BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İğneyi kendimize...

İğneyi kendimize...

Epeyce zamandır özeleştiri yapmıyoruz. Zaten, bu durum, bizim basın mensuplarının müzmin hastalığıdır. Her yandaki eksiklikleri, aksaklıkları, yolsuzlukları, uğursuzlukları görür ve dillendiririz de, dönüp bir kere olsun kendimize, kendi pür melalimize bakmayız; bakmak istemeyiz.



Epeyce zamandır özeleştiri yapmıyoruz. Zaten, bu durum, bizim basın mensuplarının müzmin hastalığıdır. Her yandaki eksiklikleri, aksaklıkları, yolsuzlukları, uğursuzlukları görür ve dillendiririz de, dönüp bir kere olsun kendimize, kendi pür melalimize bakmayız; bakmak istemeyiz. Biz, bugün şeytanın ayağını kırarak bunu yapmaya çalışacağız. Evvela şu hususu belirtmekte yarar var: Bu ülkedeki olumsuzlukların, yalan-talan ve yanlışlıkların temelinde had bilmezlik yatmaktadır. İnanın; bu ülkede kimse haddini bilmiyor. Hakkını ve hukukunu tanımadığı gibi, gücü nispetinde başkasının hakkını ve hukukunu çiğniyor. Hürriyetçi olsun, hürriyetsiz olsun dünyanın hiçbir ülkesinde, bizdeki gibi medya anlayışı ve işleyişi yoktur. Nedense, bizim ülkemizde kanunlar da medyaya para etmiyor! Demokrasilerde medyayı 4. güç olarak gösteriyorlar ama, bizim demokrasimizde 1. güç!.. Sorarım size; dünyanın hangi ülkesinde medya, hükümet olup idareye yeltenir? Bir yandan istikrara muhtaç, hatta mahküm olduğumuzu haykırır, öbür yandan, pamuk ipliğine bağlı istikrarı bozmak için elimizden geleni ardımıza koymayız! Kurulu ve işleyen düzene karşı, anlaşılmaz ve anlatılamaz, amansız bir düşmanlığımız var adeta! Bir şeyi beğenirsiniz, beğenmezsiniz. Takdir veya tenkit edersiniz. Meşrebiniz gereği, bildiğiniz yolu-yordamı gösterirsiniz veya; bütün bunları yanlış yapıyorsunuz ama, doğrusunu yine siz bulun dersiniz, diyebilirsiniz. Bunların hepsine amenna! Ama; yıkıcı, bölücü, tahkir ve tahrik edici olmazsınız, olamazsınız! Böylesine bir hak, sizden başkalarında olmadığı gibi, sizde de yoktur. Bunun için de bir an evvel kanun devleti olmaktan kurtulup, hukuk devleti olmanın yollarını bulup tatbik mevkiine koymalıyız. Aksi halde, mevcut kanunlar, adamına göre çalışır ve ülkede altta kalanın canı çıkar da kimsenin haberi olmaz! Şu son günlerdeki bir bardak suda koparılan fırtınaya bakın hele! Hükümet, kendine göre, acil addedip, kanun hükmünde bir kararname hazırlıyor ve bunu tasdik için Cumhurbaşkanlığı makamına sunuyor.Hemencecik, ortalık toz duman oluyor. Göz gözü görmüyor. Kızılca kıyametler kopuyor. İşin tuhafı, lehde olanlar da, aleyhde olanlar da; gazetelerde çala kalem gidiyor, televizyonlarda şeamet tellallığı yapıyor! Ne yapıp edip, Hükümet’le Cumhurbaşkanı’nın arasını açmak istiyorlar! Ajans bültenlerine düşen haberlere bakın ne diyor: Cumhurbaşkanı, Başbakan’a randevu vermedi! Tabii bu haber basına; Cumhurbaşkanı, Başbakan’la görüşmek istemiyor! Şeklinde yansıyor... Cumhurbaşkanlığı açıklama yapıyor; Cumhurbaşkanı’nın yaz çalışmalarını İstanbul’da sürdürdüğünü, önümüzdeki Perşembe günü de, Cumhurbaşkanı’nın programının yüklü olduğunu, ancak; Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın gerektiğinde her zaman ve her iki makamın programlarının müsait olduğu ortamda görüşülebileceğini vurguluyor. Ama; hayır! Basın, ateşe körükle gidiyor ve mal bulmuş Mağribi gibi manşetler atıyor.. Zannedersiniz ki, bu ülkede bütün meseleler halledilmiş, konuşulacak, tartışılacak mevzu kalmamıştır. Köhne Bizans’ın saray halkı gibi, meleklerin (haşa) erkekliği veya dişiliği tartışılıyor! Bilemiyorum; yani bu ülkede Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın, dolayısıyla Hükümet’in arası açılırsa; kriz olup, mevcut olan çeyrek istikrarımız bozulursa, birileri kına mı yakmış olacaklar? Yazık ki, binlerce yüz binlerce yazık!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT