BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Birileriyle konuşmaya ihtiyacı vardı...

Birileriyle konuşmaya ihtiyacı vardı...

Eve geldikleri zaman gece yarısını çoktan geçmişti. Yol boyunca Selim hiç konuşmamış, taksinin ön tarafında başını bir kez bile arkaya çevirmeden yola bakmıştı.



Eve geldikleri zaman gece yarısını çoktan geçmişti. Yol boyunca Selim hiç konuşmamış, taksinin ön tarafında başını bir kez bile arkaya çevirmeden yola bakmıştı. Esin zaten oldukça hırpalanmış olduğu için sesi çıkmıyordu. Ama kocasının soğuk ve sinirli tavırlarından bir şeyler olduğunu seziyor, arada bir Suna’ya bakarak “neler oluyor?” der gibi göz kırpıyordu. O ise kaşlarını kaldırıyor, iki elini yana açarak bir şey bilmediğini ifade etmeye çalışıyordu. Ama Esin’in gözünden arkadaşının da son derece sinirli ve gergin olduğu gözünden kaçmamıştı. Eve girdikleri zaman doğruca kanepeye gitti genç kadın. Kendini bıraktı külçe gibi. İki elini birbirine kenetleyip kucağına koydu. Yorgunluktan bitkin görünüyordu. Dikkatle baktı ikisine de: - Neler oluyor, söyleyin bakalım? Neden bu kadar gerginsiniz? Selim yüreğinin fırlayacakmış gibi attığını hissetti. İşte günlerdir beklediği an gelmişti. Suna ise “haydi, konuş!” der gibi bir tavırla onun yüzüne bakıyordu. Yutkundu. Sakin olmaya, kayıtsız görünmeye gayret ederek mırıldandı. - Ben... ben senden ayrılmak istiyorum artık. Seni sevmediğimi fark ettim. Esin gözlerini fal taşı gibi açmış, kocasına bakıyordu. Selim önüne bakarak devam etti: - Böyle bir hayata devam edemeyeceğim Esin. Anlamaya çalış, dostça bitirelim bu işi. Ben uzun zamandan beri boş geziyorum. Eskiden bir işim vardı, kendime göre bir hayatım vardı. Şimdi hepsi allak bullak oldu. Katlanamayacağım bu hayata. Mücadele edemeyeceğim. Kendimi düşünmek zorundayım. Boşanalım... Genç kadının dudakları titremeye başlamıştı. Kekeledi: - Ben... Ben de sanmıştım ki... Suna kaşlarını kaldırdı: - Ne sandın Esin? - Neyse, ne sandığımın önemi yok Suna. Mademki Selim böyle düşünüyor, o zaman bitsin... Ben kendimi zorla birisine yamayacak bir insan değilim. Yalnız bir tek şey.... bir tek şey sormak istiyorum... Bunu yeni mi fark ettin? Selim kaşlarını çattı. Ayağa kalktı: - Şimdi veya daha önce, ne fark eder ki... Karnındaki çocuk için de geç değil hem... Onun da çaresine bakılır vakit varken... Genç kadın dişlerinin arasından tükürür gibi fısıldadı: - Yıkıl karşımdan, gözüm görmesin seni.... Bunu bana nasıl söyleyebilirisin? Senin ne olduğunu nasıl anlamadım? Rezil! Selim kapıya doğru yürüdü: - Ben gidiyorum. Suna sen arkadaşını alıp götürebilirsin. Sanırım bir daha karşılaşmak istemez benimle. Esin öfkeyle atıldı: - Asla! Asla... Genç adam montunu alıp dışarı çıktı. Soğuk hava yüzüne vurunca kendine geldi. Yaşadığı son birkaç saat bir kâbustu sanki. Hızlı adımlarla, hatta koşarak uzaklaştı. Her yer sessizdi. Gece yarısını çoktan geçmişti saatler. Ağlamak istiyordu. Ama tutulmuştu. Sanki her yerine felç gelmiş gibiydi. Başının döndüğünü, ağzının kuruduğunu hissetti. Bir duvara dayandı. Derin derin nefes alıp verdi. Sonunda başarmıştı. Artık hayattaki tek varlığının, deliler gibi sevdiği karısının hayatı kurtulabilecekti. Yaşayacaktı. Yine eskisi gibi gülecek, etrafına neşe saçacaktı. Bunu kendisi görmeyecekti ama onun yaşadığını bilmek bile yetecekti genç adama. - Allah’ım, ne olur kurtar onu... Ölmesin ne olur? diye dua etti yüksek sesle. Şefkate ihtiyacı vardı şu anda. Birileriyle konuşmaya, derdini anlatmaya ihtiyacı vardı... Sahile gelmişti. Tek tük arabalar geçiyordu caddeden. Şehrin ışıkları parlıyor, uzaktaki bir tavernadan müzik sesi geliyordu. Balıkçılar motorlarının içinde hareketlenmişler, ağlarını hazırlıyorlardı. Hava ağarmadan denize açılacaklardı. Bir taşın üzerine oturdu. İyice büzüldü montunun içinde. Gözleri ağrıyordu. Usulca ağlamaya başladı. Sicim gibi dökülüyordu yaşlar... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95522
    % -0.53
  • 5.7128
    % -0.38
  • 6.3397
    % -0.4
  • 6.9378
    % -0.52
  • 276.48
    % -0.44
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT