BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aman dikkatli olalım

Aman dikkatli olalım

Hem istikrar programı uygulamak, hem büyümeyi gerçekleştirmek gibi iki ağır karpuzun bir koltuğa sığmayacağına işaret eden Vural Akışık; “Aman dikkatli olalım. Her şeyi 7 ayda gerçekleştirmeye kalkışırsak, ekonomiyi sıkıntıya sokarız” dedi.



Uygulanan istikrar programının kendi içinde tutarlı olduğunu, ancak tedbiri de elden bırakmamak gerektiğini söyleyen Dışbank Murahhas Azası Vural Akışık, “Hem büyüme, hem istikrar programı birlikte yürümez. 3 senelik programı iyi uygulamak ve ondan sonra büyümek lâzım” dedi. Temmuz ayı enflasyonunun yüksek çıkmasıyla birlikte programın kendi mantığı içinde bazı revizyonlara ihtiyaç gösterdiğine işaret eden Akışık, büyüme ve istikrar programı dengesinin iyi korunmasını istedi. İthal otomobille başlayan paniğin Gümrük Birliği çerçevesinde vergiye dönüşmesinin mümkün olmadığının altını çizen Vural Akışık, “Fakat hükümet lüks ürünlere Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) getirebilir” dedi. Diğer taraftan bankaların başlattığı tüketici kredilerinin, toplumda tüketim ihtiyacını artırdığını söyleyen Akışık; yapılanın doğru olduğunun altını çizdi ve istikrar dönemlerinde yine de doğrulara bazı geçici sırnırlamalar getirilebileceğini ifade etti. Bankacıların duayeni Akışık; şunları söyledi: Tüketici kredisine sınırlama “Bankaların elinde para varsa bunu satması lâzım. Bugün en risksiz kredi türü de tüketici kredileridir. Önümüzdeki 7 sene içinde bankalar tüketici kredileriyle büyüyecektir. 2000 yılı başında bankalardaki bilanço aktif toplamı 130 milyar dolar idi. Bu paranın önümüzdeki 7 sene içinde 500 milyar dolara çıkması lâzım. Bugün bankalardaki 130 milyar doların yüzde 40’ını sanayici, yüzde 35’ini bono ve tahville Hazine kullanıyor. Yüzde 15’i ise bankalarda likidite olarak kalıyor. Geriye kalan yüzde 10’u ise KOBİ ve küçük esnaf kullanıyor. Tüketici kredilerinin oranı yok denecek kadar az. Tüketici krdesiyle ev, otomobil, beyaz eşya alanların sayısı bir elin parmağı kadar az. Önümüzdeki 7 sene içinde herkes tüketici kredisi kullanacak. Krediyle ev ve otomobil alacak. Bankacılık sektörünün geleceği tüketici kredilerine bağlı. Ancak, 2,5-3 sene sonra keskin bir viraj var. Erken öten horozlar o virajda savrulabilir. Sistemi 7 senede varacağı yere 7 ayda varmaya zorlamanın gereği yok. Tüketici kredilerine geçici olarak bir sınırlama getirilebilir. Meselâ, toplam krediler içinde tüketici kredisine belli bir oran konulabilir. Sektörde sıkıntıya sebep olsa bile bu uygulama hem ekonomiye, hem de sektöre toparlanma fırsatı verir.” KİT’ler özelleştirilsin Lüks ürünlere ÖTV, banka tüketici kredilerine sınırlama getirilmesinin kısa vadede programı rahatlatacağını savunan Vural Akışık; kamunun da elektrik başta olmak üzere KİT ürünlerine zam yapmak yerine biran önce özelleştirmenin gerçekleştirilmesini istedi ve kötü yönetilen KİT’lerin özelleştirmeden başka bir yöntemle ekonomiye kazandırılamayacağını iddia etti. Ekonomi nerede?... * İç tasarrufların yetersiz kalmasından dolayı cari açık büyüyor. Yerli kaynaklar yetmeyince, pasifteki yabancı kaynaklar artıyor. Bu da kur farkı başta olmak üzere açık pozisyon gibi birçok risk getiriyor. İthalattaki artıştan korkmanın sebebi de bu. Bankalar döviz kredisi veriyor. Riski dağıtıyor. Ancak, kurda bir oynama olursa Hazine etkileniyor. Onun için bankalar hep dolaylı bir risk altında. * ABD Bütçesi de hep cari açık verir. Ancak, ABD; ‘Alman Markı çok onunla borçlanayım’ demez. Yine dolarla borçlanır. Türkiye’nin ‘Ben de TL ile borçlanayım’, deme lüksü yok. ABD dışında hiç bir ülkenin böyle bir imkânı yok. * Merkez Bankası’nın ilân ettiği devalüasyon ile enflasyonu birbirine yaklaştırmak lâzım. ‘Hem istikrar programı uygulayayım, hem büyüme olsun’ demek istikrar programını riske sokar. Hem cari açığı küçültmek, hem Hazine’ye gelir sağlamanın yolu; lüks mallara ÖTV koymaktır. Ekonomi biraz yavaşladı mı, ‘Aman hızlandıralım’ sesleri yükseliyor. Bayındırlık Bakanlığı inşaat ruhsatını yasakladı ve inşaat sektörü durdu. Şayet mesken inşaatı hızlı olsaydı, bugün büyüme yüzde 8-9’u bulurdu. * İstikrar programında büyüme olmaz. Büyüme programdan sonra olur ve ciddi olur. * Geçen seneki küçülme, programdan değil, hastalığın dayanılamaz noktaya gelmesinden kaynaklandı. * Tüketici kredisine vergi koymak, albitraj yolunu açar. Tüketici kredisi pahalıysa bankalar sanayiciye kredi verir. Sanayici tüketiciden senet alır ve bankadaki borcunu öder. * Türkiye’deki bankaların bir kısmı birleşir. Bir kısmı satın alınır. Yabancı ülke bankaları Türk bankası alırsa, kendi sanayicilerine öncelik verir. Dışbank’ın 6 aylık konsolide kârı 34 trilyon Dışbank, 2000 yılının ilk 6 ayına ilişkin konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Dışbank Murahhas Azası Vural Akışık, ilk 6 ay sonunda bankanın konsolide kârını 34 trilyon liraya yükselttiklerini bildirdi. Akışık, bankanın toplam aktiflerinin yüzde 138 artışla 1.5 katrilyon liraya, toplam mevduatın da yüzde 173 artışla 763 trilyon lira düzeyine ulaştığına dikkat çekti. Finansal kuruluşların şeffaf ve net olmasının Türkiye’nin özellikle yurtdışı piyasalardaki itibarına olumlu etkide bulunacağını söyleyen Akışık, “Yılın ilk yarısında piyasa koşullarına göre son derece iddialı bir kâra ulaştık. İyi bir takımımız var. Teknolojik altyapımızdaki iyileştirme ve geliştirmenin sonucunu almaya başladık. Eylül-Ekim döneminde Dışbank olarak yeni dağıtım kanalları ve ürünlerle kamuoyunun önüne çıkacağız” dedi. Hollanda, Malta ve KKTC’de bulunan şubelerine Bahreyn şubesini de katacaklarını kaydeden Akışık, “Önümüzdeki dönemde yurtdışı büyüme stratejimiz doğrultusunda Dışbank’ı farklı ülkelerde de göreceğiz” diye konuştu. Dışbank nereye koşuyor? Önümüzdeki 6-7 sene içinde Türkiye’deki bankaların bilanço aktif toplamı 500 milyar doları bulacak. Bunun yüzde 95’ini 6 banka elinde bulunduracak. Dışbank da bu 6 bankadan biri olmayı hedefliyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86771
    % -0.03
  • 6.0043
    % -0.6
  • 6.7092
    % -0.48
  • 7.6486
    % -0.38
  • 246.92
    % -0.74
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT