraya hücum eder. Endişeli hayvan sürüleri köydeki ağıllarına koşarlar. Gökkubbeyi saran bulutları görüyor musun? Süslenmek için kullandığın lambayı boşuna yakıyorsun, rüzgarda titrer ve söner. Göz kapaklarının lamba isiyle boyanmadığını kim bilebilir ki? Halbuki senin gözlerin, yağmur bulutlarından da karadır. Lambanı boş yere yakıyorsun, söner o. Nasılsan öyle gel; süslerinle oyalanma. Eğer çiçekten tacın örülmediyse, kimin umurunda; eğer bileziğini bağlıyamadınsa, bırak kalsın. Gökyüzü bulutlarla dolu, vakit geç oldu. Nasılsan öyle gel, süslerinle oyalanma.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT