BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Ney’in sesiyle

‘Ney’in sesiyle

Küçükayasofya Camii’nin bitişiğinde kültürümüze hizmet eden Hoca Ahmed Yesesi Vakfı’nda bir neyzen yaşıyor: İlyas Çelikoğlu.



Küçükayasofya Camii’nin bitişiğinde kültürümüze hizmet eden Hoca Ahmed Yesesi Vakfı’nda bir neyzen yaşıyor: İlyas Çelikoğlu. Cumhuriyetle yaşıt, 1923 doğumlu bu sanatkârımızın en önemli özelliği ismi ‘ney’ ile özdeşleşen, hatta ‘Neyzen’ ünvanıyla isminden önce sanatıyla hatırlanan Neyzen Tevfik Kolaylı’nın son öğrencisi olması. 77 yaşındaki Çelikoğlu, halen Yesevi Vakfı’nda öğrenci yetiştiriyor, kurs veriyor, musıkî sohbetlerinde ve meşklerinde bulunuyor ve ney üflüyor... Dar ama ihatalı odasında kimler yok ki... Başköşeye yerleştirdiği isim Ladikli Ahmet Efendi’nin. 1962’lerde tanıdığı bu zatın gönlündeki yeri başka... “O farklı bir insandı” diyor. Bir serencâm... Feriköy’de dünyaya gelen İlyas hoca, ilk ve orta okuldan sonra İstanbul Meslek Lisesi’nde okudu. Daha sonra Kara Kuvvetleri’nde öğretmen olarak görev aldı. Caferağa Kültür Merkezi’nde 1994’ten 1999’a yılına kadar musıkî dersleri verdi. Bu yıldan itibaren Yesevi Vakfı Başkanı Erdoğan Aslıyüce’nin dâvetini kırmayarak gelmiş ve öğrenci yetiştirmeye başlamış... İlyas Bey’in, Mehmet Akif’in oğlu Tahir Bey’le de dostluğu olmuş. Şehzadebaşı’nda “Yavrunun Kahvesi vardı” diyor. “Merhum Tahir Bey’le orada buluşurduk. Neyzen hoca da bu kahveye gelir, sohbetlerimize iştirak ederdi.” İlyas Bey’in, Neyzen Tevfik’le ilgili hatıraları çok. “Beni en çok hüzünlendiren, gözlerimi yaşartan bir hatıra var, onu anlatayım. Neyzen Tevfik bir gün bana Akif’i Mısır’da nasıl ziyaret ettiğini, İstanbul’dan başlayan bu maceralı yolculuğun sonunda hocasını gördüğünde nasıl çocuklar gibi sevindiğini anlatmıştı: “Bir Ramazan günüydü”, diye anlatmaya başlamış Neyzen. “İftar zamanı anam bana ‘evladım, çok sevdiğin çorbadan pişirdim. Git limon al, terbiye yapacağım’ dedi. Limon alma niyetiyle evden dışarı çıktım. Ama o an hocam Mehmet Akif’i düşündüm. Ani karar verdim. Mısır’a gidecektim. Cebimde metelik yok. Ama bir yolunu buldum ve seyahate çıktım. Mısır’a vardığım zaman elim ayağım tutmuyordu. Çünkü günlerce aç kalmıştım. Önümü göremeyecek haldeydim. Bir söğüt ağacının gölgesine sığındım. Burada bir süre dinlendim. Gözümü açtığımda karşımda bir köpek gördüm. Ağzında bir ekmek, karşıma geçmiş öylesine duruyordu. Oturdu, bana baktı, baktı. Dikkatli dikkatli bakışıyoruz. Karnım müthiş aç. Köpeğin ağzından ekmeği nasıl alabileceğimi düşünüyorum. Ama bitkin olduğum için yerimden kımıldamaya bile takatim yok. O anda köpek benden zarar gelmeyeceğini anladı ki, ekmeği iki ön ayağının arasına yere bıraktı. Ben de fırsat bu fırsat deyip bir hamle yaptım ve ekmeği aldım. Köpek şaşırmıştı, bir adım geri çekildi ama gitmedi. Bakışlarda sitem Köpekle bir süre daha bakıştık. Köpeğin bakışında ben adeta bir sitem sezdim. Sanki ‘Sana güvenmiştim, ben de açtım, rızkımı niçin elimden aldın?’ der gibiydi. Dayanamadım, utandım ve ekmeği ikiye bölüp yarısını ona verdim. Köpek o parçayı aldı, yanımda yedi. Aramızda güzel bir dostluk başlamıştı artık...” Köpekle ilgili bir notunu daha hatırlıyor İlyas Bey. Neyzen Tevfik’in Mısır’daki köpek macerası devam ediyor: “Köpekle birlikte dolaşıyoruz. Kahire’de bir kahvehaneye girdik. Köpek benim yanımda oturdu. Karşımda şişman, beyazlara bürünmüş bir adam vardı. Yanıma geldi ve ‘Bu köpeği bana sat’ dedi. ‘Hayır’ dedim, reddettim. Ama fiyatı yükseltti, hatta bir altın vereceğini söyleyince dayanamadım, sattım. Altını alıp, köpeği verdim. Köpek ayrılırken bana hüzünlü ve sitemkâr bakıyordu. Dayanamayıp başımı çevirmiştim. Aradan iki üç gün geçmişti. Kahvedeyim. Bir de ne göreyim. Köpek gelmişti. Adam köpeğini bulamayınca, hemen kahveye geldi ve onu sordu. Ben ‘haberim yok’ derken köpeğin sır olduğunu gördüm. Adam da görememişti. Çevresinde bakındıktan sonra çekilip gitti. Az önce kaybolan köpek saklandığı yerden tekrar çıkageldi ve yine yanıma oturdu, muzip bakışlarında adeta ‘gördün mü, adamı nasıl atlattım’ der gibi bir hâl okunuyordu. Bu köpekle ahbaplığımız Mısır’dan ayrılıncaya kadar devam etti.” Geç anlaşıldı İlyas Çelikoğlu, İzmir’de bulunduğu için Neyzen Tevfik’in cenazesine katılamamış. Ama vefatına çok üzülmüş. Üzüldüğü bir başka husus da daha sonra görüştüğü Neyzen Tevfik’in kızının kendisine söyledikleriymiş. Ünlü sanatçının kızı, “Babamın bu kadar kıymetli olduğunu bilmiyorduk. Cenaze namazının kılındığı Beşiktaş’daki Sinan Paşa Camii, ağzına kadar doluydu. Caminin çeşmesi ve yan sokaklar mahşeri kalabalıklara sahne olmuştu” demiş. İlyas Bey, “Demek ki, diyor; ailesi bile Neyzen’i sağlığında tanıyamamış, kıymetini bilememiş.” İlyas Çelikoğlu’na 0 212 638 62 52 veya 0 535 773 11 00 numaralı telefonlardan ulaşmak mümkün.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT