BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kucağım bomboş kaldı...

Kucağım bomboş kaldı...

Göz göze geldiğimizde şaşırdım. Bu Fırat’tı. Sarıldık birbirimize. O yine gitmesi gerektiğini söyledi. Ama bu kez izin vermedim. Hızla kalkıp kucakladım onu. Ama kucağım bomboş kaldı. Arkadaşlarım ise hâlâ uyuyorlardı...



İstanbul’dan Elif Sevinçtekin’in dünyasından, sokak çocuklarının dramına kaldığımız yerden devam ediyoruz. Caddelerde, kırmızı ışıkta duran arabaların camlarını silerek, onlara mendil satarak ekmek parası kazanıp karınlarını sokaklarda doyuran, banklarda oturup gelecek için hayaller kuran, akşamları da terkedilmiş kaba inşaatların izbe odalarında geçirir sokak çocukları. Bir gün içlerinden Fırat’ı araba ezer. Ambulansa alıp götürürler. Ondan geriye birlikte bankta oturup kurdukları hayaller kalmıştır. Mezarını bile bilmedikleri için onu kalbine gömmüştür arkadaşları... “Fırat sabaha kadar burdayız... Cenk’in ağlaya ağlaya gözleri şişti. Ben onları biraz da olsa teselli ediyorum. Çocukların hepsi uyudu. Bir ben uyanık kaldım. O da senin hasretinden olacak. Şimdi burda olsaydın kapışırdık, kavga ederdik; herkes gülerdi, niye gelmiyorsun? Ha, niye! -Erkaaan! Erkaaan! Bu ses?.. Aman Allahım bu ses!?.. Yoksa hayal mi görüyorum... - Fırat!.. Sen ölmemişsin yaşıyorsun. Allahım sana şükürler olsun yaşıyorsun Fırat. -Elbette ki yaşıyorum. Siz benim öldüğümü mü sandınız? Bensiz hayal kurmak var mı öyle? Herşeyi birlikte yapacağız. Hayale nerde kalmıştık. Ha, benim bir tane de atım olacak. -Tamam inan ki, Rabbimin izniyle bi tane de atın olacak. -Yalnız ben gitmeliyim Erkan geç kaldım. -Ne! Geç mi kaldın? Nereye gideceksin? Bizi bırakıp gidiyor musun? -Mecburum Erkan. Ben öldüm. Bunu unutma, ölüler yaşayamaz. Hayır gidemezsin. Bizi bırakma Fırat bırakma bizi... Fıraaaaat! *** - Erkan kendine gel! Erkan ne olur kendine gel! Kendime geldiğimde bütün arkadaşlarımı baş ucumda buldum. Dilara öyle korkmuştu ki çok kötü ağlıyordu. Arkadaşlar rüyamda ne gördüğümü sordular bense bir şey söyleyemedim. Bir süre sonra herkes yine rüyaya daldı. Ben ise rüyanın etkisindeydim. Fırat’ı öyle özlemiştim ki. Fırat okumak için can atardı. Hayaller kurardı. “Zengin olunca ilk işim okula gitmek olacak” derdi. Kütüphanenin dışında gördüğü kitaplara özenle bakardı. Sonra bana dönerek, “Keşke okumam yazmam olsaydı; o zaman ben de okurdum bu kitapları. Ne güzel duruyorlar değil mi?” derdi. Ah Fırat ah! Şimdi sen yoksun! O pembe hayallerin de yok. Senin hayallerin olmadan biz nasıl yaşayacağız? *** Aradan onbeş yıl geçti hepimiz büyüdük. Artık bir işimiz vardı. Kendi işimizin kendi patronuyduk. Adımız patrondu biz hâlâ o sokak çocuklarıydık. İnsanlar bize “A şu pis çocuğa bak” demiyorlardı. “A şu beyefendiye, hanım efendiye bak” diyorlardı. Biz bu insanlara içimizden gülüyoruz biliyor musun Fırat... Çünkü bizi tanımıyorlar. Bizim o değer vermedikleri sokak çocukları olduğumuzu bilmiyorlar. Bu Cuma yine senin yanına geleceğiz. “Sohbet” edeceğiz... Biliyor musun bizim yerlerimizi başka çocuklar almışlar. Ama bunlar sokak çocukları değil. Bunlar ailesi olan çocuklar. Arada kimsesizlere de rastlıyorum. Bazen ceplerini parayla dolduruyorum. Kimi zaman da atıyorum arabaya evime götürüyorum. Bir iki gün de olsa ev havasını yaşatıyorum onlara. Fırat verdiğimiz hiçbir sözden caymadık. Herşeyi senin dediğin gibi yaptık. Ama sadece bir sözden caydık. O da “Evlenmeyeceğiz” sözünden. Bu akşam Dilara evleniyor. İki ay sonra ben de evleneceğim. Her Cuma olduğu gibi burdayız. Dilara ve kocası da geldi. Bu özel günde herkes burda. Yine o bankın üstündeyiz. Banka artık beş kişi oturamıyorduk. Kimimiz yerde kimimiz de bankın kenarlarına dizildik. Geceyi Fırat’la geçirecektik. Yine eski günlerdeki gibi bankın etrafına yığılıp uykuya daldık. Herkes uyumuştu yine ben uyanıktım bu yaz gecesinde birden bir ses duydum: -Erkan! Erkan! -Sizi tanımıyorum beni birine mi benzettiniz? -Eski dostlar hatırlanmaz mı? Göz göze geldiğimizde şaşırdım. Bu Fırat’tı. Koştum ona... Sarıldık birbirimize. O yine gitmesi gerektiğini söyledi. Ama bu kez izin vermedim. Hızla kalkıp kucakladım onu. Ama kucağım bomboş kaldı. Arkadaşlarım ise hâlâ uyuyorlardı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT