BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Son Alperen Elçibey - 2 -

Son Alperen Elçibey - 2 -

Azerbaycan’da da bir halk cephesi teşekkül etmeye başladı. Yüreklerinde bağımsızlık volkanı patlayan Azerbaycan’ın yazarları ve fikir adamları bir araya geldiler ve Halk Cephesi’nin yarı resmî ilk toplantısını 16 Temmuz 1989’da yaptılar.



3 hedefi vardı Azerbaycan’da da bir halk cephesi teşekkül etmeye başladı. Yüreklerinde bağımsızlık volkanı patlayan Azerbaycan’ın yazarları ve fikir adamları bir araya geldiler ve Halk Cephesi’nin yarı resmî ilk toplantısını 16 Temmuz 1989’da yaptılar. Bu toplantıda Halk Cephesi’nin kurulduğunu bütün dünyaya ilân ettiler ve 16 kişilik yönetim kurulu üyesini seçtiler. Ayrıca tespit edilen üç kişi de Cephe’yi yönetecekti. Bunların içinden de birinin başkan olması gerekiyordu ve iki başkan adayı ortaya çıkmıştı. Biri Ebulfez Elçibey, diğeri yazar Yusuf Samedoğlu. Sonra Samedoğlu, adaylıktan çekildiğini açıklayınca Elçibey Halk Cephesi’nin lideri oldu. Sen misin Halk Cephesi’ni kuran! Olaylar o kadar sür’atli gelişti ki! Hedefleri Elçibey, üç hedef açıkladı: 1. Azerbaycan’ın tam bağımsızlığı. 2. Karabağ’ın Ermenilerden temizlenmesi. 3. İran tarafında kalan Güney Azerbaycan’ın Kuzey’le birleştirilmesi. Tek ve müstakil bir Azerbaycan kurulması. Halk Cephesi’nin kuruluşundan bu zamana tam 11 yıl geçmiş. Bazı ülkelerin 100 senede, 200 senede yaşayabileceği olayları Azerbaycan 11 seneye sığdırmış. Ve Elçibey, sadece hedef koymuş... Lider olarak hiçbir taviz vermemiş. Koltuğunu korumak için kimseyle anlaşmaya oturmamış. Rusya’nın imparatorluğunu devam ettirebilmek uğruna uydurduğu Bağımsız Devletler Topluluğu’na girmeyi Azerbaycan’ın bağımsızlığını yitirmesi olarak görmüş... Ermeniler karşısında yalnızlık ve tecrübesizlik yüzünden Yukarı Karabağ işgale uğramakla kalmamış, Azerbaycan’ın yüzde 20 toprağı da işgale uğramış. Büyük Azerbaycan özlemi Güney Azerbaycan meselesi... İran’a gidenler bilirler. Gürbulak’tan giriniz, Tahran’a kadar gidiniz. Gürbulak’tan Tahran’a belki 400 km. var. Tahran’a giderken Tebriz’den geçiyorsunuz. Güney Azerbaycan’ın merkezi Tebriz. Tahran’a kadar tamamen ve Tahran’ın yarısı Türk... Yazı dizisinin dar ölçüleri içinde de olsa İran’da yaşadığım iki olayı kısaca anlatmalıyım. Bunlar Elçibey’in hedefinin yerini bulup bulmadığının karineleridir. Elçibey, çok farklı bir insandı. Türk ülküsünü bayraklaştırmıştı. Türkleri başkaları gibi bölmemişti. Ve Anayasasına “Azerbaycanlıların dilinin Türkçe olduğunu” koydurmuş, ama sonra Elçibey’in yerine oturan kişi bunu kaldırarak “Azerbaycanlıların dili Azerbaycancadır” demiştir. Bu ilmî gerçeklerin inkârıdır. İlmî gerçekleri inkâr eden bir yönetim kim bilir başka hangi yalanları uydurur.Artık Azerbaycan Devleti’nin o zamanki Başkanı Vezirov da Halk Cephesi’ni tanımıştı. Halk Cephesi, dünyada benzeri az görülen, yüzbinlerin toplandığı, sayının bir milyona vardığı kalabalıkla “azatlık” mitingleri düzenliyordu. Bu mitinglerde konuşan Elçibey’in tek sloganı vardı: “Yükselen bayrak bir daha inmez!” Orak-çekiçli bayraklar kaldırılmış, 1918-1920 arası Mehmet Emin Resulzade başkanlığında kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bayrağı kırmızı yeşil, mavi renkli, hilâl ve yıldızlı bayrak miting meydanlarında dalgalandırılmaya başlamıştı. Mitingler sürerken, “Azatlık” gezetesinin ilk nüshası da 25 Aralık 1989’da yayınlandı. Hedef Azerbaycan’ın bağımsızlığı... Bu sıra Berlin Duvarı yıkılmış ve iki Almanya birleşmişti. Elçibey, iki Almanya’nın birleşmesini fırsat bilerek hedef gösterdi: Güney Azerbaycan sınırı! Tarih: 30 Aralık 1989... Onbirlerce insan Halk Cephesi liderlerinin peşinde İran sınırına doğru yürüyor ve “Yaşasın Azatlık”, “yaşasın Tebriz-Bakü”, “Birleşmiş Azerbaycan” siloganları atıyor. Aras nehri İran’la Azerbaycan arasında sınır... İran tarafında da Azerî Türkler toplanmışlar... Ne Rus askerleri, ne de pastarlar insanların üzerine ateş açmaya cesaret ediyorlar... Binlerce insan bir anda tel örgüleri parçalıyor ve kendilerini Aras’ın buz gibi sularına bırakıyor. Yılların hasretiyle dökülen göz yaşları, büyük Azerbaycan’ın harcıydı. İlk yıllar Elçibey’in hayatını tek tek incelediğimizde, görürüz ki, o “Büyük Azerbaycan” hayalini hep yaşatmıştır. Büyük Azerbaycan olabilmesi için önce bağımsızlık gerek. Bağımsızlık için, insan özünü (kendisini) tanımalı... Tarihini, töresini bilmeli... Elçibey babası Kadirkulu Aliyev Merdanoğlu’nu belki hayal meyal hatırlıyordur. Çünkü, o İkinci Dünya Savaşına gitmiş ve Alman-Rus Savaşında ölmüş. Elçibey, annesi Mehrinisa’nın hem annelik, hem babalık etmesiyle büyümüş. Fakirdiler. Kevenlerin, sürgünlerin, kangalların arasında yalınayak gezerdi. Yaylalarda küçücükken koyun gütmüştü. Köyü Keleki’de okul yoktu... Komşu köyleri Unus’a giderdi okumak için. 7 yıl burada okudu. Anası “bilge” kadındı. Masallar anlatırdı. Çok fazla atasözü bilirdi. Bütün otları tanır, hangisinin hangi derde deva olduğunu hemen söylerdi. Otları toplamaya küçük Elçibey’i gönderdiği için o da otların adlarını ezberlemişti. Bundan dolayı hekim olmayı düşlüyordu. Ama Sekizinci sınıfı okumaya Ordubad’a 1 Numaralı Şehir Orta Mektebine gitmeye başlayınca fikrini değiştirdi: Tarihe merak sardı. Ona komünist yönetim önce Marx’ın Kapital’ini okuttu. Ancak o hazzetmediğinden olacak fazla birşey anlamamıştı. Gizli gizli oruç tutuyordu. Annesi namaz kılarken o da yanına duruyor, namaz kılıyordu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT