BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Benden daha aptallar varmış?!.”

“Benden daha aptallar varmış?!.”

- İki liseli kız, koca şehri birbirine katmışlar. - Nasıl katmışlar?.. - Birçok evi arayıp, “Tek jetonumuz var, acil durumdayız” deyip, aklı bir karış havadaki kadınları kandırıp, kimini hastaneye, kimini postaneye, kimini karakola göndermişler...



Sivas’tan Sayın Fatma Pekşen’in gönderdiği, ekranlardaki komedi programlarını aratmayacak derecede komedi türü denemeye bugün de devam ediyoruz... Eyvah!.. Patlıcanlar kararacak, çevirip geleyim de öyle arayayım verdikleri numarayı... Neyse ki kararmadan yetiştim. Ne demişti telefondaki kadın: “... numarayı ara, Sultan Kuaförden Vedat’ı iste!” Tamam çevireyim: - Alooo... - Beyefendi, Vedat Beyle görüşecektim. - Burada öyle birisi yok.. - Nasıl olur canım, telefondaki kadın Vedat bey demişti. - Bacım burada Suat var, Vedat yok. Hımm, doğru olabilir, belki de heyecandan ben şaşırdım, Suat dedi de Vedat anladım. Vantilatör, çamaşır suyu, karnıyarık derken... - Aloo, buyrun ben Suat... - Beyefendi eşiniz doğum yapıyormuş... Az önce hastaneden aradılar. Evden valizi de alıp gidecekmişsiniz... - Ne doğumu?... Bizim hanım altmışbir yaşında, gelin hamile amma daha üç aylık, yanlışınız olmalı. - Ama Sultan Kuaförden Vedat, şeyy Suat Beyi Hastaneye gönder dedilerdi... - Ne kuaförü, burası kaportacı dükkânı... - Dükkânınızın ismi ne?.. - Aslan Kaporta... - Hay Allah, özür dilerim... - Bir de özür diliyor... Dalganı başkasıyla geç... ... Patlıcanları yakma pahasına, kömürleşmiş görüntüsüyle ahçılık hayatımın en kötü karnıyarığını sunuyorum bizimkilere... Dünkü aşeren adam bile beğenmiyor. Yoğurt ekmekle idare ediyor zavallı. Ne yapayım, ben mi istedim öyle olmasını?.. Patlıcanları ocakta unutup, telefon rehberini kucağıma alıp sa tır satır Sultan Kuaför’ü araştırdım. Adı Sultan olup, birisi pastane, birisi market, diğeri de mobilyacı olan üç işyerini arayıp Vedat ya da Suat diye birisi çalışıyorsa konuşmak, acele hastaneye göndermek istedim amma, hiç birinde de öyle birisi yoktu. Akşama kadar içim içimi yedi. Bir de bana güvendilerdi. Acaba doğum oldu mu?... Normal mi, sezaryen mi?... Yoksa Allah korusun kötü bir şey mi oldu?. Hastaneyi arasam öğrensem diyeceğim ama, ismini bile bilmiyorum. Sahi, kimdi beni arayan. Bula bula en yetkili beni mi buldular?... Niye o tek jetonla kocasını değil de beni aradılar?.. İnşallah kötü bir şey olmamıştır... Kız mı oğlan mı acaba?... Yoksa ikiz mi?... Durumumuz acil demişti, Allah vere de kan kaybı olmasa... Yoksa ben kendi kendimi bitiririm... Nasıl öğrensem acaba?... Yoksa Sultan kelimesini de mi ben uydurdum?... Onun yerine emir, şah, çar, padişah, raca vs. olan dükkân adı söyledi de ben öyle mi anladım?... Hay Allah, ne yapsam?... Tekrar rehbere mi baksam acaba?... Ama vakit geç oldu... - Hanım, televizyona baksana; ne aptal insanlar var şu dünyada?... - N’olmuş ki?... - İki liseli kız, koca şehri birbirine katmışlar. - Nasıl katmışlar?.. - Birçok evi arayıp, “Tek jetonumuz var, acil durumdayız” deyip, aklı bir karış havadaki kadınları kandırıp, kimini hastaneye, kimini postaneye, kimini karakola göndermişler. - Allah Allah hiç mi kimse uyanmamış... - Uyanmış, uyanmışlar da birisi polisten yardım isteyince uyanmışlar... - Ben şanslıyım arkadaş, kömür gibi karnıyarık yapsa da bizim hanım akıllı hiç değilse... Böyle şeylere inanmıyor... - !!??..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT