BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hacı Bektaş Velî bir öğrenci velisi gibi anlatılamaz

Hacı Bektaş Velî bir öğrenci velisi gibi anlatılamaz

Son Hacı Bektaş Velî merasiminde konuşanları dikkatle dinledim. Bu konuda yazanları da, gazetelere beyanda bulunanları da birer birer okudum.



Son Hacı Bektaş Velî merasiminde konuşanları dikkatle dinledim. Bu konuda yazanları da, gazetelere beyanda bulunanları da birer birer okudum. Gördüm ki, konuşanlar da yazanlar da Hacı Bektaş Velî Hazretlerini ve Alevîliği-Sünnîliği, kıyısından köşesinden bile okumayan, bilmeyen, öğrenmek istemeyen kimseler! Eğer okumak zahmetine katlanmışlarsa, bildiklerini gizleyen korkak insanlar!.. Bu sütunda Alevîlik konusunu kaç defa yazdığımı, kaç kürsüde Hacı Bektaş Velî Hazretleri’ni anlatıp durduğumu hatırlamıyorum. Beni dinleyen ve okuyan onbinlerce kişiyi şahit göstererek bir daha arz ediyorum: En az kırk şehrimizde, Hacı Bektaş Velî Hazretleri’ni anlatırken kürsüden sorardım: -Bu şehrin müftüsü burada mı acaba? Umumiyetle ön sıralarda oturanlardan bir kişi ayağa kalkarak cevap verirdi: -”Bu şehrin müftüsü benim efendim!” -Müftü efendi, şimdi ben bu kürsüden, Hacı Bektaş Velî Hazretleri’nin Makalat isimli eserine dayanarak O’nun İslâmiyeti nasıl anladığını anlatacağım. Ve sonra Allah’ın huzurunda, bu topluluğun önünde size soracağım. Lütfen herkes beni dikkatle dinlesin. Çünkü sorum hem size, hem de herkese olacaktır. Hacı Bektaş Velî Hazretleri, İslâmiyeti dört temel üzerine oturtarak anlatıyor. Bu dört temel şunlardır: Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat. Sonra her temeli on ayrı makamla ifade ediyor. Şeriat, bildiğiniz gibi, Peygamberlere gelen ilahî hükümlerdir. Yani şeriat, baştan sona Kur’an demektir, İslamiyet demektir. Hacı Bektaş Velî Hazretleri, Makalat’ta şeriatı işte şu on makamla şöyle anlıyor ve anlatıyor: 1-Şeriatın evvel makamı: İman getürmekdür. 2. makamı: İlim öğrenmekdür. 3. makamı: Namaz kılmakdur ve zekat virmekdür ve oruç tutmakdur ve gücü yeterse Hacca varmakdur ve hem cenabetten temizlenmekdür. 4. makam: Helâl kazanmakdur. 5. makam nikâh kıymakdur 6. makam: Hayzun ve nifasun cimaın haram bilmekdür. 7. makam: Sünnet ü cemaat ehlinden olmakdur. 8. makam: Şefkatdür. 9. makam: Aru geymek ve aru yimekdür. 10. makam: Eyülüğü buyurmak ve hem yamaz işlerden sakındurmakdur. Evet! Hacı Bektaş Velî aynen böyle söylüyor. Peki bu tesbitler karşısında siz ne diyorsunuz müftü efendi? -”Efendim! Allah Kur’an’da neyi emretmişse, Peygamber efendimiz neyi yapmışsa, neyi anlatmışsa, Hacı Bektaş Velî Hazretleri de bize onu öğütlemiş. Bu 10 makam içerisinde Kur’an’a ve Sünnete kıl kadar bir aykırılık yoktur!” Ben yukardaki soruyu, en az kırk müftümüze sordum. Kırkından da aynı cevabı aldım. Şimdi siz de çok haklı olarak bana soracaksınız. “Peki öyleyse şimdi bu ayrılık, gayrılık, hatta bu düşmanlık da ne? diyeceksiniz... Ama; bir TV programında, koskoca Anayasa Hukuku profesörü kalkıp saçma-sapan iddialarla konuşuyor: “Bir Alevî, aynı zamanda Marksist de olabilir!” diyor. Bir kişi hem Alevî hem Marksist nasıl olabilir? Çünkü Marksizmde din yoktur, Allah yoktur, Peygamber yoktur. Alevî dedesi olduğunu söyleyen bir başka profesör, hem: “Biz Müslümanız! Bizim kitabımız Kur’an, Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir!” diyor; hem de “Sünni eğitime ve inanca şiddetle karşı çıkıyor. Olur mu? olur mu? olur mu? Bir insanın: “Ben Müslümanım ama elhamdülillah Kur’an’a inanmıyorum!” demesi ne kadar garipse, yanlışsa, gülünçse, aynı kimsenin: “Ben Alevîyim; sünni değilim!” demesi de o kadar yanlış ve imkânsız. Çünkü Sünnet yol demektir. Hazreti Muhammed’in sözlerini ve hareketlerini benimsemek demektir. Acaba hangi akıl, hangi mantık bize şu iddiayı açıklayabilir: “Ben Alevîyim! Peygamberim Hz. Muhammed’dir. Ama ben O’nun söylediklerini ve yaptıklarını kat’iyyen kabul etmiyorum!” Böyle bir iddianın tutar tarafı var mıdır? Alevîlik Hz. Ali Efendimizi ve O’nun mübarek Ehl-i Beytini sevmek, onların yolundan gitmek değil mi? Peki Hz. Ali Efendimiz acaba kimin yolundan gitmiş? Sünnetten kıl kadar ayrılmış mı? Birtakım kimseler, Hacı Bektaş Velî Hazretlerini de aynı kurulukla anlatıyorlar: “Hacı Bektaş Velî; bize barışı, hoşgörüyü, birlik ve beraberlik içinde olmayı öğütledi” diyorlar. Hacı Bektaş Velî Hazretleri, alelade bir insan gibi yuvarlak cümlelerle anlatılamaz. Bütün velîlerin Allah dostu olduğunu bilmeyenler, bütün velîlerin, ilhamlarını Kur’an’dan ve Sünnetten aldıklarını öğrenemeyenler Hacı Bektaş Velî programlarında da edeple susmalıdırlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT