BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Biz burada top oynardık’

‘Biz burada top oynardık’

Depremin acıları gün geçtikçe daha derinden hissettiriyor kendini. Her fırsatta kabuk bağlayan yaralar yeniden kanıyor, yeniden acı veriyor insana. 17 Ağustos’un yıldönümü nedeniyle çeşitli anma törenleri yapıldı deprem bölgelerinde.



Depremin acıları gün geçtikçe daha derinden hissettiriyor kendini. Her fırsatta kabuk bağlayan yaralar yeniden kanıyor, yeniden acı veriyor insana. 17 Ağustos’un yıldönümü nedeniyle çeşitli anma törenleri yapıldı deprem bölgelerinde. İnsanlar kaybettikleri için ağladılar o gece sabahlara kadar. Ama birileri vardı ki, onlar hiç mi hiç ağlayamadılar. Sadece boyunlarını büküp boşluğa doğru dalıp gittiler. Aslında asıl ağlaması gerekenler onlardı. Çünkü onlar çocuktu. Hep çocuklar ağlamaz mıydı? Onlar oyuncak ayısını, bebeğini kaybetmişti. Bir yıl boyunca sefillik yokluk çekmişti. Ama olmadı. Olmadı çünkü ağladıklarında onları kucaklayacak, bağırlarına basacak anne ya da babaları yoktu. Deprem en acımasız yüzünü bu yavrulara göstermişti. Hiç günahları olmayan sabiler, depremin en ağır yükünü minik bedenlerinde taşımak zorunda kalmışlardı. Yaşıtları anne-babalarının boynuna sarılıp yatarken onlar, hayata sarıldılar. Depremin bütün bilançoları ortaya dökülüp çareler aranırken onlar yine gözden kaçtılar. Resmi rakamlara göre 2 bin 523 yavru anne ya da babasını, 543’ü ise hem annesini hem de babasını kaybetmişti. 2 bin 300 kadar minik yavru ise, daha hayatlarının ilkbaharında göçüp gitmişti bu dünyadan. Peki ya kaybolan 28 küçük can? Aradan geçen koskoca bir yıla rağmen onlardan haber yok! Felaket herkesi yaralamıştı şüphesiz. Ama en çok çocukları vurmuştu. Evimizin neşesi, bereketi olduğuna inandığımız bu yavrulardan kimbilir kaç tanesi o gece son kez annesinden masal dinlemişti, babasından son kez oyuncak sözü almıştı? Kimbilir kaçının anne-babası yavrularını kuş tüyü yataklarda yatırmaya bile kıyamamıştı? El bebek gül bebek büyütmüşlerdi? Şimdi enkazları kendilerine oyun bahçesi seçen hem öksüz hem de yetim bu yavruların acısını ancak çocuk sahibi olanlar anlar. Ama asıl anlaması gerekenler ise anlamak zorunda olanlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT