BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İdeolojiler bitti?!..

İdeolojiler bitti?!..

İdeolojiler insanları birbirine düşman eder. İnsanoğlu ne çektiyse bu ideoloji belâsından çekti. Onun uğruna öldü, öldürdü.



İdeolojiler insanları birbirine düşman eder. İnsanoğlu ne çektiyse bu ideoloji belâsından çekti. Onun uğruna öldü, öldürdü. Ne dinî, ne etnik dogma! Ne de sağ/sol çekişmesi gerek bize! Komünizmi de istemeyiz, kapitalizmi de. Bu sözlere bayılıyorum, ben!.. Hele ardından gelenlere? “Efendim, pratik ve pragmatik olmak gerektir!.. Şartlar neyi gerektiriyorsa, o yapılmalıdır.” Öyle mi? Pekiî, bu bir tür “opportunizm” (yani fırsatçılık) değil mi? İdeoloji, o meş’um manası dışında bir felsefenin, bir düşünce sistematiğinin eylem platosudur. Düşünce, fikir ve onun “kültürü” olmadan eylem, anarşi değil midir? Yani, bugün sürdürülebilir bir hayat için, “Düşünmüyorum, o zaman varım” mı diyeceğiz? Ben bu zihniyete isyan ediyorum. Çünkü, bizi çözümlerden uzaklaştırıyor. Palyatif önlemlere mahkûm olmak, bir ülkenin sorunlarını çözmez. Bu ülke bilerek, tartışabilmeli. Paradigmalar üretebilmeli. Paradigma derken “paranın dik alası” diyen zihniyetleri kastetmiyorum. Delillendireyim düşüncelerimi. Meselâ, iktisadî hayatımıza bakalım. -Aman pragmatik olalım! Diye bizi kandırıyorlar mı ne!.. Sosyal demokrat eğilimlerini aştığı sürece Ecevit, “devrimcileşiyor”muş!... Onun için memura, işçiye zam, enflasyon oranı altında kalsa da ne gam!.. Nasıl olsa ideoloji devri bitti!... Bitmedi, diyorum. Küreselleşme vakıa. Uluslararası ekonomi politige de egemen. Öyle ise yan gelip, yatalım, o bizi idare etsin mi diyeceğiz? Bu olgu karşısında (karşıt demedim) devletlerin küresel ekonomik siyasetleri olmalı. İç tehdit, açık ve yakın tehlikelerden gözünü ayırırsa devlet asıl o “olayların” müsebbibi olan bu küresel oluşumlara karşı strateji belirlemeli. Bu strateji, ben yaptım oldu tarzında değil, ulusal mutabakatlara bel verecek ekonomik katılımcılıkla üretilmeli. Bu da felsefe ister, fikir ister, açıkça yazalım, ideoloji ister! Modeller yok değil. 1. Suça dayalı ekonomik kalkınma bir yoldur. Kolombiya gibi uyuşturucu trafiğini elinizde tutun. Rusya gibi mafyaya serbestlik tanıyın. Off shore gibi vergi cennetleri olun. Cayman adalarını örnek alın. Küreselleşmenin “parazitliğine” talip olun. 2. Küreselleşmenin “pasifi” olun. Bırakın yabancı sermaye gelsin. Tahditleri kaldırın. İşçinizi ucuzlatın, ucuz sunun küresel şirketlere, çevre önlemlerini unutun. Nasıl olsa para gelir. 3. Asya Kaplanları’na özenin. Türkü bir Japon gibi çalıştırıp, Güney Koreli gibi “dinlendirin”. Malezyalı gibi tasarruf ettirin. Çinliler gibi önce devlet dedirtin!.. Bu da bir yol. Sıkarsa!... 4. Kuzey Avrupa ülkeleri gibi stratejik şirketlerinizi belirleyin, onları küresel atletizme hazırlayın. Diğer sektörlerde korumacılık yapın. Tabiî, gümrük birliğinden vazgeçebilirseniz?!.. 5. Küresel rekabetçi bir sisteme geçin. Yapısal reformlarınızı yapın. Hem de hemen. Bırakın bankalar batsın. Şirketlerin batmasına seyirci kalın. Kamuyu peşkeş çektirmeyin, halkı devletin borcuna ortak ettirmeyin. Savunma harcamalarınızı azaltın, vs...vs... 6. Veya “ben oynamıyorum” deyin. İçe kapanın. O kadar ekmek, o kadar köfte diye davranın. Antony Giddens’in bile “Üçüncü Yolu” bulmada başarılı olamadığı bir kavşakta, fikren travestilik demek olacak, o da olsun, bundan da şunu alalım marketçiliğiyle Türkiye de kalkınmaz, halk da refaha ulaşamaz. (Not: Dünkü yazım gibi bunu da kesin!..)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86173
    % 0.12
  • 6.0522
    % -0.36
  • 6.7739
    % -0.49
  • 7.675
    % -0.61
  • 250.396
    % -0.35
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT