BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hatırlamalar

Hatırlamalar

Davetiyeye önce başka bir yazarın adı yazılmış, sonra herhalde aceleyle üzerine benim adımın bulunduğu bir kağıt yapıştırılmıştı.



Davetiyeye önce başka bir yazarın adı yazılmış, sonra herhalde aceleyle üzerine benim adımın bulunduğu bir kağıt yapıştırılmıştı. Fakat her nedense kağıt iyice yapışmamıştı; bir ucundan kaldırdınız mı öteki isim meydana çıkıyordu. Garip bir olaydı... Başka ülkelerde de benzerleri yaşanıyor muydu acaba? Sonra davet edilen bir iki arkadaşımdan öğrendiğime göre onlara gelen zarflar da öyleşmiş. Benim zarfın üzerindeki çizili isim sonradan erken sayılabilecek çağında vefat etti. Davet edildiğimiz yer Çankaya Köşkü’ydü. Özal’ın henüz hayatta olduğu dönem... Bir yeni yıl şöleni... Başka zarf mı bulunamamıştı? Resmi bir yerden gelen davetiyelerin daha dikkatli yazılması gerekmez miydi? Diyeceksiniz ki “belki aynı kişinin adı yanlışlıkla iki kez yazılmıştı, yani adı silinen de davetliydi. Farkedilince zarf ziyan olmasın diye...” Ecevit dönemi olsa neyse... Dedim ya Özal cumhurbaşkanıydı. O sıralarda onca tasarrufa önem veren var mıydı? Her neyse geçmiş gün, birdenbire hatırlayacağım tuttu: Yazmamın da sebebi ayrımcılığı, sınıflamayı bir türlü yenemeyiş... Oysa bir yazarı çiziktirip bir kenara atıp, bir diğerine önem vermiş görünmek ne benim değerime değer katar, ne de o yazarı küçültür... Sonraki yıllar Demirel’in cumhurbaşkanlığı devriydi ve köşke bir daha çağrılı olamadık. Acaba o zaman da benim adım silinip üzerine başkalarının etiketleri mi yapıştırıldı dersiniz? Canım her zaman da yanlışlık olacak, her zaman da zarflarda yanlışlık yapıldı mı üzerine kağıt yapıştırılacak değil ya? Bu olayı anlatmamın sebebi şu: Türkiye’de bir tarafın adamları iktidar oldu mu kendi tarafını gözetir, karşıt grup iktidar oldu mu o da kendi tarafını gözetir. Ve isimleri, dünya görüşü altında kimleri toparlıyorsa onlardan seçer. Bu ayrımcılık var olduğu sürece ülkemiz kültürde sanatta hep aynı takımın borazancılığını yapmaktan öteye gidemeyecektir. Geçenlerde Kültür Bakanlığı’ndan yıllardır ilk defa bir zarf geldi. Kültür Bakanı sayın İstemihan Talay’ın “İstanbul Kongre ve Kültür Merkezi” ile ilgili basın toplantısı metni... Kaç yıldır üzerinde T.C. Kültür Bakanlığı ibaresi bulunan bir zarf masama gelmemişti: Bakanlığın çalışmalarından da ancak gazetelerde ve televizyonlardaki bilgiler ışığında haberdar oluyordum. Geçmişte Kültür Bakanlığı yayın kurullarında görevli olduğum tarihten aşağı yukarı belki yirmi yirmibeş sene geçti. En son da sayın Tınaz Titiz’in Kültür Bakanı olduğu dönem bir roman yarışmasının seçiciler kurulunda görev almıştık. Rahmetli M. Necati Karaer, Alev Alatlı, Beşir Ayvazoğlu, ben ve bir iki isim daha... Ondan sonraki dönemlerde Kültür Bakanlığı’na ait hiçbir zarf bana gelmedi. Ayrıca Kültür Bakanlığı ilgisini bana veya bazı yazarlara ısrarla kapalı tuttu. Demek ki şöyle bir sonuç çıkıyordu ortaya; tıpkı o davetiyede olduğu gibi kimi zaman adınız bir etiketle örtülecek, kimi zaman da etiketiniz kaldırılacaktı. Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın İstanbul Kongre ve Kültür Merkezi ile ilgili basın toplantısı metninin gönderilmiş olması yıllardır süregelen bilgi alışverişi kopukluğunun sonu gibi geldi bana. Onun için Kültür Bakanlığı’na buradan teşekkürlerimi iletiyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT