BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskançlık...

Kıskançlık...

“Kıskançlık, iyi mi, kötü mü?” diye bir soru insanı, yanlış sonuçlara götürür. Zaten soru üzerine hemen kamplaşma başlar; manzara okul münazaralarına dönüşür.



“Kıskançlık, iyi mi, kötü mü?” diye bir soru insanı, yanlış sonuçlara götürür. Zaten soru üzerine hemen kamplaşma başlar; manzara okul münazaralarına dönüşür. İster iyi densin... İsterse kötü... İnsanda kıskançlık vardır. İyi veya kötü olan kıskançlıktan ziyade onun kullanıldığı sahadır. Başkasında olanı kıskanmak kötü bir duygu. Başkasının sahip olduğunu kıskanmak “onda olmasın, o mahrum kalsın, fakat sadece bende bulunsun”vari bencil bir arzuya dayanır. Bu böylece itiraf edilmese de şuuraltınaki hakikat böyledir. Doğrusu “onda bulunsun, o sahip olsun, fakat ben de kavuşayım” dileğidir. Onun için ağzı şükürlü kullar, bir nimete nail olduklarında ne güzel dua ede gelmişlerdir “Allah herkese nasip etsin...” Bir başka kişinin kavuştuğu nimetleri kıskanmak kötü huydur. Belki hırsızlığın temelinde sahip olma ihtiyacından çok mahrum etme kıskançlığı yatar. Belki bazı öldürme vak’alarında dahi. Bu cephesi ile kıskançlık bir hastalıktır. Bu çeşit, kıskançlıklar herkesten uzak dursun. Bir de kıskanmanın olmazsa olmaz yaşadığı alanlar var. Namus, aile, iffet gibi değerler... Yersiz evhamlara kapılarak kıskaçlık histerilerine düşmek elbette kastımızdan uzak. Kıskançlığın muhakkak gerekli olduğu zamanlarda susmak, görmemezlikten-duymamazlıktan gelmekse aşağılık bir huy. Diğer örneğimizde kıskanmak ne kadar gayri insanî ise bu ondan bin kat daha berbat. İnsanın eşini, kızını... namus ve iffetini kıskanmamasından daha kötü ne olabilir? Bütün canlılar içinde bir tek eti haram hayvan bu duygudan uzak. Güvercinden arslana her mahluk kıskanılması gereken yerde kıskançlık gösteriyor. Bir de bazı zavallılar kıskançlık hasletinden uzaklaşmışlar. Kıskanmamayı ileri bir davranış olarak kabullenmek!.. Ne hain, ne aldatıcı bir duygu. Namus ve iffet gibi mevzularda kıskançlık muntazam bir aile, sağlıklı nesiller ve sağlıklı içtimai yapı için koruyucu zırhtır. Kıskanmak yıllar yılı müthiş bombardımanlarla yerildi. İnsanlar şaşırdılar, bocaladılar. Bu tabiî his, bazılarında törpülendi, geriledi, bazılarında iyice azaldı. Haysiyeti olan, yeri ve zamanı gelince kıskanır. Fatih Belediyesi... Zaman zaman kendimize sormadan edemiyoruz. “Fatih’te belediye var mı?” cevabı yine kendimiz veriyoruz. “Evet, var ve dürüst kişiler iş başında.” Şaşırıyor ve yine soruyoruz. “Öyleyse niçin Fatih ilçesi, İstanbul’un merkezi, İstanbul’un sahibinin şehri, O’nun da yattığı beldenin sokakları pis, caddeleri kirli, ağaçsız, dikili ağaçları susuz, bakımsız, kırık, kaldırımları yürünmez halde?” Evet; sokakları, türbeleri, tarihi binaları, bir düzen kazandırılamayan Çarşamba Pazarı ile Fatih neden sahipsiz? Fatih belediye başkanı maaş ödemekte dahi zorlandığını söylüyor.. Sesimizi duyuyor musunuz sayın Ali Müfit Gürtuna? O halde lütfen acilen alâkadar olunuz. Bu, yüz binlerce Fatihlinin kırgın sesi... Fatih’e hizmet etmeyen İstanbul’a hizmet etmemiş olur...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT