BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bergama tapınağının Almanya’ya kaçırılışı

Bergama tapınağının Almanya’ya kaçırılışı

Geçen haftaki yazımda, Avrupa Basınının Antik kentlerle ilgili feryadının samimi olmadığını, belki de tarihi eserlerimizi bu gürültü arasında yurt dışına kaçırmaya çalıştıklarını açıklamıştım.



Geçen haftaki yazımda, Avrupa Basınının Antik kentlerle ilgili feryadının samimi olmadığını, belki de tarihi eserlerimizi bu gürültü arasında yurt dışına kaçırmaya çalıştıklarını açıklamıştım. Bugün sizlere, yıllar önce ta 1879 yıllarında, Bergama’dan, Almanya’nın Berlin şehrine kaçırılan tapınağın hikayesini yazıyorum. İbretliktir: 1877’de Viyanalı Prof. Aleksandr Konze, Prusya Kraliyet Enstitüsünden bir görev daveti alır. Enstitüye bağlı bir Müze ve Heykel galerisi vardır. Bakar ki bunların çoğu orijinal değil kopya. Müzede böyle incelemeler yaptığı bir gün bir köşede, “Ölen İskender” adı verilmiş bir mermer Rölyef görür. Bu orijinaldir. Pek sevinir. Bu tablonun çıkış noktasını araştırır. Neticede İzmir’de, Osmanlı devletinin yol yapım işleri ile görevli Mühendis Huma’nın gönderdiğini öğrenir. İzmir’deki Alman konsolosu ile temasa geçerek, Human’la mektuplaşmaya başlar. Bu Human maaşını Osmanlı devletinden almaktadır. Yolların yapım planını kendi yapmaktadır. En önemli yol olarak Bergama’yı sahile yani Dikiliye doğru bağlayacak yoldur. Türkün parası ile bu yol çok çabuk yapılır. Human, Konze’ye yazdığı mektupta, Bergama’nın arkeolojik kalıntılar yönünden bir hazine olduğunu yazmaktadır. Konze, İmparator Wilhelm’in Veliahd Prensi Frederik ile görüşüp sınırsız maddi destek sağlar. Yani ALMAN DEVLETİ TÜRKİYE’DEN TARİHİ ESER KAÇIRILMASINI EMRETMİŞTİR. Human Bergama tepelerinde günlerce, Bergama tapınağının kalıntılarını arar. Bir gün müjdeli mektubu Konze’ye ulaşır: Bergama tapınağı bulunmuştur. İzmir konsolosu vasıtasıyla, Vali beye “değersiz bazı taşların merak saikasıyla Almanya’ya götürülmek istendiğini söylenir ve müsaadesi istirham edilir. Valinin sekreteri Diran efendiye yüklü bir rüşvet de verilerek, Valinin ikna edilmesi sağlanır Bu arada İstanbul’daki elçileri vasıtasıyla sadrazam yani başbakana ulaşılıp, dostluk uğruna, bu birkaç taşa müsaade çıkartılır. Tabii ordada, sekreterlere bol bol bahşiş dağıtılır. Beri taraftan Yol mühendisi Human, hızla kazıları başlatır. 36 adet 230 santime 230 santimlik Tapınak rölyeflerini meydana çıkartır. Devlerin savaşı panoları... Bunları dağdan indirmek aylar alır. Düze indikten sonra, kış bastırır. Yollar çamurlanır. Ağır mermer yükler arabaların tekerlerini çamura gömer. Üç ayda bunlar limana taşıtılır. Alınan müsaade ile, bu DEĞERSİZ MERMER PARÇALARI limana gelen bir Alman gemisine yüklenir. Hamburg limanından Berlin’e kadar karayolu ile götürülür. Bugün Berlin’de 12 metre yüksekliğinde etrafı orijinal rölyeflerle donatılmış Bergama tapınağı, gelen ziyaretçilere rehberlerce uzun uzun anlatılmaktadır. Türkiye çalıntı bu mabet kalıntılarını talep etmiştir. Alman mahkemesi bunun Türkiye’ye iadesine KARAR VERMİŞTİR. Ancak yerine götürülmesi karar dışında bırakılmıştır. Yani Türkiye oradan söküp götürebilir. Şimdi bir hırsız İstanbul’dan bir malı çalsa, Kars’ta yakalansa, bu malın sahibine iadesi masrafı mal sahibinden mi alınır yoksa hırsızdan mı. Elbette ki hırsızdan. Binbir hile ile Bergama’dan çalınan tapınağın alındığı yere getirilip bırakılması Alman devletine düşmektedir. Almanlar insan hak ve hukukuna pek saygılıdırlar. Paramızla bize sattıkları Leopar tanklarını, insan hakları bahanesi ile, teröristlere karşı kullandırmayanlar, derhal tapınağı da yerine iade etmelidir. Hem de Resmen ÖZÜR DİLEYEREK. Almanya böyle de diğerleri nasıl? Alalım İngiltere’yi. Bugün müzelerindeki Türk eserlerini çıkartırsanız, Müzelerin dörtte üçü boşalmış olur. Kültür Bakanımız sayın Talay bugünlerde zannederim pek meşguller. Öyle ki bazı müzelerde, sorumlu mevkilerdeki kişiler hırsızlara yardımcı olmaktan hüküm giyiyorlar da Bakanlığın bundan haberi olmuyor. Yani bakanlıktan bu bilgiler gizleniyor. Almanya ile iade görüşmeleri ne safhada bendeniz bilmiyorum. Bakalım gün ola harman ola. Yaşayan daha ne soygunları işitecektir. Bugün Zeugma, Yarın Kaman’daki höyükler, öbürgün bir başkası. Anadolu zengindir, sanki soymakla bitecek mi? Not: 9 ağustos tarihli yazımda, Üsküp camileri üç adet olarak çıkmıştır. Dizgi hatasından kaynaklanmıştır. Doğrusu üçyüz adettir. Düzeltiyorum. İ.Y.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT