BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir yaz gecesi rüyası

Bir yaz gecesi rüyası

Eğer, İspanya’nın mağrur bir takımını yenip “Süper Kupa”yı da Türkiye kazanmamış olsaydı, belki de sabahın ilk ışıklarını, hayal kırıklığı içinde karşılardık. Her şeyden önce, “kibir” içindeki bazı Avrupalılara, II. Louise Stadında, bir “yumruk” gibi havaya kalkan Süper Kupa, en güzel cevap olmuştur sanırız.



“Bir yaz gecesi rüyâsı” herhangi bir tiyatro eseri, kitap, öykü, şiir veya geçen sene izlediğimiz bale adı filan değil. Sadece, yaşanan coşkulu bir geceye yakıştırdığımız başlık... Aslında, yaz gecesinde yaşadıklarımız rüyâ değil, gerçeğin ta kendisiydi. Fakat rüyâ gibi geçiverdi. Eğer, İspanya’nın mağrur bir takımını yenip “Süper Kupa”yı da Türkiye kazanmamış olsaydı, belki de sabahın ilk ışıklarını, hayal kırıklığı içinde karşılardık. Meğer böylesi coşkuya ne kadar da ihtiyacımız varmış... Böyle Avrupalı olunur Bir futbol maçının kazanılması, belki bazılarına “basit” bir olay gibi gelebilir, hatta sporun, gazetelerin ön sayfalarına “konuk” olması bile garipsenebilir. Fakat, “Süper zafer”i derinlemesine değerlendirmek gerekiyor. Her şeyden önce, “kibir” içindeki bazı Avrupalılara, II. Louise Stadında, bir “yumruk” gibi havaya kalkan Süper Kupa, en güzel cevap olmuştur sanırız. Türkiye’yi Avrupalı saymayan, kabul etmeye yanaşmayan zihniyetler, herhalde “alın teri” ile de olsa nasıl Avrupalı olunduğunun farkına varacaklar. Rüyalar gerçek oldu Daha önceki yazılarımızda da dile getirmeye çalışmıştık. Başta Galatasaray olmak üzere Türk spor ve sanat hayatının başarıları Türkiye’yi ister istemez Avrupalı yapıyor. Varsın, Avrupa Birliği, hâlâ içinde “çifte satandartlı” görüşler de olan kriterler ortaya atsın. Bu kriterler nasıl olsa, bir gün aşılır, Türkiye’nin her alanda aldığı mesafenin hızı ölçülemeyecek kadar artıyor. Yeter ki, Avrupa, ayağımızın bağı olmasın. İnanınız ki, gerisi kolay... Uzağa gitmeye, derin derin düşünmeye gerek yok. Sadece, Galatasaray’ın başardıkları, bir zamanlar hayal dahi edilemeyecek kadar uzak değil miydi? Sanki, rüyâlar gerçek oluverdi. Galatasaray’ın Kopenhag’da UEFA Kupası’nı alırken, tanığı olmuş ve sevinç gözyaşları dökmüştük. Hatta zaferi perçinleştirmek üzere “Monaco’da mutlaka buluşalım” diye arkadaşlarla sözleşmiştik. Yüzbaşı Corelli’nin Mandolini Ne var ki, Spor’dan Sorumlu Müdürümüz, sevgili Sadık Söztutan’ın nazik davetine katılamamanın şimdi üzüntüsünü duyuyoruz. Neyleyelim ki, gazetecilik heyecanımızı, dürtümüzü bastırmak mecburiyetinde kaldık. Gece yarısını aşan futbol izleme ve gazeteye aktarma coşkusu bir yerde işlevinden sonra sakinleşmeyi, dinlenmeyi “Yüzbaşı Corelli’nin Mandolini”nde denedik. ... Ve gün ışırken, Louis de Bernieres’in ünlü romanını yarılamıştık bile... Edebiyat şaheseri Yayımlandığından bu yana 19 dile çevrilen ve tüm dünyada 3 milyon satış rakamıyla, son yılların en çok konuşulan eserlerinden biri olan “Yüzbaşı Corelli’nin Mandolini” gerçekten de hem ilgi çekici hem de “edebiyat” yüklü... Romanın, 1953’te yaşanan korkunç bir depremle büyük zarara uğrayan Kefalonya’da geçiyor olması, ilgiyi daha da artırıyor. Monaco, Etiler, Yenibosna ve Kefalonya arasında med-cezirlerle geçen bir yaz gecesi rüyasının özeti bu kadar...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86859
    % 0.07
  • 6.0307
    % -0.16
  • 6.7295
    % -0.18
  • 7.6868
    % 0.12
  • 247.689
    % -0.43
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT