BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir yıl oldu...

Bir yıl oldu...

Dile kolay, “7.4”ten sonra tam bir yıl geçti. Bize göre acılar “ateşin düştüğü yer kadar” yakıcı değildi... Ancak kederde, tasada, kıvançta birlikte sevinip, birlikte üzülmeyecek miydik?



Dile kolay, “7.4”ten sonra tam bir yıl geçti. Bize göre acılar “ateşin düştüğü yer kadar” yakıcı değildi... Ancak kederde, tasada, kıvançta birlikte sevinip, birlikte üzülmeyecek miydik? Yirminci Yüzyıl’ın önemli felâketlerinden biri olan bu deprem, Türkiye’mizin coğrafyasını değiştirdi... Ekonomimizi çökertti. Dahası dünyaları kararmış yüzbinlerce insanımız halen acı çekmektedir. Hiçbir şey yapılmadı desek “insafsızlık” olur. Ancak felâketin birinci yılında durum ortadadır. Yapmamız gereken pek çok şeyi yapmadığımızı da “ikrar” edelim. Bir “Kızılay” dramı yaşadık. Usûlsüzlük, yolsuzluk ve vurdumduymazlığın hesabı soruldu mu? Cansiperane hizmet eden birçok dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşu (NGO) pertavsızla incelenirken, “Kızılay”da yapılanlar ve/veya yapılmayanlar cezasız kalmamalıydı... Bir yıl geçmesine ve (Teslim etmek gerekir) bunca iç ve dış yardıma rağmen “felâket”in acıları hâlâ dinmemiştir. Bu gidişle dineceğe de benzememektedir. Depremin “şok”u atlatıldıktan sonra kısa bir süre için “titreyip kendimize döndük.” Ne var ki bu dönüş de, bütün diğer işlerimiz gibi yarım kaldı... Bürokrasi dediğimiz canavar, bizim bir şeyler yapmamızı engelliyor. Devlet verdiği sözlerin yüzde kaçını gerçekleştirebildi? Bunca destek ve yardımın ne ölçüde verimli kullanıldığı da “meçhul”dür. Hele yurt dışından istifade oranına bakılırsa sonuç korkunçtur. Bu deprem sadece Türkiye’ye mahsus bir “bel┠değil ki!.. Dünyanın her yerinde depremler oluyor... Ancak acıların tedavisinde bizim kadar geciken ve yetersiz kalan bir ülke de var mıdır bilemiyoruz. Şimdi daha fazla “ağıt” yakmanın ve “diz dövme”nin faydası yoktur. Yaptıklarımızı değerlendirip, yapamadıklarımızı da planlayarak “icra”ya geçme zamanıdır. Bu belirttiklerimiz işin “maddi” tarafıdır. İşin bir de psikolojik yönü, yani “manevi” tarafı da var... Bu yön unutulmamalı ve ihmal edilmemelidir. Emin Çölaşan 13 Ağustos Pazar günkü yazısında bu manevi boyutu gerçekten güzel dile getirmiş. Ne diyor Çölaşan? “Depremin olduğu saat 03’ü 2 dakika geçe on binlerce insanın o meydanlarda, depremde can veren on binlerce insanımız için saygı duruşunda bulunmasını sağlardım. Türkiye’nin bütün camilerinde, ölenlerin ruhuna mevlitler okuturdum...” Saygı duruşunun veya alkış tutmanın ölüye bir faydası olmaz ama dirilere, yani kalanlara moral desteği sağlayacağı da inkâr edilemez. Hele bu teklife bir de yurt dışındaki binlerce cami ve milyonlarca Türk vatandaşı da dahil edilirse, gerçekten büyük bir hizmet yapılmış olur. Gerçi Diyanet İşleri Başkanlığımız reform teranelerine kilitlenmiş ve görevlerini ihmal etmişse de, eminiz bu faydalı sese kulak verecektir. Milletimizin başı sağolsun. Cenab-ı Hak kalanlara sabır ve bizlere de hayırda yarışma istek ve azmi versin! Benzer “felâket”leri yaşatmasın!.. Not: Türkiye Gazetesi yurt içi ve yurt dışında özel “Deprem” ilavesi vererek vatandaşlarımızın acılarını paylaşmaktadır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT