BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güle güle büyük Türk

Güle güle büyük Türk

Merhum Elçibey sadece Azerbaycan’ın değil, bütün Türk dünyasının müşterek sembollüğüne erişmiş gerçek bir alperendi. Dahası, Yahşi Türk Elçibey modern milliyetçiliğin de numune temsilcisiydi. Peki Elçibey Türkiye’ye kırgın mı öldü?..



O bir politikacı değildi. Hiçbir zaman olmaya da çalışmadı. O Türk dünyası sevdalısıydı. Leyla’sı Türk olan Mecnun, Aslı’sı da yine Türk olan Kerem’di. Sadece meftun değil, ötesinde bir aşıktı. O Bilge Kağan’ın emanetçisi, Hoca Ahmet Yesevi’nin takipçisiydi. O iflah olmaz bir idealist, eğilip-bükülmez bir Türk Beyiydi. Kısacası o gerçek Türk Samuraisi yani Alperendi. O Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’in Bakü’deki uç beyi Ebulfez Elçibey’di. Hayat iksiri milliyetçilik Önceki gün Hakk’a yürüyen Elçibey 1993’ün Sonbahar’ında TGRT’deki Alternatif programına konuk olmuş ve ilginç açıklamalarla beraber ağlayarak üstat Necip Fazıl’ın Sakarya’sını okumuştu. İşte bu şiir okuma sürecinde merhum Elçibey’in mimiklerini incelemiş ve şu hükme varmıştım: “Hayat iksiri milliyetçilik olan duygu ve coşku membaı bir Büyük Türk.” Evet gerçekten de sevgili Elçibey’in yaşamındaki birinci önceliği Türklüğüydü. Bu onda öylesine yoğun bir duyguydu ki Türkiye’ye ilk adım attığında toprağa kapanıp dakikalarca hıçkırığa gömülmüştü. Kuşkusuz onun Türkçülüğü laboratuvar ırkçılığı değil modern bir milliyetçilikti. 60 küsur yıllık hayatında utanacağı hiçbir şey de yoktu. Evet cambazlıktan ve kurnazlıktan pek anlamazdı ve nitekim “Milli Kahramanlık” payesini verdiği Suret Hüseyinov gibi bir KGB satılığı tarafından alaşağı edildi ama onun Türklük muhabbeti ve Türkiye’ye olan ilgisi bebe masallarına bile girdi. Azerbaycan’da Komünist olmadan zirveye çıkan tek adamdı merhum Elçibey. Ve dahası, bütün Türk dünyasında Rus ordusunu kapı dışarı eden tek Cumhurbaşkanı da oydu. Çileli ve meşakkatlı mücadele yılları. Bahtiyar Vahapzade ile beraber hapisler, sürgünler, çalışma kampları ve ardından erişilen bağımsızlık. Ne yalan söyleyeyim sevgili Elçibey’i hiç başka bir devletin kahramanı olarak görmedim. Daha doğrusu ben onu devletten ziyade hep millet çerçevesinde mütalaa ettim. Doğrusu bunu bilinçli de yapmadım. Hissettiğim oydu. Elçibey bana hep merhum Nihal Atsız Hoca’nın romanlarındaki kahramanlarımız gibi göründü. Gelelim bu yahşi adamdaki Türkiye burukluğu iddialarına? Yakın tarihtir hatırlanacaktır, 1993’ün sonbahar’ında devrildi Elçibey. O günlerde Türkiye’de rahmetli Özal ölmüş ve yeni bir Cumhurbaşkanı ile Başbakan arayışındaydık. Kırgın değildi Dolayısı ile Suret Hüseyinov’un infazı biraz “ara döneme” denk gelmiş ve Türkiye hem bundan, hem de başka dengelerden ötürü Elçibey’i tam sahiplenememişti. Ama sonrasında şahit olunanlar Elçibey’de de Türkiye’nin doğru yaptığı gibi bir kanaate sebep olmuştu. Darbe girişimi olayı ve Aliyev’in karizmatik kişiliğini sahiplenmenin gerekliliği son dönemde Elçibey tarafından da kabul görüyordu. Nitekim Ebulfez Bey’in evinde de Aliyev’in resmi asılıydı. Sonuç: Hayır merhum Elçibey Türkiye’ye ya da kimi yöneticilerine asla buruk ölmedi. Evet özlemlerle öldüğü doğru da kırgınlığı yoktu. Bu vesile ile asrımızın önemli Türk büyüklerinden olan sevgili Elçibeyimize rahmetler ve bütün Türk dünyasına da baş sağlığı diliyoruz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT