BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevme etkileşimleri

Sevme etkileşimleri

Akşama kadar durmadan sevgiden sözediyoruz. Önüne gelen sevginin saygının erdeminden dem vuruyor. Konu sakız gibi uzuyor, bitmiyor. Hani bir ara “tüyü bitmemiş yetim hakkı” geyiği vardı ya, işte aynen öyle...



Akşama kadar durmadan sevgiden sözediyoruz. Önüne gelen sevginin saygının erdeminden dem vuruyor. Konu sakız gibi uzuyor, bitmiyor. Hani bir ara “tüyü bitmemiş yetim hakkı” geyiği vardı ya, işte aynen öyle... Bilumum radyo DJ’leri, sunucular ve herhangi bir biçimde topluma hitap etmek olanağına sahip olanlar tutturuyor sevgi diye. Tabii hiç bahsedilmemesindense laf olsun diye bahsedilmesi bile daha iyi. Bazen düşünüyorum. Acaba gerçek anlamıyla sevgi nedir? Birkaç kez gördüğü uygunsuz bir kadına aşık olarak kulağını kesip gönderen Van Gogh mu semeye örnek yoksa Şirin’i uğruna dağları delen Ferhat mı? Çocuğunun gözbebeklerinde bütün dünyanın sırrını çözen bir anne mi, yoksa varını yoğunu ihtiyacı olanlara dağıtan hayırsever mi daha sevgi dolu? Yoksa hepsi birden mi? Evrenin sevgi uğruna yaratıldığını bildiğimize göre bu sorunun önemli olduğunu hissedebiliriz. Şöyle bir inceleyelim. Mesela bana göre sevginin içinde asla olamayacak bir duygu bencilliktir. Seven insan elinde olmaksızın kendisinden önce sevdiğini kollar. Ona bir zarar gelmesin diye kendisini öne atacak kadar cesur davranır. Bir an için yıllarını verebilir. Bu sözlerimi sadece kadın ile erkek arasında olacak sevme biçimi şeklinde yorumlamayın. Bence seven kadın eşini zaten biraz da anaç duygularla sever. Onun temiz giyinmesi, lezzetli yemekler yemesi ve evinde huzurlu olması için kadının harcadığı çaba bu anaç duyguların varlığı yüzündendir. Filmlerde gördüğümüz “tehlikeli kadın” tipleri asla böyle kaygılar taşımazlar. O tip etkileşimlere sevgiden daha farklı isimler koymak gerekir. Daha kısa zaman dilimlerinde yaşanacak ve sonra kaldırıp atılacak ilişkiler, bünyesinde anaçlık bulundurmazlar elbette. Kadınlar gibi erkekler de eşleri için böylesi hisler taşırlar. Doğaları itibariyle taşıdıkları koruma içgüdüsü erkeklerde baskındır. Daha güçlü olmaları ailelerini kötülüklerden uzak tutmaya çalışmalarına yolaçar. Kıskançlık ise bir erkek tarafından hissedildiğinde daha yakıcı olur. Kendisine ait kadına bir başka hemcinsinin yaklaştığını sezen erkek, düşünmeden saldırganlaşabilir. Yine de en güçlü sevgi, anneyle çocuk arasındadır gibi geliyor bana. Annesinin karnında yaşamaya başlayan bebek, onun kanıyla beslenir. Onu hayata bağlayan tek şey annesinin vücudundan çıkan bir kordondur. Tıp ve teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin ilk altı ay boyunca bebek, annesinin sütüyle beslendiğinde başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz. Hatta suya bile. Böylesine bir birliktelik saf sevgiden başka hangi sözcükle anlatılabilir? Yaradan’a karşı duyulan sevgi ve minnetten sonra taşınabilecek en eşsiz sevgi budur. Çocuk sahibi olmayan ya da olamayan okurlarım sakın kırılmasınlar. Çocukları olmasa bile mutlaka bir anneleri vardır ve böylece anlatmaya çalıştığım duygudan doğal olarak nasiplerini almışlardır. Dünya sevgiyle güzelleşir. O olduğunda kötülükler kaçacak delik arar. Şeytan bile katışıksız sevgiyle baş edemez. Bu belki de insanoğlunun eline verilmiş en güçlü silahtır. Bu yüzden onu dillere pelesenk etmektense anlamaya çalışmak ve kalplerinizde yeşertmek daha anlamlı olacaktır. Ve bir son söz. Sevgi asla bitmez. SÖZÜN ÖZÜ Erdem, boş bir yankı değildir. LEVHA İnsan düşeceği yere çıkmamalı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT