BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Futbola hizmette sınır olmamalı!

Futbola hizmette sınır olmamalı!

Foto muhabiri arkadaşların objektifinden çıkan görüntüler, sayfa sekreteri üstadların göz nuru ve estetiği ile sorumluların kıvrak zekası da birleşince; alın size mükemmel bir spor sayfası...



Foto muhabiri arkadaşların objektifinden çıkan görüntüler, sayfa sekreteri üstadların göz nuru ve estetiği ile sorumluların kıvrak zekası da birleşince; alın size mükemmel bir spor sayfası... Türkiye’nin spor sayfalarında bu bütünü rahatlıkla görmek mümkündür. Hele hele doğru haber, art düşüncesiz yorum ilkesinin müdürünün ismi ve soyadıyla izdüşümünde buluşunu... Sadık Söztutan dostum, üzerinde ciddi emeğim bulunan çok yetenekli ve ne mutlu ki, bir branşla sınırlı kalmamış sevgili Hasan Sarıçiçek’le ‘Gel burada yaz’ deyince, yukarıda çizmeye çalıştığım resmi, 33 yıldır yüreğimde ve beynimde kartvizit olarak taşıdığımdan, bir sohbetçiklik sürede ‘evet’ dedim. Haa başka gazetelerden teklif almadım değil. Bunu bilenler bilir. Ama ilkeler çok önemliydi benim için... Hele hele, 21 yıl rahmetli patronum Kemal Ilıcak’ın Tercüman’ından gazeteciliğin her kademesinde ter akıttıktan sonra, çok seçici olmak mecburiyetindeydim. Bu atmosferi şimdilerde Türkiye’nin yönetim kadrosunda bulunan sevgili Kenan Akın, Ünal Sakman dostlar çok iyi bilirler. Bir de, benim kafam, holding, banka sahiplerinin gazetelerinde çalışmayı nedense şarj etmiyor. Yani patron gazeteci olmalı ki, frekans tutsun... Ne bileyim, işte öyle... Yazının buraya kadar olan bölümü, ismim anons edildikten sonra ihmal ettiğim, ya da rötar yaptığım kısmıdır. Şimdi başlıkla bağlantılı kısmına geçeyim. Bir spor yazarının asil görevlerini yukarıda sıralamıştım. Ama bir de, ülke sporunu yönetenlere yapacağı, ya da yapması gereken teklifler olmalıdır. Bu öneriler kendi buluşları da olabilir, Batı’dan alıntıların ülkemizde de uygulamaya konulması şeklinde de olabilir. Tercüman’da sevgili Attila Gökçe’yle kader birliği yaptığımız dönemde ‘Üç puan sistemi’nin uygulanmasını birlikte gündeme getirmiştik. Israrla üzerinde durduk ve uygulamaya konuldu. Sanırım herkes memnundur. Zaten aksi düşünülemez, çünkü bütün dünya futbolu ligiyle, büyük organizasyonlarıyla bu sistem içindedir. Bundan önce de devrin federasyon başkanı Hasan Polat’a Batı’da olduğu gibi hakem isimlerinin maçlardan önce açıklanması önerisinde bulunmuştum. Polat pek yanaşmadı ama, sayın Yılmaz Tokatlı göreve gelir gelmez uygulamaya aldı. En son da, beş yıl önce Günaydın’da Naci Arkan’la çalışırken, ‘Formaların futbolculara tapulanması’ ile, şampiyonların formasına ‘Yıldız’ konmasını önermiştim. Bunlardan ilki bütün ülkelerde zaten uygulanıyordu da, yıldız sadece İtalya’da vardı. Devrin federasyon başkanı Şenes Erzik, ne demekse ‘Külfet’ olur gerekçesiyle bir başka bahara erteledi uygulamaları... Şimdi, Ulusoy federasyonu ikisini de lig statüsü içine aldı. Fena mı oldu? Ali Güneş gibi, Serhat gibi iki bilinmeyen F.Bahçeli’nin artık tanınmaması mümkün mü? Biri 2, diğeri ise lig sonuna kadar 9 numarayla oynayacak. Üstelik bu numara işi UEFA’nın sağlık kuruları tarafından da ‘Uygulamasında sayısız fayda var’ gerekçesiyle gündeme oturtulmuştu. İşte sevgili okurlar; bir spor yazarı olarak, Batı’daki dört önemli yeniliğin ülkemize gelmesinde öncülük yaptığım için, sanıyorum meslekte sınıfı geçmişim. Ne dersiniz? F.Bahçe’ye olduğu gibi, G.Saray’a, Beşiktaş’a, Trabzonspor’a yıldızları ne güzel yakıştı değil mi? Darısı diğerlerinin formasını...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 85676
    % 1.28
  • 6.0738
    % -0.38
  • 6.7967
    % -0.31
  • 7.7288
    % 0.16
  • 250.892
    % -0.28
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT