BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sıfırın adı var!

Sıfırın adı var!

Gizli Maliye Bakanımız Cottarelli’nin gelişi yaklaştıkça ortalık hareketlenmeye başladı... Kolay değil tabii, yedi aydır uygulanan enflasyonu kazıma operasyonu maalesef tutmadı.



Gizli Maliye Bakanımız Cottarelli’nin gelişi yaklaştıkça ortalık hareketlenmeye başladı... Kolay değil tabii, yedi aydır uygulanan enflasyonu kazıma operasyonu maalesef tutmadı. Bu program tutmayınca yeni yeni atraksiyonlara gidilmesi doğal! Siyasi ve sosyal olayları istismara dönük koalisyon gayretlerinin arkasındaki gerçek; ekonomik politikalardaki başarısızlıktır. “IMF” ve “Dünya Bankası” ekonomik kriz yaşayan ülkelere dadanır ve bu ülkeleri sever. Sevginin miktarı sağlanabilecek “çıkar”larla doğru orantılıdır. Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, Evliya Çelebi’ye benzer seyahatlerle bazı hususları kamufle etmek peşinde... Geçen ay Frankfurt’ta, bu ay da New York’ta değerlendirmeler yapmaktadır. New York nire, Ankara nire? diyebilirsiniz. Ancak uluslararası para piyasalarının kalbi belli merkezlerde atıyor. Bu merkezleri ikna etmek, garip vatandaşı ikna etmek gibi kolay değildir... Elin oğlu “paranın turası”nı da, “sıfırın manası”nı da gayet iyi biliyor. Hatta öyle ki Türkiye’nin 2001 yılı bütçesinin icazeti bile dış para piyasalarından alınmaktadır. Enflasyon hedefleri tutturulamayınca şimdi sıra Türk parasının “sıfır”larına geldi. “Sıfır”ı tüketen mali politikalarımız sebebiyle şimdi hedefte liraların “sıfır”ları var. Türk Lirası’nın değeri ne ki, sıfırının değeri olsun! Herkes biliyor ki sadece “sıfır”ımızın değil, paramızın da değeri yok! Öyleyse onu da atıp, kurtulalım. Aslında dilleri varmıyor. Varsa, “Türk Lirası’nı atıp kurtulalım!” diyecekler ama olmuyor... Bu ekonomik politikalarla düze çıkmak mümkün olsaydı; “ustalar” iktidarda iken çıkılabilirdi. “Usta”ların başaramadığı “hüner”leri çıraklardan beklemek hayal değil de nedir? Geçenlerde 1950’li yılların Güney Kore ve Türkiye’si mukayese edilmiş. Türkiye, o dönemlerde iç savaş, açlık ve kıtlıkla boğuşan Güney Kore’ye asker bile göndermiş. Milli geliri kırk elli sene önce Kore’nin iki misli olan Türkiye, bu dönem içinde anlaşılmaz ve anlatılmaz bir biçimde fakirleşmiştir. Fert başına düşen milli gelirimiz Koreli’ye göre üçte bire düşmüş. Dahası adamlar bize otomotivden elektroniğe, hatta tekstile kadar binlerce kalem mal satıyorlar. Bütün bu yaşananlardan sonra Merkez Bankası Türk Lirası’nın “sıfır”ını atsa ne, atmasa ne yazar! Kof gündemlerle zaman kaybeden, mal ve hizmet üretimi giderek düşen Türkiye; “sıfırı tüketirken” Türk Lirası’nın “sıfır”ı kimin umurunda? Atın gitsin! Bir “sıfır”ımız vardı onu da siz atın da kurtulalım!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT