BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çabuk unutuyoruz

Çabuk unutuyoruz

Bir deprem yalayıp geçmişti geçen yılın Ağustos ayını... Sadece yalayıp geçmemişti, hayır; yıkıp geçmişti evleri, köprüleri, yolları ve yuvaları...



Bir deprem yalayıp geçmişti geçen yılın Ağustos ayını... Sadece yalayıp geçmemişti, hayır; yıkıp geçmişti evleri, köprüleri, yolları ve yuvaları... Geriye hüzün yumağı acıları ve bugün unutmaya başladığımız ihmalleri bırakarak. Yüreğimiz burkulmuş, göz çukurlarımızda yaş kalmamış, gecelerimiz uykuya hasret kalmıştı. Ama hayat devam ediyordu yine de... Hayat devam ediyordu, çünkü bu durakta otobüse alınmayanlar sırasını bekleyerek sürdürüyordu maceralarını... Yüzlerce, binlerce, onbinlerce insan evsiz-barksız, çoluksuz-çocuksuz, annesiz-babasız kalmıştı; ama hayat yine de devam ediyordu. İçimizde yangın yerine dönen bu acılar içinde kıvranırken, değerli ilim adamları, sanatçılar ve edebiyat dünyasının ciddi kalemleri de terkediyordu dünyayı. Kendilerine verilen ömrü kullanıp, ait oldukları yere giderken başka acılarla burkuyorlardı yüreğimizi. Acılarımız katlanıyordu. Üst üste gelen yıkımlarla birlikte anlamaya, yorumlamaya çalıştığımız bu gidişler, bir daha dönüşü olmayan cinstendi... Acının katmanları Ağlamak, kahretmek, yüzümüzü gerçeklerden ayırmakla eşanlamlı idi artık. Evler yıkılmıştı, binlerce insan göçmüştü dünyadan. Ama depremin hemen ardından sanatçı Ziya Taşkent ve kendisi gibi sanatçı olan eşi Ulviye hanım; birkaç gün sonra şair Mehmet Çınarlı ve Osmanlı’nın bütün zarafetini kişiliğinde toplayan Münevver Ayaşlı’yı kaybetmiştik. Bu acılar, yüreğimizdeki katmanlara birer kat daha ekledi ama genel üzüntülerimiz arasında yerlerini aldılar, o kadar... Şimdi düşünüyorum da, bir Mehmet Çınarlı ve bir Münevver Ayaşlı’yı kaç yılda çıkartıyor bu millet? Ve ardından kaybettiğimiz onlarca değerli insanı?... Bir Barış Manço’yu, bir Salah Birsel’i, bir Cenk Koray’ı, bir Nuri Arlasez’i, bir M.Akif İnan’ı, bir Kemal Sunal’ı, bir Sevim Tuna’yı, bir Fakir Baykurt’u, bir Selim Naşit’i kaç yılda yetiştirebilir bu millet? Yetişenlere, daha doğrusu yetiştirdiğimizi zannettiklerimize baktığımızda işin ne kadar acıklı bir manzara olduğunu anlarız. Müzikte, edebiyatta, resimde ne kadar kifayetsiz muhterisle uğraştığımızı ama sonuçta verim olarak kocaman bir sıfır aldığımızı düşünüyorum da... Mukavva adamlar İçi boş gösterişli mukavva adamlarla doluyor her taraf. Üretmeyen, ürettiğinin farkına varmayan ve kendisini dünyanın merkezinde gören bu sosyalite/popülarite sarhoşu tipler mi kurtaracak Türkiye’nin geleceğini?... Bize bırakılan mirası hovardaca tüketmeye devam ediyoruz. Utanmadan ve sıkılmadan, bir zamanlar kahkahalarla güldüğümüz, elimizi kanatırcasına alkışladığımız, dizlerinin dibinden ayrılmadığımız değerlerimizi isimleri ve eserleriyle çok çabuk unutuyoruz. Bütün bunları düşünürken aklıma, “Korkuya Türkü” kitabımda yer alan bir küçücük şiir geldi: “Benim işim değil adam olmak çocuk/ Büyük adam olup ölmek/ Arkamdan ağlatmak sevdiklerimi.” Büyük adam olmayı özleyenlerin, gidenlerin ardından bakmasını ve ayna karşısına geçip kendi kendilerine soru sormalarını tavsiye ediyorum. Belki o zaman, neleri kaybettiğimizi daha iyi anlarız... Buyurun, bugün ilk test gününüz... Bir yılın kayıpları Son bir yıl içinde bizi terkedenler arasında kaydedebildiklerimizi yeniden hatırlatmak istiyorum: Ekmel Hürol Münevver Ayaşlı Mehmet Çınarlı Ziya Taşkent Ulviye Taşkent Fakir Baykurt Dr. Tahir Kutsi Makal Prof.Dr. Abdülkadir Karahan Prof.Dr. Vahit Çubuk Sevim Tuna Kemal Sunal Salah Birsel Can Yücel Barış Manço Cinuçen Tanrıkorur Özay Gönlüm Nuri Arlasez Cenk Koray M.Akif İnan Güzin Özipek Selim Naşit EZBER : Şule karnında iken annesinin dört böbrek taşıyordu annesi alıp gitti üç tanesini bulutlar üstünde geldi beyazlara sarılı tabutun beline kırmızı bir kemer taktı babası devirdiler üstünden yıllardır binbir tedbirle içtiğin suları o gece yanında içtiğim çaylar ömrümün en acı suları Rahmi Kaya (Yusuf Yüzlü Gece’den) ARKA KAPAKÜç önemli eser Hasan Hüseyin Korkmaz, özellikle medeniyet çatışması, ailedeki problemler, toplumsal karmaşa gibi konular üzerinde yoğunlaşıyor. Nesil’den çıkan “Çocuğumu Nasıl Yetiştiriyorum?” isimli kitabında; çocuğun başarı sırları, çocuk ve televizyon, çocuk ve korku gibi başlıklar altında önemli konuları ele alıyor. Türdav Yayınları’ndan çıkan “Ailede Mutluluk Üçgeni” isimli kitap da önemli bir boşluğu dolduruyor. Gençlik Yayınları arasında çıkan “Bilinmeyen Amerika” isimli kitapta da, Amerika denince hayalimize ve aklımıza ne geliyor sorusuna cevap aranıyor. Her üç kitap da üzerinde hassasiyetle durulması gereken eserler.... ALKIŞ :Şiirce bir Derince İzmit’in Derince İlçesi, acı geçen ayların ardından gerçekleştirdiği “Geleneksel Çenesuyu Şenlikleri” ile, deprem psikolojisini biraz olsun azalttı. Belediye Başkanı Halit Altuntaş, son bir yıldır yaşadıkları acının hiçbir kavramla açıklanamayacağını söyleyerek, halkın, bu tür etkinliklerle biraz olsun kendilerine gelebildiklerinin altını çizdi. Sokak tiyatrosu, kitap fuarı ve imza günleri, halk oyunları gösteri, spor müsabakaları, sinevizyon gösterisi, aşıklar şöleni (Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, Nuri Çırağı, Kul Nuri, Erol Şahiner’in katılımıyla), mehter ve Grup Laçin konseri ile coşan Derinceliler, şenliklerin kendileri için bir tedavi olduğunun altını çizdiler. Şiir şöleni Üç gün boyunca, yaralı Derince’nin sıkıntılarını unutturan bu faaliyetler arasında bir de şiir şöleni gerçekleştirildi. Organizasyonu Eğitim Kültür Müdürü Osman Ayvazoğlu ile şair Ramazan Seydaoğlu tarafından gerçekleştirilen şölende, benimle birlikte, Metin Önal Mengüşoğlu, Mustafa Özçelik, Adem Turan, Hayrettin Orhanoğlu, İbrahim Tenekeci, Ramazan Seydaoğlu, Hüseyin Akın, Tayyip Atmaca, Selman Cahit ve Yusuf Şahin en güzel şiirlerini okudular. Şiir şöleni öncesi ve sonrasındaki programların, şiirle ilgisi olmamakla birlikte, halkın edebiyata karşı gösterdiği dikkat alkışı hakediyordu. Şairle şiirseverin buluşması noktasında ciddi başarılara imza atan Ramazan Seydaoğlu, Doğu Marmara Bölgesi’ndeki “şiir merkezli” toplantıların da bayraktarlığını yapıyor. Birkaç fedakar insanın omuzları üzerinde yükselen bu etkinliklerin bütün ülkede takdirle karşılandığını bildiğim için, Seydaoğlu ve aynı düşünceyi paylaşan arkadaşlarını tebrik ediyorum. Şiir adına yapılan bütün güzel faaliyetleri de alkışlıyorum. YORDAM Sade millet ve cemiyetlerin değil, şahsiyetlerin de asıl mana ve hüviyetini, çekirdeğini tarihîlik denen şeyin yaptığı düşünülürse, bu iç didişme hiç de yadırganmaz. Mazi daima mevcuttur. Kendimiz olarak yaşayabilmek için, onunla her an hesaplaşmaya ve anlaşmaya mecburuz. Ahmet Hamdi Tanpınar
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86796
    % -0.47
  • 6.0406
    % 0.28
  • 6.7414
    % 0.12
  • 7.7005
    % -0.46
  • 248.383
    % -0.68
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT