BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kan ve irsaliye

Kan ve irsaliye

Geçtiğimiz günlerde, Maliye Hesap Uzmanları Derneği tarafından yayınlanan Vergi Dünyası Dergisi’nin Ağustos sayısını karıştırırken, bir mukteza dikkatimi çekti.



Geçtiğimiz günlerde, Maliye Hesap Uzmanları Derneği tarafından yayınlanan Vergi Dünyası Dergisi’nin Ağustos sayısını karıştırırken, bir mukteza dikkatimi çekti. Maliye Bakanlığı’nın 24424 sayı ve 24.05.2000 tarihli Muktezasının konusu, “kan ve irsaliye” idi. Ancak konu, bütün serbest meslek erbabını ilgilendiriyordu. Ateşli Hastalıklar ve Tıbbi Tahlil Uzmanı bir mükellef, hastalarından tahlil için aldığı kanları, kendi cihazlarının yetersiz kalması sebebiyle başka laboratuvarlara gönderirken, kanın yanı sıra sevk irsaliyesi adlı belgeyi de düzenleyip kanın yanı sıra göndermesinin gerekip gerekmediğini, bulunduğu İl Defterdarlığı’na, Eylül 1999’da sormuş. Defterdarlık, cevabi yazısında, bu belgenin mutlaka düzenlenmesi gerektiği yönünde cevap vermiş. Mükellefin bu cevaba pek aklı yatmamış olacak ki, bu defa Maliye Bakanlığı’na müracaat etmiş, Bakanlık ise Mayıs 2000’de verdiği cevapta kısaca, Doktorluğun serbest meslek olduğunu ve serbest meslek erbabının sevk irsaliyesi düzenleyemeyeceğini, ancak bu doktorun tahlil için gönderdiği kanların yanı sıra üzerine “tahlil için gönderilmiştir” şerhini de düşerek düzenleyeceği serbest meslek makbuzunu bulunduracağı bildirilmiş. Artık Doktorlar rahatça kanları tahlile gönderebilirler. Soruyu soran doktor da, 8 ay sonra aldığı bu muktezaya göre, eğer hastası hâlâ yaşıyorsa, tahlil yaptırabilir. Doktor haline şükretsin. 8 ay gibi kısa bir süre de sorununu çözümlemiş. İstanbul’da bir banka, yaptığı bir işlem dolayısıyla stopaj ödeyip ödeyemeyeceğine ilişkin Nisan 1998’deki sorusuna (Mukteza talebine), ancak Ağustos 2000’de cevap alabildi. Neyseki zaman aşımı süresi dolmadan cevap geldi. Biz gelelim Doktorun Muktezasına ve sonuçlarına... Bir kere sevk irsaliyesi, ticari emtea için düzenlenir. Tahlile giden bir tüp kan, ticari emtea değildir. Serbest Meslek erbabının herhangi bir yere gönderdiği şeyler için, Kanunlarda herhangi bir belge düzenleme zorunluluğu yoktur. Serbest meslek makbuzu, fatura gibi bir işin yapıldığını veya hizmetin ifa edildiğini yahut teslimin gerçekleştiğini gösteren bir belge değildir. Sadece, müşteriden para alındığını gösterir. Para almayan herhangi bir meslek mensubu, makbuz düzenlemez, düzenleyemez. Doktor bey, para almadıysa, hangi makbuzun üzerine şerh düşecektir. Bu muktezaya göre, Avukatlar dosyalarını müvekkillerine okuması için veya bir uzmana incelemesi için gönderirken, makbuz düzenleyip üzerine “okunmak için gönderilmiştir” mi yazacaklar. Muhasebeciler, defter ve belgeleri tasdik için Yeminli Mali Müşavirlere gönderirken, makbuz düzenleyip üzerine “tastik için gönderilmiştir” diye mi yazacaklar. Bu durumda “evet gibi bir cevap ortaya çıkıyor. Doktora verilen Defterdarlık görüşüde yanlıştır, Bakanlık cevabı da yanılgındır. Kana, belgesiz kan işlemi yapılıp ceza kesilirse, bizim Doktor gider Mahkemeye. Bal gibi de kazanır. Görüyorsunuz, nelerle uğraşıyoruz. Tahakkuka rağmen tahsil edilemiyen vergileri takip etmek dururken, vergi dairesinin kapısına dahi uğramayanlar varken, naylon fatura adedinin resmi fatura sayısını bile solladığı söylenirken, biz mükellef olanları nasıl daha bezdiririz diyerekten, belge bürokrasisi içinde boğuluyoruz. Batı mı? Batı ekonomileri veya gelişmiş ekonomiler, belgesiz ekonomiyi düzenlemeyi, elektronik imzayı, internet üzerinden satışları, mağazasız ticareti ve hatta e-devleti tartışıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT