BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gönüllü elçiler

Gönüllü elçiler

Memleketimizdeki yabancı okulların tarihi Osmanlı İmparatorluğu’nun son devresine uzanır.



Memleketimizdeki yabancı okulların tarihi Osmanlı İmparatorluğu’nun son devresine uzanır. Avrupalılar Osmanlı topraklarındaki hoşgörü, refah ve kanun serbestliğinden yararlanarak peş peşe eğitim kurumları açtılar. 1607 yılında kurulan Saint Benoit Fransız Lisesi herhalde ülkemizde ilk açılan yabancı okuldur. Bu okulu kuran Cizvit rahiplerini kral Dördüncü Henri görevlendirmişti. Sankt George Avusturya Lisesi 1882’de Almanca konuşan Katolik çocuklar için okul ve yetimhane olarak açılmıştı. Notre Dame De Sion Fransız Kız Lisesi 1856 yılında 11 rahibe tarafından kuruldu. Önce sadece Hıristiyan öğrencilere açık olan okula bir süre sonra Museviler, 1863’ten itibaren ise Müslüman öğrenciler kaydolmaya başladı. Robert Koleji’nin kurucularından olan, ilk başkan Dr. Cyrus Hamlin Protestan bir misyonerdi, yirmiyıl süre ile Bebek’te din adamlığı yapmıştı. Okulun temeli 4 Temmuz 1869’da atıldı. Resmi eğitim hayatı 4 Temmuz 1871’de başladı. Açılış törenine ABD’nin Dışişleri Bakanı da katıldı. 4 Temmuz rastgele bir tarih değildir. 4 Temmuz ABD’nin İstiklal Günü’dür. ABD bütün önemli açılışları, önemli temel atma törenlerini hâlâ 4 Temmuz günü yapar. Yabancı bir ülkede okul açmak önemli bir iştir. “İstiklal”in ne olduğunu kavramış devletler okula önem verir. Bütün bu okullar yıllarca ülkemizin en muteber eğitim kurumları sayıldı. Hele Türk sermaye sahipleri eğitim işlerine para yatırmaya başlamadan önce bu okullar memleketin zengin ve akıllı çocuklarının gidebildiği imtiyazlı okullardı. Hâlâ da öyledir. Fakat şimdi özel okullar listemiz hayli kabarık olduğundan bu yabancı okullar erişilmezlik tahtlarını kaybettiler. Bütün bu yabancı okulları vaktiyle din adamları kurdu ve kendi devletlerinden, kendi devlet adamlarından destek gördüler. Hepsi de görünürde Osmanlı topraklarında yaşayan, kendi din ve mezheplerinden olan öğrencilere eğitim vermek gayesini taşıyordu. Ama kaliteli eğitim ile kendilerini ispatlayınca Müslüman Türk aileler de çocuklarını bu okullara göndermek için heveslenip yarışa girdiler. Ben inanıyorum ki esas gayeleri de zaten buydu: Müslüman Türk çocuklarını okullarına çekmek. Bu gayenin de kınanacak bir tarafı yoktur. Her devlet kendi kültürünü, mümkün olan her yerde yeşertmek, yaşatmak ister. İstikbalini düşünen her devlet dünyanın her yerinde kendine dost insanlar ister. Okul bu gayeye ulaşmanın en emin yoludur. Düşününüz ki, bir Türk öğrenci hangi yabancı okuldan mezun oldu ise, o devletin, o milletin gönüllü elçisi gibi yaşayacaktır. Fransız okulunu bitiren bir Türk kızı mükemmel Fransızca bilecek, Fransız kültürünü benimsemiş, kalbi Fransa’ya karşı sempatiyle dolmuş olacaktır. Fransa böyle bir ferdi neden istemesin ki? Tarih boyunca yabancı ülkelerdeki eğitim, sağlık gibi hizmetleri hep din adamlarının yürüttüğünü görüyoruz. Onlar kendi din ve mezhepleri dairesinde “dindar” insanlardı. (Gutenberg’in matbaayı yeni keşfettiği devirler olduğundan şimdiki gibi icra-yı sanat eyleyen gazeteciler yoktu, dolayısıyla “dinci” lafı henüz doğmamıştı) Bu çeşit hizmetler fedakarlık ister, sıkıntılara, yokluklara katlanmak ister. Bunlara katlanmak için imanlı kul olmak şarttır. İmanlı ve idealist olmayan biri çekilen sıkıntılar karşısında pes eder. Bu sebeple işini bilen devlet adamları yabancı ülkelerdeki eğitim ve sağlık hizmetleri için bilhassa dini kisvesi olan insanları görevlendirmişlerdir. Görevlendirmeseler bile, en azından, iman ve ideal aşkıyla yola çıkıp giden misyonerleri desteklemişlerdir. Kendini bilen her devlet, her millet resmi ya da gayri resmi bu çeşit eğitim faaliyetlerini destekler. Türk okulu olarak yabancı ülkelerde açılmakta olan eğitim ocaklarına olan menfi bakışları gördükçe şaşıp kalıyorum. Tarih içinde, hem de kendi vatanımızda, kendi burnumuzun ucunda bunca örneği durup dururken hâlâ uyumakta ısrar etmenin sebebini anlamıyorum. İki yüz yıldır bizim ülkemizde gelip okul açmışlar, istedikleri gibi insan yetiştirmişler, şimdi biz de ayni metodu uygulamaya koyulmuşuz, yanlışlık neresinde? Bu işe kalkışanlar tabii ki maddi kâr ile yola çıkmamış iman ve ideal sahibi insanlar olacaktır. Bir holding yabancı bir ülkede market açar, fabrika açar, atölye açar ama okul açmak en son düşüneceği iştir. Çünkü okul açmak hemen kâr getirecek bir yatırım değildir. Bu düşünce de kınanamaz, elbette ticari kuruluşlar öncelikle kazancını düşünecektir. Öyleyse okul gibi insana yatırım yapılan ve hemen kara geçmeyen kurumları kurmak, yaşatmak, hele yabancı bir diyarda bu işi başarmak için iman ve ideal sahibi insanlara ihtiyaç vardır. Onların önünü kesmeyelim. Yabancı ülkelerde açılan ve kendini kabul ettiren okullardan yetişen öğrenciler Türkiye Cumhuriyeti için gönüllü elçiler olacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT