BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güven bunalımı

Güven bunalımı

Türk cemiyetindeki güven bunalımını kimse inkar edemez. Neredeyse bu toplumda kimse kimseye güvenmiyor! Bu hal tükenişin ve iflasın habercisi değil de nedir?



Türk cemiyetindeki güven bunalımını kimse inkar edemez. Neredeyse bu toplumda kimse kimseye güvenmiyor! Bu hal tükenişin ve iflasın habercisi değil de nedir? Toplumumuzdaki güven bunalımına evvela siyasiler sebep oldu. Her seçim öncesi, gökteki yıldızları vadeden siyasilerin foyası ortaya çıktıkça bunalım derinleşti. Bunda, gelip geçen bütün partilerin ve siyaset adamlarının kabahati vardır Zaten, son senelerde yapılan seçimler ve partilerimizin aldıkları oylar bunun tipik göstergesidir. En büyük partimiz, yüzde 20’ler dolayında oy alabiliyor. Bunun açık seçik anlatımı, toplumun yüzde 80’i, en çok oyu alan partiye ve partililere güvenmiyor. Diğer bir deyişle, siyasette laf yalama olmuştur. Sorarım size; hangi partimiz veya liderimiz umut vadediyor? Etmiyor ki, millet ve bir kısım entelektüel, yeni ve taze arayışların içinde.. Süleyman Demirel’in ziyaretçilerine dikkat ediyorsunuzdur. Hemen hepsi, ‘Baba’yı yeniden mindere davet ediyor! Bir aydır, KHK’yı dilimize pelesenk ettik. Yazmadığımızı, söylemediğimizi bırakmadık. Maksatları aynı, rivayetleri farklı kişiler bile, birbirini dinlemeden karşı tarafı suçladılar; itham ettiler! En mühimi, ‘devlet krizi’ çıkar sözü idi ki, sonunda hiç de öyle olmadığı görüldü. Hem, neden çıksındı ki? Bu tavır bile siyasetçiye olan güveni, daha da sarsmıştır. Neticede başa döndük; yani bir ay öncesine.. Bir kısım basının yönlendirmesiyle millet, hemence taraf olmaya teşne zaten! Kimileri Cumhurbaşkanı’na hak verdi, kimileri ise hükümete.. Biraz dikkatli olanlar Cumhurbaşkanı ile hükümetin ayrı düşünmediğini gördüler. Aralarındaki ihtilaf sadece usulde idi. Usuldeki birbirini dinlememe ve anlamama, onca söze, ithama ve zamana sebep oldu. İşte burada devlet adamlığı vasfı önem kazanıyor ve kuru siyasetçiden ayrılıyor. Türk siyaseti, onlarca senedir devlet adamları yokluğunun sıkıntısını yaşıyor. Devlet adamlığının birinci şartı ise güvendir. Siyasetçilerimizin topluma ve kendilerine yaptıkları en büyük kötülük güvensizliğe sebep olmalarıdır. Bilerek veya bilmeyerek bindikleri dalı kesiyorlar! Böyle bir toplumda, ne denli zecri tedbirler alınırsa alınsın, uygulamaya konulan politikaların, plan ve projelerin gerçekleşme şansı çok azdır. Taraflar, birbirlerine inanmadıkları ve güvenmedikleri için işi sıkı tutmazlar. Birbirlerini idare ederler! Gelmiş ve geçmiş bunca hükümetler, verdikleri hangi sözlerinde durdular ki, budan böyle verecekleri sözleri dinleyen olsun? Çeyrek asırdır biz, enflasyonu düşürmüyor muyuz. Bununla ilgili olarak tedbirler alıp, millete kemer sıktırmıyor muyuz? Hangi hükümet sözünde durdu? Abdullah Öcalan’ı yakalayan ve Abdullah Öcalan belasından sizi biz kurtarırız deyip milletten oy alan ve iktidar olanlar, bugün aynı Abdullah Öcalan’ı beslemiyor mu? Sosyalist geçinen partiler ömürleri boyunca karşı olduklarını iddia ettikleri ‘tahkim’i, iktidar olur olmaz çikarıyor; dini siyasete alet edip din ve dindarın sırtından iktidar olan partiler de İmam-Hatip okullarını ve Kur’an kurslarını kapatmıyor mu bu memlekette? Peki, bu millet hangi siyasetçiye ve neden inanıp güvensin? Besbelli güvenmiyor işte!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT