BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rektör seçimi krizinin düşündürdükleri

Rektör seçimi krizinin düşündürdükleri

6 Kasım 1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim (YÖK) Kanunu ve 1982 Anayasası’nın 104. maddesinin b bendinin son fıkrasına göre Üniversite Rektörleri Yükseköğretim Kurulu’nun önerisi üzerine Cumhurbaşkanı’nca atanmaktadır.



6 Kasım 1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim (YÖK) Kanunu ve 1982 Anayasası’nın 104. maddesinin b bendinin son fıkrasına göre Üniversite Rektörleri Yükseköğretim Kurulu’nun önerisi üzerine Cumhurbaşkanı’nca atanmaktadır. Hal böyle iken, YÖK sistemine karşı olan fakat Anayasa’yı değiştirecek çoğunluğa sahip olmayan ve kendi partilerinde bile “parti içi demokrasi”yi gerçekleştiremiyenler, biraraya gelerek 1992 yılında, sözde demokrasi gerekçesi ile rektör adaylarının öğretim üyelerince belirlenmesi değişikliği gerçekleştirerek YÖK Sistemini sulandırıp yozlaştırmışlardır. Benim ötedenberi, YÖK sisteminin mimarı Prof. Dr. Doğramacı ile paylaştığım ve savunduğum görüş; üniversite rektörlerinin, 1946-1981 döneminde olduğu gibi seçim” ile değil, “atama” yolu ile belirlenmesinin bir “demokrasi sorunu” değil, bir “etkili yönetim sorunu” olduğu merkezindedir. Nitekim ABD ve İngiltere’de olduğu gibi yöneticileri dışarıdan atanan üniversitelere siyasî otorite müdahale etmediğinden, bu kurumlar tam özerk kabul edilmekte, bunun tipik örneklerini Avrupa ülkelerinin en özerk üniversiteleri olarak kabul edilen ve rektörleri atama yolu ile görev başına getirilen İngiltere’nin eski ve ünlü Oxford ve Cambridge üniversiteleri oluşturmaktadır. Bu konuları yeterince bilmeyenlerin Türkiye’de yaptıkları “YÖK düşmanlığı” karşısında vurgulanması gereken gerçek şudur: “YÖK düzeni” üniversitelerimizdeki laçkalığın, sorumsuzluğun, başıbozukluğun, bireysel çıkarcılığın, üniversitelerimizi 1960 ve 1970’li yıllarda kana, ateşe ve anarşiye boğanların adeta zorla getirdiği bir düzen değil midir? Yukarıda özetlediğimiz bu durum ise, rektör adaylarının öğretim üyelerince seçildiği, yani sözde demokrasinin bütün gerekleri ile işlediği dönemde meydana gelmemiş midir? Öyle ise “YÖK Sistemi”ni ortadan kaldırmaya kalkışmak, geçmişten ders almayarak, yakın mazimizde yaşanan sıkıntılı günlere “Davetiye” çıkarmak anlamına gelmez mi? Kanaatimizce, Rektör Seçimi konusunda bundan böyle sorunlar yaşanmak istenmiyorsa, YÖK Sistemi orijinal şekline getirilmeli, yani 1992’de yapılan ve rektör adaylarının öğretim üyelerince belirlenmesini öngören değişiklik kaldırılarak, Rektör adayları, YÖK Kanunu’na göre Anayasa’nın 131. maddesi ile bir “Anayasa Organı” olarak oluşturulan Yükseköğretim Kurulu tarafından saptanmalı ve önerilmedi. Cumhurbaşkanı da Anayasamızın 104-b maddesine göre bu adaylar arasında Rektörleri seçmelidir. Aksi takdirde, memleket sathına yayılmış olan ve birer “Medeniyet vahası” olması beklenen Üniversite ve kampüslerinin, “özerklik” ve “demokrasi” gibi aldatıcı sloganlarla, aşırı ve bölücü uçların etkisine girerek buralarda yeniden anarşinin hortlatılması tehlikesi vardır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT