BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şarkı senaryoları

Şarkı senaryoları

Muhteşem diziler seyrediyor, muhteşem şarkılar dinliyoruz. Diziler enfes, nefes kesiyor, tarihe geçecek değerde, sokakta insan bırakmıyor.



Muhteşem diziler seyrediyor, muhteşem şarkılar dinliyoruz. Diziler enfes, nefes kesiyor, tarihe geçecek değerde, sokakta insan bırakmıyor. Şarkılara gelince o kadar ağır ve ağdalı ve sanatlı ki altından kalkamıyor, lugatlara, uzmanlara başvuruyorsunuz. Hele şu şarkı canlandırmalarında (klip) ne konular ne konular... Mesela adam kızın evine anası ve babasıyla görücü gitmiştir; kız çok güzel dans etmekte, bir giydiğini bir daha giymemekte, aynı zamanda gitar çalmaktadır. Kız mini eteğiyle odaya girip kahve tepsisini getiriyor. Aslında kızla genç adam önceden tanıştırlar, senli benlidirler. Çocuk geceleri kızın penceresi altına gelip ıslık çalıyor. “Kız kıvırcık kıvırcık saçlarını sal azcık!” diye sesleniyor; kız da saçlarını uzatıyor hemen, oğlan bunlara tutunup yukarıya çıkıyor. Hayır hayır! Çıkarken kayıp düşüveriyor. Kız yukardan kahkahalarla gülmektedir. Ev zaten iki katlı, bahçe içinde; oğlan da zaten bir ot yığınının veya saman balyalarının üzerine düşmüştür; birşey olmuyor tabii. Yahut çocuk Mercedes mi desem Ferrari mi desem, nar çiçeği renginde öyle bir markayla varoş mahallesine geliyor. Yollar biraz çukurlu da olsa araba uçarcasına geçiyor bunların üzerinden. Kızla annesi ve öteki komşu kadınlar mantı ve erişte yapıyorlarmış kapı önlerinde. Çocuk ünlüymüş aynı zamanda, baştan ayağı beyaz giyinmiş. Bütün mahallenin kızları arabanın sonra da çocuğun etrafını sarıyor ve başlıyorlar raksa. Bizim kız da oynuyor fakat fark atıyor öbürlerine. Nazenin edalı mı edalı... Farkı görüyor tabii çocuk. Bir kıza bakıyor bir de öteki kızlara. Öteki kızların hepsi seçme manken ve sinema güzeli... Bizim kız da manken olmak istiyormuş zaten. Başka ne olmayı isteyecek ki? Manken veya sinema güzeli olursa her mesleği yapabilir. Neyse...Esas kız değişik figürlerle dansını sürdürüp kirpik altından ve omuz üstünden nazar eylerken bu sırada mahallenin kızlarından biri genç adama bir tabak çiğ köfte getiriyor ki gönlüne girsin. Bizim kızın yüzüne hüzün düşüyor. Çiğ köfteler de yeşil salata yapraklarına kızıl kahve tonunda yaslanmışlar. Yakın planda çiğ köfteleri görüyoruz. Çocuk alıyor bir tane, bir tane daha; tıpkı annesinin çiğ köfteleri... Gözleri yaşarıyor. Çiğ köfte hayli acı olduğundan acılı bir maya, bozlak, mugam, horyat, under ground senfonik rock türü bir hava tutturuyor. Fakat içinde oyun havası da var. Onun için genç adamın Ferrarisi önünde kızlar raks ediyorlar, bir göbek havasıdır gidiyor. Fakat kızın ağabeyleri de belalı mı belalı; hemen peydah oluyorlar silahlarıyla: Yelekli elbiseleri, siyah gömlekleri ve fötrleriyle. Meğer bunlar da biraz çeteymişler. Genç adam onlarla takışmayı kendine yakıştıramadığından arabasına atlayıp oradan uzaklaşmak isterken arabanın lastiği mantıların ve eriştelerin üzerinden geçiyor. Mantı ve erişteler ezim ezim eziliyorlar. Kadınlar hiç kızmıyorlar ve “feda olsun!” diyorlar... İşte size bir şarkı canlandırma senaryosu. Enfes bir şey... Hemen ayak üstü çiziktiriverdim, birileri el koyarsa şaşırmam hiç. İzinsiz yayınlanamaz şimdiden söyleyeyim. Dünyamız işte bu kadar dar. Böyle olduk vesselam. Böyle devam etmede de ısrarlıyız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT