BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Sesimi arıyorum’

‘Sesimi arıyorum’

Köşemize mektup yazan genç bir okuyucumuz, son günlerde sesinin kısıldığını, özellikle şarkı söylerken bunun çok fazla hissedildiğini ve ani olan bu duruma çok üzüldüğünü satırlarında yazmış.



Köşemize mektup yazan genç bir okuyucumuz, son günlerde sesinin kısıldığını, özellikle şarkı söylerken bunun çok fazla hissedildiğini ve ani olan bu duruma çok üzüldüğünü satırlarında yazmış. Daha evvel de başka bir okuyucumuzdan benzer bir mektup almıştık. Bunun üzerine, “ani ses kısıklığı, acaba gençlerde daha mı fazla oluyor” diye merak ettik ve sizin için İstanbul Cerrahi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’ne bağlı ses ünitesi doktorlarından, Sayın İsmail Koçak ile görüştük. Doktorumuzdan aldığımız bilgiye göre ses kısıklığının genç veya yaşlı olmakla bir ilgisi yokmuş ve her yaştan birçok insanın problemiymiş. Ayrıca ses bozukluğuna yol açan etmenler arasında “stres”in önemli bir yeri” varmış. Sn. Koçak’a göre, “yoğun geçen bir iş temposu, okul, sınavlar ve bununla birlikte ailevi sorumluluklar derken her geçen gün biraz daha ağırlaşan hayat şartları, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanları genç yaşlı demeden oldukça zorluyor ve “stres” denilen hastalığın pençesine düşürüyor. Stres, ruhsal yapımız üzerinde olduğu kadar, vücudumuz üzerinde de oldukça etkili. Dolayısıyla ses tellerimizde “stres”ten payını alıyor. Stres gırtlak davranışını ve hareketlerini bozarak ses değişikliğine neden oluyor. Hatta bu durum kişileri, konuşamaz duruma bile getiriyor.” Öğrendiğimize göre, ses telleri mekanik çalışan ortamlardır. Ve mekanikte meydana gelen bozulmalar, yanlış etkilenmeler, gırtlaktaki davranış kusurları, sesteki etkinliğin azalmasına yol açıp, sesin kullanımını bozabiliyor. Buna bağlı olarak ta seste hafif değişiklikler, nüanslar ortaya çıkabiliyor. Uzman doktorumuza, “stres dışında ses bozukluğunun yaşanılan ortamla da bir ilişkisi var mı” diye sorduk. Aldığımız cevaba göre, örneğin kuru, soğuk içecekler ve midede asit salgısını artıran yiyecekler; kahve, nikotin, narenciye, aşırı baharat gibi, aşırı yemek yeme ve tok yatma alışkanlıkları ses problemlerinin zeminini hazırlayan etmenlerdir. Ayrıca uyku alışkanlıklarımız, hormon dengemizde sesimizin yapısını etkiliyor. Sayın Koçak’a sesimizi korumak için ne yapmamız gerektiğini soruyoruz; *Öncelikle bol sıvı almak gerekiyor. Böylece ses telleri üzerindeki hava geçişi sırasında koyulaşan salgılar yumuşuyor ve ses tellerinin kayganlığı artıyor. *Yemek kalitesi ve düzeni de sesin kalitesini oldukça etkiliyor. *Spor yaparken konuşmamaya dikkat etmek gerekiyor. *Sigara kullanan kişilerin sigarayı bırakması şart. *Ayrıca aşırı kilo ve duruş bozukluğu da ses bozukluğunu artıran etkenlerdir. Ses kaybından şikayet eden okuyucularımız daha detaylı bir bilgi için çeşitli hastanelerin “sesin etkinliği artırmaya” yönelik ünitelerine başvurabilirler. İstanbul Cerrahi Hastanesi de bunlardan birisi. Tel: 0212 296 94 50 Haftanın Sözü Hastalığı iyileştiren, fakir veya zengin, mutlu veya mutsuz olmamızı sağlayan hep zihnimizdir. Edmund Spenser YÖK’ten denklik uyarısı YÖK öğrencilerinin yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından aldıkları diplomaların Türkiye’de sayılabilmesi için denklik belgesi verildiğini hatırlatarak adayların bu konuda sorun yaşamamaları için gidecekleri yükseköğretim kurumlarının denkliğinin tanınıp tanınmadığını YÖK denklik bürosundan öğrenmelerini istedi. Maalesef ülkemizdeki üniversitelere öğrenci girişlerinin sınav sistemiyle olması nedeniyle birçok gencimiz açıkta kalıyor ve okuyabilmek için de çeşitli alternatifler üretiyor. Bunlardan birisi de yurtdışında eğitim. Ancak burada dikkat edilmesi gereken çeşitli noktalar var. Bunların en önemlisi de “denklik”. Yani yurtdışında gidilecek okulların Yüksek Öğretim Kurulu tarafından, ülkemizdeki okullara denk sayılması, yani YÖK tarafından tanınması. YÖK’ün tavsiyelerine gelince; * Yurtdışına öğrenci gönderen kuruluşların gazete ilanlarında “YÖK tarafından tanınıyor”, şeklinde kullandıkları ibareleri YÖK’e de onaylatın. Bazen yanlış haberler çıkabiliyor. * Eş, dost tavsiyesiyle hareket etmeyin ve YÖK Denklik Bürosu’na dilekçe ile başvurarak gideceğiniz üniversite ve programın tanınıp tanınmadığını araştırın. * 2000-2001 eğitim öğretim yılında eğitimlerini yurtdışındaki bir üniversitede sürdürmek isteyen adayların mutlaka 2000 ÖSS’ye girmiş olmaları ve lisans programları için en az 120, önlisans programları için de 105 puan almaları gerekmektedir. Bazı üniversiteler misafir öğrenci kontenjanında öğrenci alıp, sonra asil listeye geçirdiklerini söylüyorlar. Gerçekte böyle bir şey yok. * Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Litvanya, Macaristan, Makedonya, Malta, Moldova ve Romanya’daki bazı üniversitelerin programları da Yükseköğretim programları ve kontenjanları kılavuzunda yer almaktadır. Kılavuzda yer alan bu üniversitelere ait programlara yerleştirilen öğrencilerin aldıkları diplomalara, ilgili mevzuata göre diploma denklik belgesi verilmektedir. Bu üniversitelerin kılavuzda yer almayan diğer programlarından veya bu ülkedeki diğer üniversitelere ait programlardan mezun olanların diploma denklik başvuruları reddedilmektedir. Bu ülkedeki yükseköğretim programlarına ÖSS sonucu yerleştirilmeyen kişilerin mezun olmaları halinde diplomalarına denklik belgesi verilmeyecektir. Bu nedenle okul seçiminizi bu bilgiler ışığında yapınız. Okuyucu Mektubu Kalabalık önünde konuşmak zordur İstanbul’dan yazan sayın Figen Özkök, topluluk huzurunda, hatta yeni tanıştığı insanlarla bile konuşurken zorlandığını, heyecanlandığını, ağzının kuruyup, ses tonunun çatallaştığını yazarak bu durumdan çok rahatsız olduğunu ve ne yapacağını soruyor. Öncelikle sizin öğretmenlik gibi çok ulvi bir mesleğe başlayacağınız için tebrik ediyorum. Mesleğiniz, hakikaten en başta öğrenciler ve veliler olmak üzere kalabalık önünde konuşmayı gerektiriyor. Ancak kabul etmek de gerekir ki, “heyecanlanmak” insani bir özelliktir. Hele toplum önünde kalabalığa hitap etmek, herkeste, hatta yıllarca toplum huzurunda konuşan insanlarda bile, ruh haline bağlı olarak heyecan oluşturabilir. Sizin heyecanınızın bir sebebi de mesleğinizde henüz çok yeni olmanız ve onun verdiği tedirginlik olabilir. İnanın bir süre sonra heyecanınız kaybolacaktır. Bir topluluk huzurunda konuşurken, “heyecanlanmamalıyım” diye kendinizi zorlamayın. Her konuşmanın başında birkaç dakikalık bir heyecan olabilir, bunu normal karşılayın. Konuşmanızı sürdürün. Rahatladığınızı göreceksiniz. “Heyecanım farkedilir” diye panik yapmayın. Mümkünse yakınınızda su bulundurun. İlk anda oluşan ağız kuruluğu için çok iyidir. Topluluk karşısındaki konuşmalar için önceden hazırlık yapmak çok önemlidir. Hazırlık, kişiye güven kazandırır. Bir başka konuda konuşmaya başlama tarzınızdır. Bir espri, havayı ısıtacak birkaç söz, konuşmayı dinleyicilerle kaynaştırır. Dikkati toplamanıza ve bir iki dakikalık heyecan anının geçmesine yardımcı olur. Zaman içerisinde mecburen, konuşmalarınızın sayısı artacak ve siz de rahatladığınızı, heyecanınızın azaldığını göreceksiniz. Bireysel ilişkilerinizde de kendinize güvenin, siz işinizi biliyorsunuz ve başarılı olacaksınız. Sevgi ve saygılarımla....
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 85995
    % -0.09
  • 6.0525
    % -0.36
  • 6.7746
    % -0.48
  • 7.6743
    % -0.62
  • 250.452
    % -0.33
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT