BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ağustosta siyaset

Ağustosta siyaset

Ağustos, sıcağın zirveye tırmanıp tekrar kırıldığı aydır; ilk 15’i yakar, ikinci 15’i yeni mevsime hazırlar; serin günler yavaştan yavaşa kendini hissettirir.



Ağustos, sıcağın zirveye tırmanıp tekrar kırıldığı aydır; ilk 15’i yakar, ikinci 15’i yeni mevsime hazırlar; serin günler yavaştan yavaşa kendini hissettirir. Ağustos, biz Türklerin hayatında hep silinmez izler bırakmış. 26 Ağustos 1071, mübarek Anadolu kapılarını ebediyyen açtığımız tarih. 22 Ağustos 1922, bu vatandan asla sökülüp atılamayacağımızın cihana ilân edildiği kutlu zaman. 17 Ağustos 1999 unutulmaz hüzün günleri... Bu ay bu defa da bir başka ilke imza attı.... Daha evvel böylesi hiç görülmemişti. Cumhurbaşkanı ile başbakan bir konuda görüş ayrılığına düştüler. Restleşmeler yaşandı. Ağustos sıcağı ile birlikte öfkeler kabardı. Şimdi herkes bekleyişte. Hava herhalde yumuşayacaktır. Ağustosun ikinci 15’ine varıldı. Devletin 28 Şubattan iki yıl sonra ısrarcısı olunan bir kararnameyle kilitlenip kalması beklenemez. Birkaç ihtimal var... Cumhurbaşkanı KHK taslağını imzaladıktan sonra mahkemeye gider. Veya imzalaması için hükümetten metinde bazı değişiklikler yapmasını ister. Yahut metni yerli-yabancı anayasa hocalarından mütalaa aldıktan sonra kabul veya reddeder. Hükümet, metni tekrar gözden geçirmek bahanesi ile geri çeker. Cumhurbaşkanının KHK taslağını imzalamaması yeni yorumlar yapma fırsatı vermiştir. Hukukçular, yazarlar, siyasetçiler, konuya dair sürekli fikir üretiyorlar. Bu da ileride yapılacak yeni bir anayasanın ilgili maddesi için iyi bir hazırlık olmakta. Kanunla KHK mukayesesi yapılıyor. Boşluklar tesbit ediliyor. Bazıları bir tarafın bazıları diğer tarafın haklılığı üzerinde durarak bunu sebepleri ile birlikte isbata çalışıyorlar. Bir de ölçüsüz şekilde övenlerle sövenler var. En çirkini bunlar... İnsan sıfatı, yeri, görevi ne olursa olsun hayatının her döneminde yaptığı işlerden dolayı isabet kaydedebileceği gibi hataya da düşebilir. Cumhurbaşkanları, başbakanlar bundan müstesna değil. Onları takiple tasarrufları üzerinde konuşanlara düşen bardağın iki tarafını da görme dürüstlüğü göstermektir. Ne yazık ki tersi yapılarak bir bardak suda fırtına koparılıyor. Son gelişmenin en hayırlı yönü bizzat KHK müessesesinin sorgulanmasına zemin hazırlamasıdır. Hakikaten tartışılması gereken müessesenin kendisidir. Bugün memurlar hakkında olur yarın başka bir meselede. O ayrı. Toplum birden şuna uyandı: Kanun yapma yolu varken neden hükmen işlem? KHK’lerle parlamento devre dışı bırakılmıyor mu? Belki A. Necdet Sezer de asıl bu probleme dikkat çekmek istemekte. Her ne olursa olsun, beklenen normalleşme sürecine dönüştür. Vatandaşın gündemi başka. Ağustosun ikinci yarısı aynı zamanda masraf aylarının habercisi. Okul hazırlıkları, kış hazırlıkları. Ağustostan sonrası eylül. KHK imzalanmasa devlet batmaz. Devlet krizi vs. de çıkmaz. Ecevit, Demirel’in tekrar cumhurbaşkanı seçilmemesi halinde istikrarın bozulacağını da iddia etmişti. Şimdi Başbakan’a düşen Huber Köşkü’nde Cumhurbaşkanını ziyarettir. Diyalog... yine diyalog. Aylardan ağustostayız. Yılın yarısı geçti; 2001 ufukta belirdi. Zaman akıp gidiyor; bizse zirvede kavga başlatıyoruz. 10 Ağustos, kötü bir rüya olarak dünde kalsın. Tıpkı 17 ağustos gibi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT