BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Halk Sezer’in yanında...

Halk Sezer’in yanında...

Kim hukuku daha iyi biliyor, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer mi, Başbakan Bülent Ecevit mi? Hiç şüphesiz ki sayın Sezer...



Kim hukuku daha iyi biliyor, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer mi, Başbakan Bülent Ecevit mi? Hiç şüphesiz ki sayın Sezer... Öyleyse sayın Ecevit neden bu yola girdi? İnat, kime ne kazandırmış ki... Üstelik bakanlar kurulu ile birlikte gövde gösterisi havası uyandırarak... Belli ki sinirler gergin.... Kibarlığı ile maruf Ecevit’in Cumhurbaşkanının imzalamasına dair dünkü açıklaması zarafeti zorlar üsluptaydı. Adalet Bakanı sayın Türk de keşke öyle bir konuşma yapmasaydı. Hikmet Sami Türk gibi efendi bir insanın “Sezer kendini hâlâ Anayasa Mahkemesi Başkanı sanıyor” demesi sakil kaçmıştır. Diğer taraftan Cumhurbaşkanının ülkenin Başbakanına randevu vermemesi de kaygı verici bir gelişmedir. İplerin kopma raddesine geldiği anlaşılıyor. Halbuki hiç gerek yoktu... Sezer, iyi bir hukukçudur. Önüne gelen KHK’yı sadece kendisi incelememiş, danışmanlarına da incelettirmiştir. Vardığı sonucu, -hiç de mecbur olmadığı halde- gerekçesi ile birlikte hükümetin “ıttılaına” havale etti. Sezer, hukuk devleti özlemini dile getiriyor. Ya mevcut yasaların işletilmesini veya yasal düzenleme yapılmasını arzu etmektedir. Haklıdır. Yaptığı doğrudur. KHK devreye girerse memurluk mesleği perişan olur. Kimsede yarına dair bir garanti kalmaz. Zavallı memur bir de böyle çeker. Onun için Cumhurbaşkanı, tehlikeli bir çığır açacağı apâşikâr belli olan Kanun Hükmünde Kararname taslağını hükümete geri yollamıştır. Kanuni boşluk Cumhurbaşkanının uzatılan metni imzalaması mecburiyeti doğurmaz. Bilakis içtihadı ile boşluğu doldurmak vazifesi gereğidir. Sezer bunu yapmıştır. Bunu yaparken de kimseye hakaret kastı yoktu. Hal böyle iken alınganlığı ile de bilinen Ecevit’in eski metni virgülüne dahi dokunmadan Köşk’e göndermesi ve “sayın Cumhurbaşkanının KHK’yı imzalaması Anayasal zorunluluktur” demesi yanlıştır. Sezer, sert bir şekilde tekrar kendine gelen bu evrakı ikinci kez reddederse Anayasa suçu mu işlemiş olacaktır? Bu mu imâ ediliyor? -Efendim, imzalasın sonra Anayasa Mahkemesi’nde dava açsın!.. Hayır! Bu mantıklı değil. Kulağı dolaylı göstermek olur. Şekilcilik ön plana geçer. Geçen zaman zarfında mağdurlar meydana gelir. Geçmişte güvenoyu almamış hükümetlerin kıyımı bugün gibi hafızalardadır. Memuru, memur ailesini, milyonları içtimai yapıyı hadi toplasanız bir-iki bin kişi uğruna keyfi bir muameleyle tedirgin edemezsiniz. Sezer haklıdır.. Halk Ahmet Necdet Sezer’in yanında... İnanılmıyorsa referanduma gidilsin. Halk hakem olsun. Kabalaşmaya sertleşmeye, sürtüşmeye, yıpranmaya, randevu reddine ne lüzum var? İşte hakem!.. Kendine güvenen buyursun. O yapılmazsa... Sezer, taslağı üç yerli üç de AB’den 6 hukukçuya inceleterek kendilerinden mütalaa almalı. Eğer 6 kişilik bilirkişi hey’eti “imzala” derse imzalasın, “iade” derse iade etsin. Fakat Ecevit’in “imzalamak zorundadır” sözü, kendisinin hiç bu tarafa yanaşacağının işaretini vermiyor. Sezer seçildiğinde Ecevit hükümeti nezaketen olsun istifa etmemişti. Teamülün ihmali bakınız ne sancılara yol açıyor. Yarın daha kötü bir biçimde istifa gelebilir. Vaziyet icranın iki başından birinin gideceği noktaya doğru sürükleniyor. Haydi hayırlısı. Son söz şu olabilir... Herkes, herkesin yüzüne bakabilmeli..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86796
    % -0.47
  • 6.0406
    % 0.28
  • 6.7414
    % 0.12
  • 7.7005
    % -0.46
  • 248.383
    % -0.68
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT