BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aklın yolu...

Aklın yolu...

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Başbakan Bülent Ecevit’e randevu vermesiyle, krizin yumuşatıldığı hatta sona erme sürecine girdiği öne sürülebilir. Her şeyden önce, Cumhurbaşkanı Sezer’in bütün davranışlarıyla bir “uzlaşı” ortamı doğurmaya çaba harcadığı görülüyor. Alınan bu mesafe, kanımızca bu esnekliği veya tavizi gerektiriyor.



Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Başbakan Bülent Ecevit’e randevu vermesiyle, krizin yumuşatıldığı hatta sona erme sürecine girdiği öne sürülebilir. Her şeyden önce, Cumhurbaşkanı Sezer’in bütün davranışlarıyla bir “uzlaşı” ortamı doğurmaya çaba harcadığı görülüyor. İstanbul’u belirlenen süreden önce terk edip, aynı gece Başbakan Ecevit’i telefonla arayıp, randevu vermenin, başka izah edilecek tarafı yoktur sanırız. ‘Buzların erimesi’ Bugünkü, Sezer-Ecevit görüşmesinde, “buzların erimesi” beklenirken, kararname ile ilgili süreç de, daha güvenli bir ortamda gelişebilecek. Ne var ki, dün de belirtmeye çalıştığımız gibi, “Aslında, Cumhurbaşkanı Sezer’in şimdiye kadar sergilediği tutuma göre, kararnameyi imzalamasını beklemek normal görünmüyor. Ancak, Sezer’in özellikle bir ‘devlet krizi’ çıkmaması için, kararnameyi ‘kerhen’ de olsa imzalaması ve arkasından Anayasa Mahkemesi’ne müracaat etmesi kuvvetle muhtemel.” İktidar kararlı Gelişmeler, Cumhurbaşkanı Sezer’in kararnameyi imzalamasından başka çıkar yolun olmadığını kanıtlıyor. Özellikle, iktidarın bu konudaki kararlılığı üzerinde durmak istiyoruz. Gerçekten de, belki de 57’nci koalisyon hükümeti ilk defa böylesine katı bir tutum sergiliyor. Koalisyonu meydana getiren her üç partinin lideri de, aynı üslup içinde, Cumhurbaşkanı’nın kararnameyi imzalamak mecburiyetinde olduğunu adeta uyarması, siyasal tarihimizde ender rastlanan bir davranış olsa gerek. Cumhurbaşkanı Sezer’in bu konjonktürde, yapacağı tek şeyin kararnameyi imzalamak olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Alınan bu mesafe, kanımızca bu esnekliği veya tavizi gerektiriyor. Eğer, ülkenin esenliği isteniyorsa, kararnamenin mutlaka imzalanması şartı Çankaya’da sıkışıklık doğurabilir ama, galiba tek çıkar yol bu. 17 Ağustos’a girerken Bu gece yarısından sonra, 17 Ağustos’a giriyoruz. Yani, binlerce vatan evladının şehit düştüğü deprem gecesine ve saatlerine... Gerçi 17 Ağustos’tan çok dersler alınmış bulunuyor ama hâlâ gereken önlemlerin tam anlamıyla yerine getirildiğini kimse iddia bile edemez. Bu gece yarısından sonra, saat 03.02’de ışıkları yakarak, sokaklara fırlamak belki bir uyarı, bir stres atma zemini hazırlayacak ama o kadar. Türkiye’yi eleme gark eden facianın birinci yıldönümünde, çeşitli törenler yapılacak, nutuklar atılacak fakat belki de birkaç gün sonra her şey unutulmaya terk edilecek. Depremle yaşamak Oysa, Türkiye yediden yetmişe depremi unutmamalı. Hem depremi unutmamalı, hem de onunla yaşamasını bilmeli. Bakınız, dünyanın çeşitli yörelerinde gün geçmiyor ki, deprem olmasın. Ama ne binalar yıkılıyor ne de can kaybı oluyor. İşte önemli olan, Türk insanını bu özelliğe kavuşturabilmek. Depremin yıldönümünde, siyasal depremler de Türkiye’nin yapısını bozabilir. Depremlere dikkat!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95522
    % -0.53
  • 5.7128
    % -0.38
  • 6.3397
    % -0.4
  • 6.9378
    % -0.52
  • 276.48
    % -0.44
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT