BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Garip bir Cumhurbaşkanı

Garip bir Cumhurbaşkanı

17 Ağustos 1945’te Japonlar’ın teslim olmalarından hemen sonra Endonezya’da Ahmet Sokarno başkanlığında bir hükümet kuruldu.



17 Ağustos 1945’te Japonlar’ın teslim olmalarından hemen sonra Endonezya’da Ahmet Sokarno başkanlığında bir hükümet kuruldu. Endonezyalılar’ın bağımsızlıklarını sömürgeci devlet Hollanda tanımadı. Endonezya ile Hollanda arasında bu sebepten başlayan mücadele Endonezya’nın zaferiyle sonuçlandı. Sokarno iktidarı 1967’de general Suharto tarafından yapılan hükümet darbesiyle son buldu. Suharto’nun diktatörlüğü de 32 yıl sürdü. Suharto büyük bir isyanla karşılaşınca yerini yardımcısı B.J. Habibi’ye bıraktı. Habibi de 17 ay geçici cumhurbaşkanlığı yaptı. Nihayet 1999 Ekim’inde yapılan seçimlerde hoşgörü ve demokratik açıklık programı ile seçime katılan reformcu Abdurrahman Vahit Endonezya’nın dördüncü cumhurbaşkanı seçildi. Bugün 212 milyonluk nüfusu ile Endonezya’da 5’i büyük, 300’ü orta büyüklükte kalanı çok küçük adacıklar olan 13.677 ada bulunmaktadır. Nüfusun yüzde 90’ı Müslüman olup nüfusu en fazla olan İslam ülkesidir. Vahid Kur’anı ezbere bilmektedir. Diğer taraftan Alman Başbakanı Gerhard Schröder’e de Alman Milli Takımındaki oyuncuların isimlerini de ezbere saymaktadır. Clinton’la Fidel Castro ile ve Muammer Kaddafi ile dosttur. Devlet işleri için silahlı kuvvetler komutanı General Wiranto’yu önce azletmiş sonra affetmiş sonra tekrar azletmiştir ve bütün bunlar 24 saat içinde gerçekleşmiştir. Vahid’in koltuğunda uyurken çekilen fotoğrafları medyada yayınlanmıştır. Bu çok garip bir durumdur. Vakıa meselâ ABD Başkanı Bush’un Japonya’da bir yemekte birden masanın altına kaydığı görülmüşse de bunun bir rahatsızlık sonucu olduğu anlaşılmıştır. Resmi görev ifasında koltuğunda horul horul uyuyan cumhurbaşkanına tarihte ilk kez rastlanmaktadır. İki kalp krizi ve şeker hastalığı Vahid’in görme kabiliyetini yok etmiştir. Aile mensupları ve birtakım yakın dostları ona belgeleri okumakta hatta onunla konuşmaya gelenlerin el, kol ve başka türlü işaretlerini nakletmektedirler. Bir turistik ada olan Lombol’a yaptığı gezide Ocak ayında patlak veren Müslüman-Hıristiyan çatışmasını hatırlatarak her iki tarafa da hoşgörü tavsiye etmiştir. Vahid büyük bir demokratik reform vizyonuna sahiptir ama bunu gerçekleştirmek için uğraşmaktadır. Fakat Suharto’nun 32 yılda bozduğu toplumu nasıl düzeltebilecektir? Bizim Karagöze benzeyen bir gölge oyununda, oynatan kişi seyreden Cumhurbaşkanına “başkanlık sizi nasıl etkiledi?” sorusunu sormuş Vahid de birden ciddileşerek “Ben de büyük bir hikayede sadece bir oyuncuyum. Ben bana ihtiyaç kalmayınca kutusuna konulacak bir kuklayım” diye cevap vermiştir. Dünyadaki bütün siyasetçiler bu sözlerden büyük ders almalı dürüst, namuslu, vatansever olup makamından faydalanarak kanunsuz paralar hortumlamamalı, türlü rezaletlerini dokunulmazlık zırhının arkasına sığınarak belli etmemeye çalışmamalıdırlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT