BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > MHP’de 13 aday

MHP’de 13 aday

20 Ağustos’ta yapılacak MHP İstanbul kongresinde il bakanlığı için şu saat itibarı ile 13 ismin adaylığı gündemde. Sayı hafta içinde daha da artabilir. Bu fotoğraf MHP’ye olan aşırı ilgiyi gözler önüne seriyor. Peki ama MHP gerçekten bu tabloya paralel bir tırmanmanın içinde midir?



20 Ağustos’ta yapılacak MHP İstanbul kongresinde il başkanlığı için şu saat itibarı ile 13 ismin adaylığı gündemde. Dahası, bu sayı hafta içinde daha da artabilir. Aralarında Hasan Albay gibi ülkücü harekette bir dönem “efsane” olan vizyon sahibi işadamlarından, Mustafa Bekaroğlu gibi 80 sonrası kuşağın çok iyi bilmediği “destani” gençlik önderlerine kadar isimlerin bulunduğu aday adayları içinde; Orhan Çakıroğlu’ndan Kazım Ayaydın’a, Ömer Lütfü Mete’den Yavuz Ceylan’a, Nadir Altındal’dan Mehmet Yetiş’e, Hüseyin Şimşek’ten Fuat Çakıroğlu’na, Halit Kanak’tan Mustafa Şatiroğlu’na Akal Demirkol’a kadar bu kesimde her biri “sembol” olan isimler bulunuyor. MHP’de demokrasi Ortaya çıkan bu fotoğraf sadece MHP’ye artan ilgiyi değil, aynı zamanda bu partiye egemen olmaya başlayan demokrasiyi de gözler önüne seriyor. Evet MHP bu görüntüsüyle de istişareyle başkan seçen Fazilet ve benzerleri ile ayrıldığını ispatlamış oluyor. Dahası, bu tablo parti içi disiplini ve emir-komutayı esas alan eski töreci anlayışın da ters-yüz olduğunu ortaya koyuyor. Kuşkusuz kongre yaklaştıkça aday adayı sayısı artarken aday sayısı kurulacak ittifaklar sebebi ile haliyle azalacak, ancak mutlak bir yarışın ya da rekabetin olacağı kesin. İşte bu yarış ya da rekabet olgusu; MHP’ye sadece dinamizmi değil, aynı zamanda kaliteyi de beraberinde getirecek. MHP yükseliyor mu? Gelelim MHP kongrelerine olan bu ilginin sun’i olup olmadığına? Kuşkusuz kadro zengini olan MHP’deki bu talebin bireysel hesap boyutu eşyanın tabiatı gereği elbette vardır. Özellikle iktidarda olan partilerde böylesi fotoğraflar hep görüle gelmiştir. Siyasi ve hatta sosyal bir realitedir, insanlar ışığa yönelme misali istikbale hücum ederler. İşte MHP’ye bugün var olan ilgi biraz da bu tür bir gelecek vadettiği içindir. Peki tavanda görülen bu yükseliş tabanla örtüşüyor mu? Kuşkusuz bunu belirleyecek olan yapılacak olan ilk genel seçimdir. Ancak alınan işaretler MHP açısından ümit verir niteliktedir. Alternatifsizlik Birincisi MHP kendi kulvarında alternatifsizliğin keyfini sürüyor. Merkez sağ’ın yaralı hali ve muhafazakar Fazilet’in sakıncalı fotoğrafı MHP’yi sağ kulvarda en iddialı parti konumuna getiriyor. Muhalefetteki diğer milliyetçi unsurların medya’da yer bulamaması MHP’nin bir diğer şansıdır. Şekli olan bu avantaj şu ana kadar sürdürülen sorumlu politikalarla kısmen de olsa besleniyor. Mesela hükümet sürecinde MHP devleti yönetebileceğini bütün Türkiye’ye kanıtlamış oluyor. MHP’nin “istikrar” kavramına yaptığı katkı geniş kitlelerde kabul görüyor. Keza toplumca çok çok önemsenen “dürüstlük” imajı iktidarda bulunulmasına rağmen halel gelmeksizin muhafaza ediliyor. Bu şekilde türbandan Çeçenistan’a, Doğu Türkistan’dan Öcalan’ın asılmasına kadar aslında zorunlu olan devlet politikalarını izleme ya da benimseme hadisesinin parti tabanındaki olumsuz yansımalarının da üzeri örtülmüş oluyor. Konjonktürel başarı Hiç kimsenin yadsımayacağı gibi MHP’nin son seçimde ikinci olması yani patlaması biraz da konjonktürel bir hadisedir. DYP ve ANAP’taki görüntüye isyan edip Fazilet’in sakıncalılığını dikkate alan sağ seçmen MHP’ye akın etmiştir. Kanaatimizce 4-5 puan MHP’ye bu şekilde gelmiştir. İşte MHP, ödünç gelen bu oyları şimdi partileştirmeye çalışıyor. Açıkçası Koray Aydın, Osman Durmuş, Enis Öksüz, Hüsnü Yusuf Gökalp, Sabahattin Çakmakoğlu, Tunca Toskay, Mirzaoğlu, Üşenmez, Kenan Tanrıkulu ve Faruk Bal gibi bakanlar MHP’ye bu noktada hayli mesafe de aldırmıştır. Özellikle deprem olayında büyük bir imtihan veren Koray Aydın MHP’nin kalıcılığına imza atan isimlerin başında geliyor. Somuncuoğlu olayı gibi bazı olumsuzluklarla ürken merkez seçmeni, bakan kadrosunun güven telkin eden tutumu ile her şeye rağmen MHP’de tutulabiliyor. Bahçeli faktörü Kuşkusuz temel belirleyici olan da lider Bahçeli’nin tutumudur. Devlet Bey var olan medya anarşisinde imajını düzgün tutmayı becermiş ve inandırıcılığı ile karizmasını gölgelememiştir. MHP liderinin takdir ettiğimiz eylemlerinden biri de başlangıçta karşı çıktığımız akademik bir kadroyu kabineye atamasıdır. Camiasını iyi tanıyan Bahçeli bu şekilde kimi yakıştırma ihtimallerine de peşinen set oluyor. Evet görünen konjonktürel çıkışın biraz da arenadaki rakiplerin handikapları ile muhafaza edileceği veya sürdürüleceğidir. Ancak... Hiçbir parti başarısını başkalarının başarısızlığına bina etmemelidir. Ederse olmadık sürprizlerle sükut-u hayale uğrar. MHP; örneğin Tayyip Erdoğan ya da benzerlerinin politikaya girmesi halinde bile bu konumunu muhafaza edebilmelidir. Bunun için de arayışlar sürdürülmeli, başka başka yerlerde olan ülkücüler toparlanmalı ve yeni bir vizyon ortaya konmalıdır. Bir başka şey; MHP haklı olarak devletiyle barışık bir görüntüyü muhafazaya karşın, devlet partisi görüntüsüyle de özdeşleşmemelidir. Sonuç olarak söyleyeceğimiz MHP yakaladığı tarihsel cazibe merkezi avantajını iyi kullanabilirse hiç kuşku edilmesin ilk seçimde birinciliğe terfi edecektir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT