BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dalga mı geçiyorsunuz?

Dalga mı geçiyorsunuz?

“KHK krizi” veya bunun sebeb olduğu “Devlet krizi” Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeni yasama yılı başlayana dek, “dalgalanmaya” bırakıldı.



“KHK krizi” veya bunun sebeb olduğu “Devlet krizi” Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeni yasama yılı başlayana dek, “dalgalanmaya” bırakıldı. Zaten, “demokrasinin” bizdeki anlamı da, olayları dalgalanmaya bırakmak! Veya “çözümsüzlük çözümdür” demek... Bunların Osmanlıcası da “İdare-i maslahat”! Pratikte, KHK’nın içeriğinin, Cumhurbaşkanının önerdiği gibi, kanunlaştırılması da, bir hayli zaman alacağa benzer. Kanunun nasıl ve ne şekilde çıkacağı hatta çıkıp çıkmayacağı da belli değil. Zira anlaşılıyor ki, mesele Sayın Sezer’in dediği gibi, devlete sızmış devlet karşıtı, irticacı, bölücü vb. memurların tasfiye edilmelerindeki KHK yönteminin usulsüzlüğü, hukuka aykırılığı değil. Sağdan ve soldan bazıları asıl işin esasına, yani bu gibi memurların tasfiyesine, ideolojık ve parti hesapları ile, temelden karşılar. “Hem bu işe TSK ne karışır?” havasındalar. Bu görüşe örnek olarak CUMHURİYET’te Oral Çalışlar, dilinin altında hep bulundurduğu “baklayı” çıkarıyor, asıl tehlikeleri, “şeriat ve bölücülük tehlike mi, degil mi?” diye bir kalemde geçtikten sonra, “Devlet fetişizmini” asıl tehlike sayıyor. Devlete, rejime karşı memurlar oldukları yerlerde kalıp melanetlerine devam etseler, onlar için mesele değil: Güya Atatürkçü ve irticaya karşı entellerimiz için de hiç mesele değil. “Hukuk olsun da devlet yıkılsın!”, onları hiç ırgalamıyor! İşin asıl püf noktası bu. Bunlar son MGK toplantısından sonra, askerlerin de bu konudaki eğilimlerini belli etmesi gereken açıklamayı da “ivedilikle” sözcüğünün gerçek anlamını da, nalıncı keseri gibi kendilerine göre yonttular. Aslında bu açıklamada iki “icracı”, yani “operatif” iki mesaj vardı: “İrticai, yıkıcı ve bölücü akımların kamu kurum ve kuruluşlarına sızmasını önleyecek ve bu faaliyetlere karışmış görevlilerin de süratle ayıklanmalarını sağlayacak, “her türlü düzenlemenin” “ivedilikle” yapılması! Bence “görüş birliğine varılmış” olması yoruma ve anlayışa bağlı proforma bir tabir!.. Ama bazılarının yorumlarına göre sanki “ivedilikle” demek “acele edin” demek değilmiş. Her türlü yönteme KHK dahil değilmiş. Komutanlar da sanki, “nasıl ne şekilde yaparsanız yapın amma 28 Şubat sürecinin bu önemli icabını ivedilikle yerine getirin!” dememişler de bunun sürüncemeye bırakılmasına razı imişler gibi!. Ama arif olanlar.. Silahlı Kuvvetlerin düşüncelerini ve dilini, biraz olsun anlayanlar, Komutanların bu konunun “dalgalanmaya bırakılmasına” hiç razı olmadıklarını anlamışlardır: Bunu başka türlü nasıl ifade edebilirlerdi ki? Asıl mesajlar Ama Komutanların gerçek düşüncelerini TSK’daki devir teslim törenlerinde, hem de Cumhurbaşkanının huzurunda gerek emekliye ayrılan gerekse yeni görevlere gelen Komutanların konuşmalarından anlamak mümkün. TSK gerek irtica gerekse bölücülük konusunda son derecede kararlıdır. Hele bölücülük tehlikesi husunda. Ve özellikle dağlarda TSK’ya yenilen PKK’nın “siyasallaşarak” emellerine varmak istediği hususunda Komutanların söyledikleri, bu tehlikeyi politikacıların anlayamadıkları kadar anladıklarını ve takip ettiklerini gösteriyor. Ben de, naçizane aylardan beri Öcalan ve PKK konusunda aynı şeyleri söylüyor ve aynı tehlikeye işaret ediyorum. Ve burada imzamla tekrar ediyorum: Avrupa Birliği hayaline takılarak. Öcalan’ın idam hükmünü bir daha infaz edilmemecesine askıya almak, hem onun siyasallaşmasına hem de bölücülüğün siyasallaşmasına yol açmıştır... Avrupa Birliği-Kopenhag Kriterleri diye, insan hakları diye, Kürtçe Radyo ve TV’lere, Kürtçe Egitime imkan vermek Üniter Devletin altına sokulan saatli bombalar veya Kürdistan Devletinin temel taşlarıdır.. Komutanlar bunları hep görüyorlar ama maalesef siyasilerin çoğu ve medyadaki enteller göremiyorlar! Nadire Mater olayı Sırası gelmişken Nadire Mater olayına da temas edeyim... Silahlı Kuvvetleri ve PKK ile mücadele eden askerlerimizi aşağılayan bu kadın -ki maalesef şerefli bir Generalimizin de kızı- yargılanıyor. Hüküm zamanı yaklaştı. Şimdi onu kurtarmak kampanyasına yabancılar da destek veriyor, “Mater ordumuzu aşağılamakla gazetecilik görevini yapmış!” Duruşmalara katılmak için özellikle gelen CNN Muhabiri Peter Arnet (bu şahıs Amerikan Ordusunu da, Vietnam’daki olayları tahrif ederek aşağıladığı için CNN’de kerhen tutulmakta) Nadire Mater’e destek olmak için gelmiş ve “Mater beraat edecek çünkü doğruları yazdı” dermiş. El hak bu manevi baskılar altında beraat edebilir de... Tıpkı Mısırçarşısı bombacısı Pınar Selek “kızımızın da” beraat edebileceği gibi... Vatansever Birkaç hafta evvel Amerika’da görüp yorumladığım VATANSEVER (The Patriot) filmi, şimdi Türkiye’de de gösterimde. İsteyenler o zaman bu konuda yazdığım İnternet’teki TÜRKİYE gazetesi arşivinden okuyabilirler. (Tarihi: 25 Temmuz 2000 ) GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Gerçeklerin, sonunda ne yapıp yapıp gene ortaya çıkmak gibi acaip bir inatçılıkları vardır!” Disraeli
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT