BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Reklamlar ve gerçekler

Reklamlar ve gerçekler

Çocuk yetiştirmenin ne kadar zor bir iş olduğunu unutmuşum. Bir kaç aydır kızım annemin yanında kalıyordu.



Çocuk yetiştirmenin ne kadar zor bir iş olduğunu unutmuşum. Bir kaç aydır kızım annemin yanında kalıyordu. Hayatımı tekrar düzene koyduktan sonra nihayet kızımı yanıma alabildim. Ayrı kalmak ve arada sırada görüşmek tarifi zor bir acı veriyordu. Çok iyi bakıldığını bilmeme rağmen içimde hep bir şeyler kırık oluyordu. Kendimi yetersiz hatta acımasız bulmaya başlamıştım. Yaşayanlar bilirler. Bu suçluluk duygusu insanı kemiren, tüketen bir illet. Fakat hiç onaylamayacağım bir biçim olsa da sonuçta insan bazen bazı şeyleri yapmak zorunda kalıyor işte. Neyse. Onsuz kaldığım bir kaç ay içinde bazı alışkanlıkları değişmiş. Büyümüş. Tabii bu büyüme sürecinin önemli bir bölümünü kaçırmış bulunuyorum. Bu da ayrı bir vicdan azabı. Her zaman büyüklerimiz, çocuk büyüdükçe sorunların artacağını söyler. Açıkçası ben bu sözleri yarım kulakla dinlerim. Ne de olsa ilk bebeklik dönemi çok güçtür. Küçücük bedenini kucağınıza almaya bile çekinirsiniz. Sanki kırılacakmış gibi hissedersiniz. İyi hatırlıyorum kızımı ilk kez yıkamaya kalktığımda daha tecrübeli bulduğum iki bayan arkadaşımı çağırmıştım yardıma. Tam üç kişi küçücük bebeği kan ter içinde yıkamıştık. Şimdi düşünüyorum da onlar güzel günlerdi. Dediğim gibi bebeklik dönemi bana hep kabus gibi gelir. Çünkü ağladığında derdini anlayamazsınız. Doktorlar bile öncelikle sorunun ne olmadığını araştırır. Diş çıkartması, hastalanması derken kendinizden geçersiniz. Nefes dinlemekten bir hal olursunuz. Bu arada zaman hep geçer. Farkında olup olmamanız hiç bir şeyi değiştirmez. Bir gün bir de bakarsınız ki en yakın arkadaşlarınız tarihe karışmış, sizin bütün düzeniniz değişmiş hatta siz değişmişsiniz. Engel olamadığınız muhasebe fasılları başlar. Bunun hiç faydası olmadığını aylar hatta seneler sonra anlarsınız. Bütün bunlar yaşanırken küçücük bebeğiniz büyümüştür bile. Bebeklikten çocukluğa terfi etmiştir. İşte o zaman büyüklerin sözünün masal olmadığını anlarsınız. Tıpkı benim gibi. Gelişen ve özgürleşen dünyanın kurbanlarıyız bizler aslında. Hareket alanımız daha geniş olduğu için kendimizi matah bir şey zannediyoruz. Halbuki hayata ait bazı detaylar asla değişmiyor. Annelik, babalık, aile olabilme meselesi gibi. Dünyaya getirdiğiniz çocuğunuza karşı sorumluluklarınız o kadar fazla ki ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Bütün bunlar şikayet değil. Tam tersine her gün şükrediyorum anne olduğum için. Ama diğer taraftan nasıl bir anne olduğum sorusuyla baş etme gayretim var. Bazı anne örnekleri var hayranlık beslediğim. Bütün vaktini çocuğuna veren, hayatını ona göre şekillendiren hatta kendi hayatından vazgeçen anneler. Onlara profesyonel anneler diyorum ben. Sanki dünyaya salt bunun için gelmişler. Doğal olarak başarılılar. Korkarım ben bu gruba dahil edilemem. Zaten bu yüzden kendimi kötü hissediyorum ya. Geçen gün yazdığım bir yazıyı teyid ediyorum. Bir insanın aynı anda hem başarılı bir iş kadını hem iyi bir ev kadını hem de mükemmel bir anne olması mümkün değil. Bunlardan en az bir tanesini elemeniz lazım. Daha da net bir sonuç için sadece bir tek rolü seçmeniz gerekiyor. Halbuki günümüzde bizler hepsini birden olmaya koşullandırılıyoruz. Televizyondaki reklamlara dikkat edin. Son derecede güzel, bakımlı ve şık bayanlar yakışıklı erkeklerle evliler ve en az iki tane yaramaz çocukları var. Kadınlar belli ki dışarıda da çalışıyorlar çünkü zenginlik her kareden fışkırıyor. Mükellef sofralar kurup kendi pişirdikleri leziz yemekleri ikram ederken bir yandan da bembeyaz örtülerini hangi deterjanla yıkadıklarını anlatıyorlar. Bunların hepsi masal. Tek başınıza böylesi bir tablo çizemezsiniz. Ya da ben çok yeteneksizim. Sözün Özü Roma’da ikinci olacaðýma köyümde birinci olmayý tercih ederim. L E V H A En güzel özgürlük kölelerin düþlerinde gördüðüdür.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT