BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Demirel: Rusya korkmamalı

Demirel: Rusya korkmamalı

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerinin geliştirilmesini isterken, “Bu ilişkilerden dolayı ne biz Rusya’dan ne de Rusya bizden korkmalı” dedi



9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, yaşanan ekonomik sıkıntılar, Türk Cumhuriyetleri ve komşu ülkelerle ilişkiler üzerine gazetemize özel açıklamalarda bulundu. “Rusya bizden korkmasın” diyen Demirel, geleceğe umutla bakarken, toplumun karamsarlığa girmemesi gerektiğini, Türkiye’nin her türlü zorluğu aşacak güçte olduğunu söyledi. Demirel, “Yalnız, kulak verilmesi gereken problemler var. Ekonomik program mutlaka başarıya ulaşmalıdır” dedi. Cumhurbaşkanlığı görev süresi dolduktan sonra Güniz Sokak’taki konutuna yerleşen 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, sorularımızı şu şekilde cevapladı: Türkiye dostluğun değerini bilir SORU- Türk Cumhuriyetleri ve komşu ülkelerle ilişkilerimizi nasıl değerlendiriyorsunuz? DEMİREL- Türkiye 65 milyon nüfuslu bir ülke. Bulunduğu coğrafya problemli. Etrafında henüz çözüme bağlanmamış önemli itilaflar ve çalkantılar var. Sovyetler Birliği’nin 10 yıl önce kendiliğinden dağılmasından sonra bu coğrafyada çok önemsenmesi gereken şartlar ortaya çıktı. Bir Avrasya meydana geldi. Adriyatik Denizi’nden Çin Seddi’ne kadar olan alanda bağımsız devletler ve öncesinde Sovyet nüfusu altında olan komünizm idaresinde olan çeşitli Balkan, Orta Avrupa, Doğu Avrupa ülkeleri değişik şekillerde ortaya çıktı. 50 senedir süre gelen İsrail-Filistin ihtilafı barış sürecine girdi. 1991’deki Körfez krizinin neticesi ortadan kalkmamıştır. Irak uluslararası topluluk dışındadır. Afganistan kendi insanları tarafından yakıldı, yıkıldı. Yüzde 90’ı Taliban’ın eline geçti. Şeriat rejiminin eline geçti. Afganistan’da meydana gelen bu olay, Müslüman Orta Asya ülkelerine de bir ölçüde bugün önemsenmese bile sıçrama işaretleri gösteriyor. İşte böylesine bir coğrafya içerisindeyiz. Tabii Türkiye’nin komşuları ile de problemleri var. Bu problemler komşulardan kaynaklanan problemler. Suriye senelerce terörü destekledi. 15 senede 40 bin insanın hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan bir terör hareketine muhatap oldu ve bu terör hareketini de demokrasi içerisinde çözdü. Bu bölücü bir terördü. Sonra dinci teröre muhatap oldu. Bütün bunların içinde Türkiye’nin demokrasiyi muhafaza etmesi ve 2000’li yıllara 18 Nisan 1999 yılında seçilmiş bir meclisle gelebilmesi ve Türkiye’de temel hak ve hürriyetlerin yani seçme hakkı gibi, bağımsız yargı, bağımsız üniversite gibi, hür basın gibi, temel hak ve hürriyeti mevcudiyeti aslında 2000’li yıllara böyle girmiş olması Türkiye’nin büyük avantajıdır. Türkiye, Türk Cumhuriyetlerine kurulduğu andan itibaren yardımcı olmuştur ve Türkiye bu ülkelerin dünyaya tek pencereden Moskova penceresinden bakan ülkeler olmaktan çıkarmış, Türkiye üzerinden de dünyaya bakma imkanı sağlamıştır. Böylece bu ülkeler BM’ye üye olmuş AGİT’e üye olmuş ve teşkilatlarla kaynaşmışlardır. NATO ile işbirliği anlaşmaları imzalamışlardır. Türkiye bunların hepsinde önemli hizmetler vermiştir. Ayrıca bu ülkelerde yapılan işlerin büyük bir kısmını Türk işadamları yapmışlardır. Türkçe konuşan ülkelerin cumhurbaşkanları olarak sık sık bir araya geldik. Türk kurultayları yaptık. Kültür bakımından çok önemli mesafeler aldık. Biz bu ülkelerin üstünde değildik, bunlarla eşit haklara sahiptik. Çünkü bunlar Sovyetlerin ağabeyliğinden kurtulduktan sonra yeni bir ağabey arama durumunda değildi. Biz bunlarla çok kardeşçe, dostça ilişkiler sürdürdük. 10-15 bin öğrenci getirdik. Bu ülkelerde iki tane uluslararası önemli üniversite kurduk. 10 yıla sığan işleri aslına bakarsanız 30 seneye sığdırmak zordur. Şimdi tabii Türkiye bu ülkelerle halktan halka, devletten devlete münasebetlerini sürdürecektir. Türkiye dostluğun değerini bilir. SORU- Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türk Cumhuriyetleri ile özel olarak ilgilenmesi Türkiye için gelecekte problemler doğurabilir mi? DEMİREL- Zorla güzellik olmaz. Devletlerarası münasebetler karşılıklı çıkara dayanır. Bizim bu ülkelerin Rusya ile ilişkilerini derinleştirmelerine hiçbir diyeceğimiz yoktur, aksine bizim münasebetlerimiz daha da gelişir. Bizim zaten Rusya Federasyonu ile 10 milyar doları aşan bir ilişkimiz vardır. Ne Rusya Federasyonu Türkiye’nin ‘Pantürkizm’ ve ‘Panislamizm’ gibi bir takım heveslere kapılmasından korkmalı, ne Türkiye buralarda yeniden Rus nüfusunun meydana geleceğinden korkmalı. İkisi de bence bugün için yanlıştır. Yalnız dış ilişkiler beslenmelidir, sıcaklık ister. Avrupa Birliği’ne girmeliyiz SORU-Avrupa ile ilişkilerimiz ve Avrupa Birliği’ne üyeliğimiz konusunda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? DEMİREL-Türkiye tanzimattan beri Avrupa ile beraber olmak ister. Avrupa ile beraberlik yani Avrupa şartlarına ulaşmak ister. Avrupa standartlarına ulaşmak ister. Avrupa gibi zengin olmak ister. İşin aslı odur. Avrupa gibi uygarlık seviyesine ulaşmak ister. Cumhuriyet yani Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in uygarlık hedefi odur. Yani hangi memleketin hedefi gibi olalım denildiğinde, Avrupa gibi olalım demek lazım. Esas mesele odur. Türkiye önemli gayretler sarf etmiştir. Bu gayretlerdir ki asrın başında hasta adam olan Türkiye, asrın sonunda Avrupa Birliği’ne aday olacak duruma gelmiştir. Ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu zamanlar 50 milyon dolar ihracat, 80 milyon dolar ithalat yapan bir ülke iken, bugün 30 milyar dolar ihracat, 50 milyar dolar ithalat yapabilen ve sadece ihracatta değil aynı zamanda yaklaşık 10 milyon civarında turist getirebilen ve 15 milyar dolar verebilecek turizm geliri hedefleyen, 25 milyon turisti getirmeyi hedefleyen bir ülke haline gelmiştir. Avrupa’da 3 milyon nüfusuyla bir Türkiye meydana gelmiştir ve 51 ülkede çalışan işadamlarıyla kendi sınırları dışına çıkmış ve ihracatının yüzde 90’ı sanayi olan bir Türkiye haline gelmiştir. Uygar ülkelerde ne varsa bizim ülkemizin her tarafında da o vardır. Ve Türkiye mutlaka Avrupa Birliği’ne girebilmek için kendisini zorlamalıdır, ayarlamalıdır. İyi yoldayız SORU- Toplumda bir umutsuzluk, karamsarlık var. DEMİREL- Şimdi ümitli mi olalım, ümitsiz mi olalım? Şuna bakmak lazım, nereden başlamışsınız nereye gelmişsiniz? 10-12 milyon Osmanlı Devleti külleri arasından çıkmışız. Hiçbir şeyi olmayan Türkiye’den bugünkü Türkiye’ye gelmişiz. Bugünkü Türkiye 10 sene önceki Türkiye’den iyidir. Geçen 10 sene içinde kalkınan ülkelerin içerisinde 6’ncı, 7’nci sırada yer almışız Neye rağmen? 10 hükümet değişmiş olmasına rağmen. Türkiye’nin daha iyi günlere ulaşabilmesi için gücü vardır. Tabii ki Türkiye daha iyi idare edilmelidir. Kalkınmaya daha çok gayret etmelidir. Ve mutlaka istikrar içerisinde kalkınabilmelidir. Gerek bölgelerarası, gerek zümrelerarası dağılımını düzeltecek tedbirleri almayı bilmelidir. Sanayileşmeye devam etmelidir. Avrupa ekonomisi ile Avrupa maliyesi ile uyum sağlayabilmelidir. Bunlar önemli reformlar olacaktır. Bunları yapmaya Türkiye yönelmiştir. Bugünkü sıkıntılar geçecektir. Bugün köy kesiminde, memur kesimde, emekli kesimde ve geniş çapta işsizliğin bulunduğu genç işsiz kütlelerde önemli sızlanmalar vardır. Hayat pahalılığına ilişkin sızlanmalar vardır ve kazancın yetmeyişinden sızlanmalar vardır. Esnaf durgunluktan şikayetçi, köylü ise girdilerin pahalılığından, mahsulünü satıp borcunu ödemekte sıkıntı çektiğinden şikayetçidir. Kısacası kulak verilmesi gereken şikayetler vardır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT